''Yorgunum, çok yorgunum
Anla beni yolumu kaybettim
Nerdeyim ben gözlerinde mi?’'
Yusuf Değirmenci
O diyarların ışıltısı karşısında gözlerimiz kamaşır. Hele bu sanat eseri şiirlerden oluşmaktaysa, ağzımızda bir başka estetik tat bırakır. İçimize yeni güzel duygular eklenir. Sarsar bizi. Ufkumuzu genişletir. Okuduğum ‘‘Uyandıran Mevsim’’ adlı şiir kitabı Ağustos’a ve kahramanlarına yaptığı atıflarla bunlardan biridir.
Ne ki güzele ulaşmak bazen mümkün olmuyor. Çünkü sanatseverleri, karar merkezleri yönlendirir. Onun içindir ki Kürt şair ve yazarlar kırgındır. Bir parça ışık yansıtmak istemiştir kendi milletine ve dünyaya. Ama önlerinde aşılması zor barikatlar vardır. Ezilen ulusun bir bireyi olduğu için kendi milletinden bile ilgi bulamaz. Çünkü ezilen ulusun bilinçaltına, ''Sen ve senden olan güzeli yaratamaz’’ düşüncesi vardır. Ezilen ulus bireyi ikinci bir durumda da kabul eder sanatçısını ya da yazarını; o da şöyle mümkündür: Ezenlerin yayınevlerinden ya da yayınlarından onay alması gerekir. Yani bir şekil köle efendi ilişkisi de diyebiliriz buna.
Onay almanın kıstası da onurunu satmakla mümkündür. Kısaca diyeceğim şudur ki, Kürt yazar ve şairlerinin işi zordur. Kürt halkı şunu bilmelidir: Kürt yazar ve şairler çok güzel eserlere imza atmaktalar. Bu noktada Kürtler kendilerini yeterince kanıtlamışlardır da. Yaşar Kemal, Helim Yusuf, Mehmed Uzun, Fırat Ceweri de Kürt, Ahmed Arif’ te Kürt’ tü. Roman ve şiirlerini ilmek ilmek dokuyup dünyaya seslerini duyurmuşlardır. Onları ilk sahiplenenler ise hep başka kulvarın insanları oldu.
Özcesi ne zaman bizler yazarımıza, şairimize, sanatçımıza ve bir bütün birbirimize değer verirsek, işte o zaman kurtuluşa yakınlaşmışız demektir.
Canımızdan can alınırken
Şair-Yazar Yusuf Değirmenci de eşitlik penceresinde bakar dünyaya. Yok edilen insanlarımıza dair mısralar yazar. Biz ki sokak ortalarında, ensemizde yediğimiz tek mermiyle ölmüşüz. Biz ki satırlarla doğranmışız. Dağ başlarında vurulmuşuz. İşkence altında can vermişiz. Zamansız gelen ölümün acısını bizden daha iyi kim bilebilirdi ki. ''Kim bilebilirdi bir gün sonrasını/ Ölümün bu kadar yakın/ Bu kadar hain olduğunu…’’
Şair Yusuf Değirmenci’nin, dördüncü kitabı ''Uyandıran Mevsim’’ adlı eseri Sokak Kitapları Yayınları’ndan çıkmış. Kitabını Engin Sincer’e adamış. Ağustos, içinde Engin Sincer’in yokluğunu bırakmış. Düşmüş içine alev. Ve o alevle harlanmaktadır yüreği. Paris’te koparılan üç çiçek, nasıl ki hepimizin yüreğini kanatmışsa, Engin Sincer de hepimizin yüreğini kanatmıştır. Yusuf Değirmenci’nin Engin Sincer ile olan hısımlığı, bu acının sadece bir boyutunu kapsar. Asıl acısı, aynı yolun yolcusu olmaktan kaynaklanır. İkisi de güzelliğe bir değil, bin kalple bağlıdır.
''Nefesim soluk alışlarım değişiyor/ sığamıyorum kendime/ çok doluyum…’’ Kitapta duygu yüklü dizeler mevcut. Aşkı ve yalnızlığı kaleme almış. Ölgün insanın isyanını kaleme alırken, belli ki kendisi de aynı dertten muzdarip. Hem her şair yalnız değil midir? O yalnızlık ki şairi harekete geçirir. Çünkü dille anlatılanın ötesine geçmek ister şair, o koyu yalnızlığın içerisinde. Şiir, çıkarlar dünyasında sığınabileceği tek limandır. Onu bıraksa fiziki olarak da ölür. Yaşamının da sevincidir aynı zamanda dizeleri. Belki de derdini, kederini yüklediği bir anlatım sanatı olduğu için, dört elle sarılmıştır mısralarına. ''İçimde kadim/ Bir esinti kıpırdar/ Kıpır da kıpır anılar/ Neredeyiz/ Yoksam birer yalan mıyız…’’
Yaşam ve bütünlük
Yaşamın yalan olmadığını kendisi de bilir. Yalnız bazılarının yaşamı yalanlarla donatılmıştır. İsyanı tam da bu riyakârlığadır. Öylesine incelikle deşifre etmiş ki tüm bunları. Kitaba ara verip düşünmek zorunda kalıyorsunuz. İmgeler, bizi yeni imgelere sürüklüyor. Şiirinin ‘’ses tonu’’ oldukça gürdür. Eşine olan bağlılığını da dizelerle dile getirmiş. Hatta ona kutsallık atfeder. ''Gerisi koca bir yalan/ Anla işte/ Çocuklarımın anası/ Karım can yoldaşım.’’
Hayatta olan her şeyi bütünlüklü ele almak gerekir. Bir taraftan gelecek güzel günlere balonlar uçururken, diğer taraftan aşka da gül uzatmak gerekiyor. Ölümün kahrını dizlerimize yansıtırken, sevincin nüvelerini de unutmamak gerek... Yalnızlığımız, bazen bizi çoğunluğa katmalıdır. Çünkü şiir hayata dairdir. Şair Yusuf Değirmenci, hayata dair güzellikleri şiirleştirme derdindedir ve kutluyoruz yeni eserini…
MEHMET SÖÐÜT