Utanmazlığın raporu

2 Mayıs 2021 Pazar - 19:04

  • Daha önce “Cezaevinde kalamaz” raporu verilen hasta tutsak 83 yaşındaki Mehmet Emin Özkan için bu kez “hastalıkları vücut fonksiyon kaybına yüzde sıfır engel teşkil ediyor” denilerek, cezasının ertelenmesine gerek olmadığı yönünde rapor düzenledi. 

 

CENGİZ ÖZBASAR - MA/AMED

Cezaevlerinde fiziki koşullar ve yetersiz beslenme nedeniyle hasta tutukluların sayısı her geçen gün artarken, İnsan Hakları Derneği (İHD) verilerine göre, 604'ü ağır bin 605 hasta tutsak bulunuyor. 2021’in ilk üç ayında ise 2’si ağır hasta 13 tutsak yaşamını yitirdi. Ağır hasta tutuklulardan biri de Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan 83 yaşındaki Mehmet Emin Özkan.

25 yıldır tutsak olan ve bugüne kadar 5 kez kalp krizi geçiren, 4 defa da anjiyo olan Özkan’ın, kalp, tansiyon, zehirli guatr, kemik erimesi, böbrek ve bağırsak bozuklukları, aşırı derecede kilo kaybı, duyma-görme eksikliği, hafıza kaybı gibi birçok sağlık sorunu bulunuyor. İhtiyaçlarını tek başına karşılayamayan Özkan’a, aynı koğuşta yer alan Ahmet Güneş refakatçilik yapıyor. Özkan’ın sürekli hastaneye götürülmesi ve hastane dönüşü refakatçisiyle birlikte karantinaya alınması sebebiyle çoğu zaman görüşme hakları da elinden alınıyor. 

Cezaevinde tek başına yaşamını idame ettiremeyen Özkan’a, 2015’te Gazi Yaşargil Eğitim Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulu tarafından vücut fonksiyonlarının yüzde 87’sinin işlevsiz olduğu tespit edilerek, “cezaevinde kalamaz” raporu verildi. Sağlık durumunun kötüye gitmesi nedeniyle defalarca hastaneye kaldırılmasına rağmen Özkan, tahliye edilmedi. 2019’da tekrar aynı hastanede Sağlık Kurulu’na başvuruda bulunan Özkan'a, bu kez “cezaevinde kalabilir” raporu verildi.

Adli Tıp’tan 6 rapor

 İnfazının durdurulması için savcılar üzerinden yapılan başvurular nedeniyle Adli Tıp Kurumu’ndan (ATK) 6 defa rapor talep edildi. ATK’nin hazırladığı 6 raporda da Özkan’ın tek başına cezaevinde hayatına idame etmesinde sakınca olmadığı notu düşüldü.  

Bakanlığa yeni rapor

 HDP Milletvekili Semra Güzel, Özkan’ın durumuna ilişkin Meclis Başkanlığı’na 10 Aralık 2020’de soru önergesi verince Adalet Bakanlığı da bunun üzerine tutuklunun sağlık durumuna dair rapor talep etti. Özkan, rapor için 22 Ocak günü Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürüldü. Hastanenin 3 Mart günü çıkan Sağlık Kurulu raporunda, şu değerlendirme yapıldı: “1- Akıl hastalığı olarak, anksiyete bozukluğu, depresif bozukları tanıları ile girişleri var, ilaç kullanıyor. 2- Resmi sağlık kuruluşlarının mahkûmlara özel bölümünde cezasının infazına gerek yoktur. 3- Hapis cezasının infazı halinde hayati için kesin bir tehlike oluşturmaz. 4- Hastalıkları sürekli takip ve tedavi gerektirir. 5- Hastanın tek başına hayatını idame etmesinde sakınca yoktur. 6- Mevcut haliyle cezasının infazının ertelemesine gerek yoktur, 3 ayda bir kardiyoloji, dâhiliye, üroloji, göz ve psikiyatri poliklinik kontrolü önerilir, durumunu bildirir, sağlık kurulu kararıdır.” 

Raporda, birçok hastalık teşhisi konulan Özkan’a, “hastalıklarının vücut fonksiyon kaybına yüzde sıfır engel teşkil ettiği” tespiti ise dikkat çekti.

Sağlık iletişim kuramıyoruz

Babası ile 16 Nisan’da cezaevinde kapalı görüşme gerçekleştirdiklerini kaydeden Özkan’ın kızı Selma Özkan, “Babamla görüşmeye gidiyoruz ancak buna görüşme denilemez. Çünkü yaşadığı hafıza, görme ve konuşma kaybından kaynaklı görüş sırasında sağlıklı bir iletişim kuramıyoruz. Babam 25 yıldır suçsuz yere cezaevinde tutuluyor. Bugüne kadar onlarca kez babamın tahliye edilmesi yönünde başvurumuz oldu ancak hiçbirine olumlu yanıt alamadık” dedi.

Tahliye etmek istemiyorlar

 Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin verdiği heyet raporuna tepki gösteren Selma Özkan, “Sağlık Kurulu’nun çıkardığı raporda, ‘engel durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı yüzde sıfır’ olarak belirtilmiş. Nasıl olur da ‘yüzde sıfır engel durumu verirler’ anlamıyoruz. Hem babamın hastalıkları teker teker ifade ediliyor hem de bu hastalıklara sıfır engel oranı vererek, aslında konulan tanıları yalanlıyorlar. Her ay cezaevlerinde tutukluların yaşamını yitirdiği haberleri geliyor, bu yüzden babamın tahliye edilmesi yönünde ümidimiz kalmadı” şeklinde konuştu.

İşlemediği suçtan tutuluyor

Mersin’de 1996’da “örgüt üyesi” olduğu iddiasıyla gözaltına alınan ve daha sonra Lice’de 22 Ekim 1993’te Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ın öldürülmesinde sorumlu tutularak yargılanan Mehmet Emin Özkan, iddiaların asılsız ve suçsuz olduğunu ifade etmesine rağmen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, Bahtiyar Aydın’ın davasının zaman aşımına uğramasına bir gün kala tekrardan dava dosyasını açtı. Hazırlanan iddianamede, Lice’de yaşananın bir JİTEM olayı olduğu ve dönemin Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı emekli Albay Eşref Hatipoğlu ile Üsteğmen Tünay Yanardağ hakkında “Taammüden öldürme”, “Halkı isyana ve birbirini öldürmeye teşvik”, “Cürüm işlemek üzere teşekkül oluşturma” suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis ve 24 yıla kadar hapis cezası istendi. Bunun üzerine Özkan’ın avukatları, kapatılan Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin (DGM) yerine bakan Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurarak, yargılamanın yenilenmesini, infazın durdurularak Özkan’ın tahliyesini talep etti. Talebi kabul eden mahkeme, infazın durdurulması için de İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Lice davasının sonucunun beklenmesine karar verdi. Davanın karar duruşması, 7 Aralık 2018'de İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme heyeti, yaşamını yitiren sanık Üsteğmen Tunay Yanardağ hayatta olmadığı için dosyadan düşürülmesine, davanın tek sanığı dönemin Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı emekli Albay Eşref Hatipoğlu'nun da beraatına karar verdi. 

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.