Utamara Kadın Buluşma Merkezi, Almanya’nın çeşitli kentlerinden bir araya gelen 25 YXK’li (Yekîtiya Xwendevanên Kurdistan) gencin katılımı ile 24-28 Aralık tarihlerinde kamp düzenledi.
Toplanma, tanışma ve kamp işleyişi hakkında bilgilendirmeyle başlayan etkinlik, ertesi sabah gün boyunca devam eden ‘Toplumsal ahlak ve politika’ konulu seminer ve tartışma ile devam etti. İlk kez böyle bir seminere katıldıklarını ifade eden YXK’li gençlerin tartışmaya katılımı oldukça yüksekti. Katılımcılar, konu çerçevesinde ‘nasıl bir dünya sistemi?’ sorusu üzerine fikir beyan etti.
Programın ikinci gününde ise ‘Toplumsal Cinsiyetçilik’ konulu seminer verildi. Seminerde geleneksel erkeklik ve kadınlık rolleri ele alınıp etraflıca tartışmaya açıldı. Erkeklerin fikirlerini belirtmede çekingen davrandıkları gözlemlenirken, kadınların açıklıkla dile getirmeleri dikkat çekti.

Komünalizm mi bireycilik mi?

Akşam yapılan ‘Komünalizm mi, bireycilik mi?’ konulu münazara ile katılımcıların hem öğretici hem keyifli dakikalar geçirdikleri gözlemlendi. 
Programın üçüncü gününün seminer konusu olan ‘Gençlik’te ise gençlik hareketleri ve hareketlerde gençliğin rolü tartışıldı. Özelde ise mülteci gençliğin ele alındığı seminerde, her iki kültür arasında sıkışmış olmanın getirdiği sorunlar ve yaşanan çelişkiler dile getirildi. Üçüncü günün akşamında ise gençler, Sanatçı Sosin ve Zozan’ın sunduğu müzik şöleniyle keyifli dakikalar geçirdi. Kamp, sabahleyin yapılan doğa yürüyüşü ardından sona erdi.

Zaman çok çabuk geçti


Rodî: Biz üniversitelerde yarım saatten sonra hep ‘ne zaman ara verilecek’ diye bekliyoruz, ama burada neredeyse iki saat geçmesine rağmen sanki daha yeni başlamışız gibi bir duygu içindeyiz. Burada kendimi de içinde gördüğüm konular üzerinde tartışıyoruz. Farkına vardık ki, şu ana kadar biz hep iktidarların öğrenmemizi istediği şeyleri öğrenmişiz. Bilimi öğretmiyorlar; iktidar sahipleri kendi ihtiyaçlarına göre bizi eğitiyor, terbiye etmeye çalışıyor.

Yaşamda figüran olmayacağım
Neslihan: Buradaki ortam çok sıcak ve samimi. Katılımcı arkadaşların hepsi de çok heyecanlı ve bir şeyleri değiştirme ruhu taşıyorlar. Tartışmalar çok verimli geçti. Her arkadaştan bir şeyler öğrendim ve aynı zamanda fikirlerimi paylaşma olanağı buldum. Bir üniversite ögrencisi olarak okulda bize bu kadar bilimsel olarak öğretilmeye çalışılan bilgilerin ne kadar tekelci ve toplum gerçekliğini manipüle ettiğini gördüm. Tartışmalar sonucunda kendimce şu kanıya vardım. Yaşam filminde bize (bana) dayatılan figüranlik rolünü oynamayacağım, kendi filmimi yazıp kendim oynayacağım. Ancak o zaman bu hayat herkes için yaşanabilir hale gelir.

Gerçek tarihi öğrendik

Gülay: Kamp hem çok eğlenceli geçiyor hem de çok öğretici. Ancak böylesi platformlarda halkların gerçek tarihlerini öğreniyor ve bunun ışığında bu iktidarcı bencil sistemde nasıl yaşayabileceğimizi, kendimizi nasıl var edeceğimizi ve en önemlisi tarihten bugüne kadar iktidarlar tarafından gasp edilen, parçalanan, aşındırılan toplumsal değerleri sahiplenip geliştirerek, tekrar toplum yararına sunmayı öğrenebiliyoruz. Bugün bu tartışmalardan çıkardığım sonuç da, biz bu egemen sistemi kabul etmeyenler olarak, buna karşı toplumsal ahlak ve politikayı geliştirebileceğimizdir.

Sisteme karşı mücadele şart


Cudi: Ben üniversitede hiç bir derste bu kadar ilgiyle dinlediğimi ve bu kadar etkilendiğimi hatırlamıyorum. Özellikle toplumsal cinsiyetçilik üzerine olan seminer beni çok etkiledi. Bu konunun bu kadar önemli ve derin olabileceğini hiç düşünmemiştim. Bu konuda çok ikna olduğumu söyleyebilirim. Bunu söylerken seminerde tartıştığımız gibi binlerce yıllık ataerkil sistemin bir anda yok edilemeyeceğini biliyorum ama bundan sonra da kendimdeki ataerkil özellikleri atmak için mücadele edeceğim.


 Y.Ö.POLİTİKA/LINZ