
İtiraz süresi doldu
Mahkeme, "ırza geçme suçunda cebir ve şiddet kullanıldığını" kabul etse, eski TCK'nin 414. maddesinin 2. fıkrası uyarınca en az 10 yıl hapis cezası verecekti. N.Ç.'nin avukatları karara itiraz etti. Dosya Yargıtay'a geldi. Yargıtay Başsavcılığı yerel mahkemenin kararını hukuka uygun olduğuna yönünde tebliğname hazırladı. Kararının temyiz incelemesi ise Yargıtay 14. Ceza Dairesi tarafından yapıldı. Daire, kararı, 'hukuka uygun olduğu'nu belirterek onadı. Yargıtay'ın kararı kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Yetkililerin "sürecin henüz tamamlanmadığı" yönündeki açıklamaları nedeniyle Yargıtay Başsavcılığı'nın karara itiraz edeceği beklentisi oluştu. Ancak Yargıtay Başsavcısı, dairenin kararına 30 gün içinde itiraz hakkını kullanmadı. İtiraz süresi dün doldu.
Başsavcılık, davada "cebir ve şiddet kullanılmadığı" için eski TCK'nin 414. maddesinin 2. fıkrasının uygulanamayacağı görüşünde. İtiraz olmadığı için dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun gündemine gitmeyecek. Böylece karar kesinleşmiş oldu. Kararın onanmasının ardından dosya tekrar Mardin 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gidecek. Yerel mahkeme Yargıtay'ın bozma kararında dikkat çektiği birtakım teknik düzeltmeler yapacak.
Bakanlığın yetkisi yok
Adalet Bakanlığı'nın Yargıtay incelemesinde geçen bir karar için "kanun yararına bozma" yoluna başvurması CMK'ya göre mümkün değil. CMK'ya göre Adalet Bakanlığı temyiz incelemesinden geçmeyen kararların bozulması için Yargıtay'a başvurabiliyor. Ancak N.Ç. davasının Yargıtay'da temyiz incelemesi yapıldığı için bakanlığın kanun yararına bozma talebinde bulunma hakkı yok.
DİHA/ANKARA
Biz de razı değiliz
Yargıtay’ın 13 yaşında iken toplu tecavüze uğrayan N.Ç.’nin kendi rızasıyla cinsel ilişkiye girdiği yorumu İsveçli kadınları da isyan ettirdi. "Biz de razı değiliz" başlıklı ortak bir açıklama yapan İsveçli kadın örgütleri ve bazı parlamenterler Yargıtay’ın kararını protesto etti ve davanın yeniden ele alınmasını istedi.
Yüzbinlerce kadını temsil eden kuruluş ve dernekler tarafından yapılan ortak açıklamada, Mahkeme ve Yargıtay’ın 13 yaşında bir çocuğun "kendi rızasıyla" cinsel ilişkiye girmesi yorumunu yaparak, sanıklara alt sınırdan ceza verilmesi bir hukuk skandalı olarak değerlendiriliyor.
Kararın Türkiye’nin altına imza attığı çocuk hakları sözleşmelerine aykırı olduğu belirtiliyor. Kadın örgütleri N.Ç.’nin başvurusuna rağmen uzun süre sanıklar hakkında dava açılmamasını ve davanın 7 yıl sürmesini de eleştiriyor.
Açıklamada şu görüşlere yer veriliyor: "Türkiye Avrupa Konseyi'nin çocukların cinsel istismarına karşı sözleşmesine imza attı. Böylelikle 15 yaşından küçük çocukları istismar edenlere ceza kanunundaki en üst sınırdan ceza verilmesini de taahhüt etmiş oldu. Türkiye’nin imza attığı sözleşmenin 19. Maddesi çocuklarla cinsel ilişkiyi ‘çocuğu fuhuşa zorlamak’ olarak kabul ediyor ve en üst sınırdan ceza verilmesini öngörüyor.
Yargıtay erkekleri koruyor
Yargıtayın kararı adaletin erkekleri ve devlet görevlilerini koruduğunu açıkça ortaya koymaktadır. 13 yaşında bir çocuğun karşı koyamadığı için kendi isteği ile cinsel ilişkiye girdiği gerekçe gösterilerek sanıklara ödül gibi ceza verilmesi kabul edilemez. Biz aşağıda imzası bulunan kuruluş ve dernekler olarak kararı protesto ediyor ve davanın yeniden ele alınarak Avrupa Konseyi’nin çocuk istismarını düzenleyen sözleşmesine uygun olarak karar verilmesini talep ediyoruz."
Türkiye'de hukuk skandalı
İsveç medyası açıklamayı "Türkiye’de hukuk skandalı", "Türkiye’deki 13 yaşında seks kölesi çileden çıkarıyor" başlıkları ile duyurdu. İsveç’in en büyük haber ajansı, TT’nin geçtiği haber, neredeyse tüm İsveç medyasında yer buldu.
Açıklamanın altında imzaları bulunan kuruluş ve milletvekillerinden bazıları şunlar: "Nöbetçi Kadın ve Kız Evleri Federasyonu", "İsveç Kadın Lobisi", "Namustan Kaynaklanan Şidete Karşı Örgütler Ağı", "Stockholm Nöbetçi Kız Evleri", "Barış İçin Kadınlar", "Ne Fahişe Ne Boyun Eğen", "Çocuk Esirgeme Kurumu" , "Botkyrka Nöbetçi Kadın Evi"," Türkiye-İsveç Dostluk Federasyonu" ve Milletvekilleri Siv Holme, Roza Güçlü Hedin, Bodil Cebellos, Bengt Berg, Amineh Kakabaveh, Adele Rein, Margarete Olofsson.
MURAT KUSEYRİ/STOCKHOLM