Hrant Dink bundan tam 8 yıl önce katledildi. Dink katledilmeden önce hedef gösterildi. 'Halkı kin ve düşmanlığa  tahrik ettiği, Türklüğü aşağıladığı gerekçesi'yle yargılandı.  Adliye binaları önünde linç edilmek istendi. Bu linç mahkeme salonlarına kadar yansıdı. Hrant Dink linç edilmeye çalışılırken, demokrasi güçleri onu yeterince sahiplenemedi. Aydınlar, yazarlar, sanatçılar Hrant'a sahip çıksalar da, bu destek yeterli ve güçlü değildi. Mahkemeden aldığı hapis cezasının ardından, konuyu AİHM'e taşımış ve son yazısında, "Dilerim böylesi bir terk edişi hiç ama hiç yaşamak mecburiyetinde kalmayız. Yaşamamak için fazlasıyla umudumuz, fazlasıyla da nedenimiz var zaten. Şimdi artık Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuruyorum. Bu dava kaç yıl sürer, bilemem. Bildiğim ve beni bir miktar rahatlatan gerçek şu ki, hiç olmazsa dava bitene kadar Türkiye’de yaşamaya devam edeceğim" demişti
Yazısının son cümlesi ise: "Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz. Güvercinler kentin ta içlerinde, insan kalabalıklarında dahi yaşamlarını sürdürürler. Evet biraz ürkekçe ama bir o kadar da özgürce."
Hrant bunları yazmış, televizyon kanallarında hep dillendirmişti. Ama hesaplayamadığı bir şey vardı. Bu ülkede Güvercinler de dahil herkese dokunulduğunu düşünmek istemedi. Ölümü öncesinde Hrant'a kurulan kumpas, ölümü sonrasında da devam etti. Onu vuranlar yakalandı, yargılandı fakat bu işi kimin örgütlediği, kimin yaptığı ise bugüne kadar bulunamadı. Hrant vurulmadan önce, Trabzon'dan İstanbul'a kadar onlarca kamu görevlisinin bu saldırıdan bir şekilde haberdar olduğu da açığa çıktı. 17 ve 25 Aralık operasyonlarının ardından hükümet ile cemaat arasında yaşanan gerginlik sonrasında bu dosya yeniden açıldı. Kamu görevlileri tutuklanmaya başlandı fakat bu soruşturma sürecinin nereye kadar uzayacağını ise kestirmek mümkün değil.
Bu ülkede Sabahattin Ali'den başlayıp, Vedat Aydın, Musa Anter, Cem Ersever, Uğur Mumcu, Faik Candan, Mehmet Sincar  ile devam eden ve cinayetler dizisi bugün Cizre'de devam ediyor.
Son olarak Hrant Dink demokrasi ve özgürlükler konusunda bir çok aydın, yazardan farklı düşünmekteydi. Zaten onu da hedef yapan bu yönüydü. Hrant Dink ile 2003 yılı Eylül ayında aydın, gazeteci ve yazarların İran'da 10 günlük gezisinde tanımıştım. İsfahan'da Ermeni Kilisesi'ndeki Ermeni Müzesi gezisindeki tutumu biraz garip gelmişti. Müze görevlisi "Müze Ermenilere ücretsiz, Ermeni olmayanlar ücret ödeyecek" dediğinde itiraz etmiş ve müzeyi gezmeyi reddetmişti.
Hrant Dink'in barış, demokrasi ve özgürlükler konusundaki  mücadelesi, onu hedef haline getirmiş, Hrant'ın ortadan kaldırılması konusunda konsensüse varmış kesimlerin el birliğiyle Hrant Dink cinayeti planlanmış, adım adım da uygulamaya konulmuştur. Cinayetin üzerinden 8 yıl geçmesine  rağmen hala aydınlatılmamış olması ise bu işin ne kadar derinlerde planlanarak uygulandığını bizlere göstermektedir. Devletin tüm bu faili meçhuller ve yargısız infazlarla yüzleşmesi gerekir. Bu yüzleşme sağlanmadan demokrasinin tüm kural ve kurumlarıyla işletilmesi mümkün değildir.
* Başlık, Hrant Dink'in Agos Gazetesi'nde çıkan son yazısından alınmıştır.