Doğu Kürdistan sınırları içinde bulunan Urmiye Gölü’nde 2000’li yıllarda kuraklık baş gösterdi ve gölün suları büyük oranda azaldı. Bu bahar aşırı kar ve yağmur yağışları göldeki yaşama yeniden güç kattı. Urmiye Gölü’nün bölge yaşamındaki önemi büyüktür. Gölün kuruması durumunda bölgede yaşayan 15 milyon insanın yaşamı olumsuz etkilenecektir.

Kakşar OREMAR

Urmiye gölü renkli bir nakış ve altın bir yüzüğün ortasına yerleştirilen değerli bir elmas gibi. Gölün batısı yüksek dağlarla, doğusu ise uçsuz bucaksız ovalarla çevrilmiş. Bin yıllardır birçok uygarlığa şahitlik yapan kadim bir kentin adeta var oluşunun can suyu gibidir. Doğanın nefesi ile buluşan gölün nefesi, yöre halkına bahşedilen ölümsüz bir miras gibidir adeta.

Sınırsız acılar ve zulümlere de şahitlik yapan Urmiye Gölü kimi zaman da Kürdistan’ı sömüren güçlerin saldırıları sonucu bazen de ‘kandan bir fistan’ giymiştir.

Urmiye Gölü ve kenti, feleğin çarkını, geçilen uzun devranları aklımıza getiriyor. Dim Dim Kalesi savaşı ve direnişi, fedakarlıklarla dolu serhildanlar… Ve Safevi, Qarcari, Pehlewî ve İran rejiminin Kürtlere yönelik soykırım saldırıları Urmiye Gölü etrafındaki şehir, kasaba ve köylerde pratiğe geçirilmiş. Kürtler burda birçok kez ölüm kalım mücadelesi verdi. Emîrxanê Lepzêrîn’den Şêx Ubeydullah Nehrî’ye kadar, Simkoyê Şikakî’den Qazî Mihemed ve Dr. Mihemed Qasimlo’ya kadar bu bölge sürekli başkaldırıların merkezi olmuştur. Bu yüzden de Doğu Kürdistan’da bu bölgede yaşayanlarla Kurdistanî kimlik ve siyasi duruş özdeşleşmiş durumda. Urmiye ve Wan gölü arasında kalan bölgedeki topraklar tarihi ve direnişleriyle Kürtlerin yaşamında hayati bir öneme sahiptir. İran devletinin sınırları içerisinde yer alan Kürdistan toprakları 124 bin 950 kilometre, bazı kaynaklara göre de 175 bin kilometre karedir.

Bölgenin en eski halkları Kürtler ve Ermenilerdir. Azeriler de 500 yıl önce bölgeye yerleştirildi. Urmiye eyaleti şimdiki İran rejimi tarafından ‘Batı Azerbeycan’ olarak idari bir isimlendirmeye tabi tutulmuştur. Ancak nüfus ve toprak bakımından Kurdistanî bir kimliğe sahiptir.

Bugün Azerbeycan olarak adlandırılan Atrupatkan ya da ateşin yurdu, Med İmparatorluğunun sınırları içindeydi.

Türkler ilk kez Selçuklular (1038-1157) döneminde Kürt, Ermeni ve Asurilerin yaşadığı Urmiye bölgesini egemenliği altına aldı. Selçukluların egemenliğine rağmen Urmiye’deki temel güç ve nüfus yine Kürtlerdi.

   

Kuraklık dönemi ve mevcut durum

2000’li yıllardan itibaren Urmiye Gölü ve çevresinde kuraklık baş gösterdi ve gölün suları yavaş yavaş çekildi. Son 5 yıl içerisinde su oranı yüzde 88-90 civarında düştü. 2019 baharında hava durumunun değişmesi, aşırı yağışlar ve yoğun yağan karın erimesi göldeki yaşama yeniden güç katmış durumda.

Urmiye Gölü’nün bölge yaşamındaki önemi büyüktür, tamamen kuruması durumunda aşağıdaki trajik sonuçları beraberinde getirecektir:

- Yakın ve uzak kentlerden 15 milyon kişi yerini yurdunu terk etmek zorunda kalacaktır.

- Cilt ve solunum ile ilgili hastalıklar son süreçte gölün çevresindeki kent ve köylerde yoğun bir şekilde görülmeye başladı. Sağlık kuruluşları son üç yılda söz konusu sağlık sorunlarıyla ilgili yoğun çalışmalar yürütmüş, raporlar hazırlamışlardır.

- Gölün çekilmesiyle birikecek tuz yığınları, toprak altı ve toprak üstü tüm canlıların hayatını yok edecek ve çevredeki insanların yaşamına tehdit oluşturacak. Buranın ekosistemindeki tahribat yayılarak Kürdistan, Azerbaycan ve İran topraklarının önemli bir bölümüne zarar verecek. Bu bölgelere komşu ülkelerin toprakları dahi bu durumdan etkilenecek. Göl suyunun azalması ve tuzlanma oranının artması nedeniyle tuzlu suda yaşabilen ve bölgeye göç eden canlılar dahi olumsuz etkilenmeye başladı. Bölgedeki flamingoların sayısındaki azalma yine suda yaşayan Artimiya isimli canlının yok olmakla karşı karşıya gelmesi buna örnek verilebilir. Urmiye Gölü’nün daimi misafirleri olan flamingoların artık hangi yöreye göç ettikleri bilinmiyor.

Turizm ve sağlık imkanları

Onyıllardır Urmiye Gölü’ne yoğun turist akını vardı, ancak suların azalmasıyla birlikte bölgeye gelen turist sayısı büyük bir oranda azalmış. Gün batımını izlemek, fotoğraf çekmek, tekne turlarına katılmak, bölgeye göç eden flamingo, pelikan, leylek gibi kuşları izlemek, göldeki adaları incelemek için binlerce turist bölgeye gelirdi. Yine gölün kum ve çamurunun romatizma, cilt hastalıkları, kadın hastalıkları gibi birçok hastalığa iyi geldiği bilindiği için binlerce kişi de şifayı Urmiye Gölü’nde arardı. Yine gölün tuzlu sularında yüzmenin damar hastalıklarına iyi geldiği bilinmekteydi. Eklem ağrılarının giderilmesi-azaltılması, astım, bronşit ve sinüzit gibi bir çok hastalığın ilacının da Urmiye Gölü’nün tuzlu suları olduğu tespit edilmişti.

   

Gölün coğrafik konumu

Urmiye Gölü, Kürdistan’ın kuzey doğusu ile İran’ın kuzeyine düşüyor. Wan ile Urmiye Gölü arasında kalan topraklar birçok medeniyete beşiklik etmiştir. Bunlar Med, Sekan, Sermetiyan vb medeniyetlerdir. Göl, ismini Urmiye kentinden alıyor ve şu isimlerle biliniyor; Kürtler Gola Urmi, Gola Wirmê, Gola Urmiye diyorlar. Ermeniler ise Kebotan, Keputan diyor. Azeriler ise Urmu Gölü diyorlar. Antik Pers imparatorluğu Çiçest ismini vermiş. Orta çağda Kebodan ismi kullanılırken Latince’de ise Lakus Matînus( Lacus Matianus) olarak adlandırılmış.

Kürdistan’da Wan’dan sonra ikinci göl, İran sınırları içerisinde ise en büyük tuzlu su gölüdür. Dünyadaki büyük göller arasında 25. sıradadır. Tuzluluk oranı olarak ise Ortadoğu’nun en tuzlu sularına sahip göl statüsündedir. Gölün tekrar eski su seviyesine ulaşıp ulaşmaması havanın durumuna ve bölgedeki yağış oranına bağlıdır. Suların çekilmesiyle oluşan tuz tepeleri, bölgedeki birçok verimli toprağa da zarar veriyor.

Gölün kurtarılmasıyla ilgili olarak İran rejimi geçmiş yıllarda pratikleşmeyen sözlerden ibaret bazı açıklamalarda bulundu ve yaşanan insani ekolojik trajedinin önlenmesi için hiçbir girişim yapmadı. Tuz yığınları ve kötü kokudan ötürü bölgede yaşayan hayvanlar ve göçmen kuşları kaçırtıyor. Eskiden yeşilin tüm tonlarını içinde barındıran gölün birçok bölümünde şimdi kefene benzeyen beyaz bir örtü duruyor. İnsan eliyle yapılan tahribatlar, yanlış politikalar adeta ölümü bekleyen bir hastaya dönüştürmüş Urmiye Gölü’nü. Ve Urmiye ile birlikte sonraki kuşakların geleceği de yok oluyor.

Gölün mevcut durumu

Bu yıl bölge yoğun yağışlı geçti. Bu yağışlar gölün sularının yükselmesine ve yaşamın bir nebze olsun canlanmasına olanak verdi. Son 5 yılın en iyi seviyesine gelmiş ve suların yüksekliği 1271 metre 48 cm’ye ulaşmış. Doluluk oranı ise yüzde 50. Gölün eski sınırlarına gelmesi için 5 milyar metreküp suya ihtiyaç var. Mevcut durumda sular kendi ekolojik seviyesinin 3 metre altında bulunuyor. Geçen senelerde tuzluluk oranının yoğunlaşması üzerine sular bazı alanlarda kırmızı renge bürünmüştü.

Doğu Kürdistan’da çok sayıda nehir ve akarsu var. Çemê Zêrîn (Cexto), Çemê Sîmîn (Teteho) Kürdistan’ın birçok yerini dolaştıktan sonra Urmiye Gölüne dökülüyorlar. Çemê Kelwê, Çemê Qizilozun, Çemê Sîrwan, Çemê Elwend, Çemê Qeresû ve Çemê Gamasawîş Doğu Kürdistan’daki diğer nehir ve akarsulardır.

Urmiye Gölü’nü dönemsel ve sürekli besleyen ırmaklar da şunlardır: Çemê Tehl, Sîmîne û Zerîne, Gader, Berandiz, Nazlû, Zûla, Çemê Bajar ve onlarca küçük akarsu.

Gölün kurumasıyla birlikte etkilenen şehirler ise şunlar: Miyane, Xoy, Tebrîz, Meraxe, Urmiye, Mahabad, Miyandav, Neqede, Salmas, Pîranşar, Şino, Azerşehr ve gölün çevresinde bulunan birkaç ilçe ve kasaba.

Gölün kuruma nedenleri

Gölün kuruması ve sularının azalmasının temel nedeni kuraklık gibi doğal olaylar. Yine insanların bilinçsizliği de bunda etkili oluyor. Bu nedenleri sıralayacak olursak:

1. Gölü besleyen akarsuların temizlenmemesi ve suyun akışının sağlanmaması.

2. Son yıllarda yağış oranının çok düşmesi.

3. Tarım amaçlı olarak açılan ve binlerle ifade edilen sondaj-sulama kuyularının açılması.

4. Göle akan nehirler üzerinde onlarca barajın kurulması. 99 tane olduğu bilinen barajların tümü İran rejiminin tamamen ekonomik amaçlı projeleri sonucu inşa edildi. Yapımı tamamlanan 50 barajdan 47 tanesi Tebriz eyaletinin sınırları içinde yer alıyor. 50 baraj Urmiye’nin bulunduğu eyalette yer alırken iki tanesi de Sine’de bulunuyor.

5. Tebriz ve Urmiye kentleri arasında ulaşımı bir saat kısaltan köprünün yapılması. Köprünün inşaası ile birlikte göl suları iki bölüme ayrıldı.

6. Urmiye ve Tebriz bölgesinde aşırı su tüketimine dayalı tarımın yapılması. Göle akan sular tarım amaçlı kullanıldığı için göl beslenemiyor.

7. Son yıllarda yaşanan küresel ısınmadan ötürü göl sularının buharlaşma oranı arttı. Taşlaşan tuz yığınları gölün altından gelen su kaynakların çıkışını engelliyor.

8. Gölün üzerindeki tahribatların sona erdirilmesi ve gölün kurtarılması için çevrecilerin gösterdiği çaba ve etkinlikler sonuç vermedi. Yetkililer bu talepleri kulak ardı etti.

9. Modern tarım adı altında Urmiye Gölü çevresinde kazılan 120 bin sondaj kuyusu göle akan yer altı ve yer üstü suları engelledi. Bu bölgede ciddi bir susuzluğa yol açtı ve kırsal alanda önemli bir nüfus göç etmek zorunda kaldı.

Gölün durumu: Öncesi ve şimdi

Gölün çapı 1984’te 51,876 kilometre idi. Gölün uzunluğu 140 km, genişliği 55 km idi. Gölde 120 adacık bulunuyor. Gölün etrafında kurulan turistik tesisler suların azalması nedeniyle günümüzde boş duruyor. Urmiye ya da öbür adıyla Çiçest gölü dünyada en tuzlu ikinci gölüdür. Binlerce yıldır çevresine yaşam vermiştir. Ancak son yıllarda yanlış devlet politikaları, talancı yaklaşımlar, yanlış tarım politikaları ve kurulan barajlardan ötürü son 10-15 yıldır göl tamamen kuruma noktasına geldi.

Haşim Rafsancani döneminde gölün içinde geçen Urmiye-Tebriz arasındaki köprünün yapılması da büyük zarar verdi. Zembil dağından getirilen milyonlarca ton toprak göle boşaltıldı. Gölü ikiye ayıran bu inşaat suyun akışını durdurdu ve adeta gölü nefessiz bıraktı. Bu yılki yoğun yağışlar toprağa nefes vermişe benziyor. Bu canlanmanın ne kadar süreceğini kestirmek de güç.

Eğer göl tamamen kurursa!

Mevcut durumda gölün yarısından fazlasının kuruması bölgede eko-sistemi bozdu. Tarıma elverişli topraklar tuzlandı ve çevredeki bağ-bahçeler kurudu. Tarımın bitme noktasına gelmesi sonucu yüzlerce aile bölgeden göç etti. Suların çekilmesiyle Urmiye bölgesinde iklimsel değişiklikler de meydana geldi. Kışlar çok soğuk, yazlar da aşırı sıcak geçiyor. Bu iklimsel çarpıklık tarımsal ürünlerin azalmasına ve kurumasına neden oluyor. Eskiden kentin pazarlarını şenlendiren elma ve üzüm artık üretilmiyor. Eko-sistemin bozulması sonucu köy yaşamı diye bir şey kalmadı.

Geçen senelerde herkes Urmiye Gölü’nün son demlerini yaşadığına inanıyordu. Bu yılki yoğun yağış olumlu ama sorunların çözüldüğünü söylemek de mümkün değil. Gölün kurumasına yol açan nedenlerin ortadan kaldırılacağı çalışmalar ivedilikle devreye konulmazsa ise bölgede insani-ekolojik felaket baş gösterecektir.

Gölün kuruması ile milyarlarca metreküp tuz bölgede kalıyor. Normal bir rüzgarda bile tuzlar geniş araziye yayılıyor. Ancak olası bir fırtınada oluşacak korkunç durumu uzmanlar ‘tuz bombası’ olarak tanımlıyor. Bunun etkilerinin de atom bombasından daha ağır tahribatları olacağı tahmin ediliyor. Eğer bir çözüm bulunmazsa birkaç yıl içerisinde İran Azerbaycanı ve Doğu Kürdistan’da “tuz bombası”nın patlaması kaçınılmaz olacak.

Urmiye Gölü’nden önce 1960-2010 yılları arasında Orta Asya’daki Aral Gölü kurumaya başladı ve bu bölgede yaşam sona erdi. Aral Gölü’nün yol açtığı tahribatların aynısını şimdi Urmiye Gölü’nün kurumasıyla Doğu Kürdistan, Hemedan, Zencan ve İran Azerbaycan’ı bekliyor.

KAYNAK:

  •  Dr. Qasimlo, Kurdistan û Kurd
  • Vasîlî Nîkîtin, Kurd û Kurdistan
  • Seîd Nefîsî - Dîroja bajarvaniya Îrana Sasanî
  • Ajansa IRNA - Rawestana jiyana Artimiya di gola Urmiyê de
  • Kürtçe ve Farsça yayın yapan televizyonlar ve ajansların Urmiye Gölü ile ilgili analiz ve haberleri.
  • Uzman görüşlerine başvurularak topladığım bilgi ve dipnotlar.
 

FOTO KAYNAK: KARNAVAL.IR,  ISNA.IR