Urfalı Ermeni kadın fedai; Mariam Çilingiryan

Nubar OZANYAN yazdı —

15 Kasım 2022 Salı - 07:30

  • Zulmün ve ağır erkek egemen yaşamın altında ezilen kadınlar yerlerinden kalkıp zincirlerinin ilk halkasını kırdıklarında ölü topraklar, yaşam ve özgürlük toprakları olacaktır. Çocukları öldürülmeyen bir dünya yaratılacaktır.

Her kötülüğü ve zulmü yapma gücüne sahip olanlar ile varlığını ve değerlerini korumaya çalışan ve “geri dönüp dövüşmeye devam eden”ler arasında kavga her dönem var olmuştur. Tarih; şovenizm ve dinle, erkek egemen zihniyetle kirlenmiş faşistlerin zulmü kadar özgürlük ve onurları için direnen kadın direnişçilere de tanıklık etmiştir. Tarihin karanlık zulüm yüzü kadar tarihin kadın parlak direniş yüzü de vardır. Kan ve büyük emekle edilmiş kadın direniş bilgisi, dünden daha fazla ihtiyaç halindedir. 

Hiç tarih bilgisi olmayan birinin dahi “Jin Jiyan Azadi” sloganının bugünün İran’ını nasıl bir özgürlük ateşine döndürdüğünü görebilir.

Özgürlük ateşinin bugün nasıl da dünya kadınlarını sardığını görebilir. Bugün her zamandan daha fazla ateşi her tarafa yayma zamanıdır.   

Tarih ve insanlık tanıktır ki, en doğru ve en haklı var olma mücadele biçimi direniştir. Karşı koyma, biat etmeme, ezenlere benzememe, mazlumların her dönem başvurmak zorunda kaldığı yol olmuştur. Eğer direnişin öncüleri kadın devrimcilerse tarih bir başka aydınlık renklerle yazılır. Her direnişçi akıllarda kalır. Eğer direnişçi “direnerek öleceğiz” diyen kadın öncüler ise “özgürlük” ağaca, kayalara, okul defterlerine ve hafızalara silinmezcesine yazılır. 

Hiçbir direniş yoktur ki ondan önceki adımı ve örneği olmasın. Ermeni-Süryani-Rum kadın direnişçilerin mücadelesi bilinip anlaşılmazsa bugün Kürt kadın özgürlük gerillalarının kahramanca direnişi yeterince anlaşılamaz. Kürt kadın gerillaları bugün geçmiş direnişçi kadın geleneğini sürdüren ve geliştiren çağdaş tarih yazıcılarıdır. Adına Ermenistan ve Kürdistan denilen topraklarda çıldırtan zulüm ve soykırımlar yaşanmışsa büyük karşı koyuşlar da yaşanmıştır. Direnenler, zalimlerden daha güçlü “imkansızı ve zoru başaran” notlar düşmüşlerdir tarihe.  

Maryam Çilingiryan, Khanum Ketenciyan, Aguli Tatulyan, Sultan Simyan, Eddessalı (Urfa) Ermeni kadın direnişini örgütleyen öncülerdi.

Osmanlı askeri Ermeni mahallerine girerek, halkı zorla evlerinden çıkarıp sürgün yollarını ölüm yollarına çevirmek isterler. Maryam Çilingiryan ve Khanum Ketenciyan kurdukları “Kadın Birliği”yle Osmanlı askerlerini Ermeni mahallelerine sokmamak için direnirler. 30 kişilik “Kadın Birliği”ni kurup komutanlık yapan Khanum Ketenciyan, Osmanlı-Türk soykırımına karşı silah elde savaşır.  

Aguli Tatulyan, Hacın (Adana’nın Saimbeyli ilçesi) direnişinde yer alır. Hacın’ın soykırımcı Osmanlı işgal saldırısından kurtulan dokuz direnişçi kadından biri olan Aguli, saçlarını tıpkı Fransız kadın direnişçi JAN D’ARC gibi kestirip erkek kıyafetleri giyerek direnişe katılır. Erkek elbiseleri giyip direnen Ermeni kadın fedailer, ilk eylemlerini Osmanlı karakolunu işgal ederek gerçekleştirirler. Karakolda bulunan tüm silahları toplayarak mahallelerine dönerler. Direniş dalga dalga Ermeni mahalle ve evlerine yayılır. Umut, Ermeni kadınların bilinç ve yüreğine serpilir. Umut, bir kez daha zalimin silahından daha güçlü direniş fikrini büyütür.   

Soykırım emrini veren Alman subayları bölgedeki çetelerle birlikte kadın özgürlük direnişini kırmaya çalışırlar. Zorlu bir çatışma sürer Urfa’nın Ermeni mahallelerinde. Maryam Çilingiryan, bu çatışmalar içinde direniş arkadaşlarıyla birlikte şehit düşer. Khanum ve dört yoldaşı ise tutsak düşer. 

Osmanlı subayı Khanum’ın teslim olması durumundan hayatının bağışlanacağını, eşi olmayı kabul etmesi durumunda ise kendisi için yeni bir hayatın başlayacağını söyler. Kahnum’ın cevabı açık ve net olur. Hayatı bağışlanırsa “Geri dönüp direnmeye devam edeceğini, direnerek ölmeyi seçeceğini” belirtir. Eşi olması sorusunu ise “şerefsizlik” olarak yanıtlar. 

Khanum cebinde sakladığı tabancayla Osmanlı subayına hak ettiği cezayı verir. Katiller Khanum Ketenciyan’la birlikte dört kadın direnişçiyi kurşuna dizerler.  

Zulmün ve ağır erkek egemen yaşamın altında ezilen kadınlar yerlerinden kalkıp zincirlerinin ilk halkasını kırdıklarında ölü topraklar, yaşam ve özgürlük toprakları olacaktır. Çocukları öldürülmeyen bir dünya yaratılacaktır. 

Dünyayı ve yaşamı ancak akılları ve elleriyle birlikte emekçiler ve kadınlar yeniden yaratabilir. 

Işık yalnızca kadınların ve emekçilerin üzerinde parlar.  

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2023 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.