
Kürt Halk Önderi bir müzakere taslağı hem devlete hem de Kürt Özgürlük Hareketi'ne sunmuştur. 3-4 ayda Türkiye ve Kuzey Kürdistan'da sorunu kökten çözecek bir yol haritasını ifade eden müzakere taslağıdır. Ancak Başbakan ve hükümet yetkililerinin konuşmaları ve uygulamaları, AKP Hükümeti'nin bu müzakere taslağını boşa çıkarma çabası içinde olduğunu gösteriyor. Kürt Halk Önderi seçim öncesi bu sorunun çözülmesini isterken, AKP Hükümeti yine seçime kadar oyalayıp seçimden sonra bir tasfiye saldırısı yapmayı hesaplamaktadır.
Davutoğlu Van’da konuşuyor, "Biz sadece bir tarafı değil, tüm halkımızı muhatap alıyoruz" diyerek demagoji yapmakta ve çözümsüzlüğü başka bir biçimde ifade etmektedir. "Aleviler bir değil, parçalı, hangisinin dediğini yapacağız" diyerek, Alevilerin sorunlarını nasıl çözemedilerse şimdi bu söylemi Kürtler için dillendiriyorlar. ''Kürtler içinde sadece HDP’liler yok'' diyorlar. Bunu hem çözümsüzlüğe gerekçe gösteriyorlar hem de Kürdistan'da bazı kesimleri Kürt Özgürlük Hareketi ve HDP'ye karşı kışkırtmak için söylüyorlar.
Kuşkusuz Kürtler içinde farklı görüşler de vardır. Ancak demokrasi içinde Kürt sorununu çözme konuları bazı ayrıntılar dışında benzerdir. Anayasal ve yasal olarak Kürt kimliğinin kabulü, anadilde eğitim ve Kürtlerin kendi kendini yönetmesi konusunda genelde ortak görüş vardır. Sadece kendini yönetme konusunda kimi farklılıklar vardır. Demokratik Özerklik ve federasyon gibi.
Ancak bu farklılıklar çözüm ve çözümü geciktirme önünde engel değildir. Bu farklılıklar şu anda temel muhatabın Kürt Özgürlük Hareketi ve Kürt Halk Önderi olduğu gerçeğini değiştirmez. "Bir kesimi muhatap almıyoruz" demek, çözümsüzlükte ısrar eden demagojik söylemdir. Savaşta ve Kürtleri birbiriyle çatıştırmada ısrar etmektir.
Davutoğlu Van’da çocukları gerillaya katılan bir iki aileyle görüşmüş. Bu görüşmede yine Kürt Özgürlük Hareketi'ne saldırmıştır. Ancak şu bir gerçektir ki, Kürt sorunu çözülmezse Kürt gençleri gerillaya katılmaya devam edecektir. Kalıcı çözüm olana kadar da bu sürecektir. Çünkü gerillanın varlığı, gücü ve etkisi olmazsa Türk devleti hiçbir görüşme ve müzakereye gelmez. Bu açıdan Kürt gençleri Kürt sorunu kesin çözülene kadar gerillayı güçlü tutacaktır. Hatta diyalog ve müzakere döneminde daha da güçlü tutacaktır.
Kürt Halk Önderi'nin çabalarına en büyük desteklerden biri de gerillanın büyütülmesi ve daha da güçlendirilmesidir. Bu nedenle gençler yarın çözüm ihtimali olsa bile bugün gerillaya katılacaktır. Çünkü yarın bir ihtimal olan çözümü sağlatmak da gerillaya katılmak ve güçlendirmekle olur. Bu nedenle Davutoğlu ne derse desin, hangi demagojiyi yaparsa yapsın, gençler gerillaya katılmaya devam edecektir. Nitekim son aylarda katılımların her ay binden aşağı düşmediği söylenmektedir. Bunlara Rojava Devrimi'ne katılanlar dahil değildir. Tabii ki Kürdistan yabancı çeteler tarafından işgal edilmek istenirken gençler kendi ülkelerini Kürdistan'ın dört parçasında savunacaklardır.
Şu andaki tutuklamalar, gençleri öldürmek, yaralamalar AKP Hükümeti'nin bir çözüm niyeti olmadığını ortaya koyuyor. Böyle olmasaydı Kürt Halk Önderi'nin üç dört ay içinde sorunu çözecek bir yol haritası sunduğu bir dönemde bu tutuklamaları yapmaz, demokratik gösterilere saldırmazdı.
AKP Hükümeti sıkıştığında hemen İmralı’ya heyet gönderirken, Kürt Halk Önderi 3-4 ayda çözülecek bir müzakere taslağı ve yol haritası sununca görüşmeleri geciktiren bir yaklaşım gösterilmektedir.
İmralı’ya giden Heyetle Hükümet yetkilileri görüşemediği için heyetin Kandil ziyareti, dolayısıyla İmralı’ya gidiş de gecikmiştir. Bu tür erteleme ve geciktirmelerle Kürt Halk Önderi'nin seçim öncesi müzakereleri tamamlama tasarısını boşa çıkartmaktadırlar. Böylece seçimden önce çözüm olmayacağını söylemek istiyorlar. Bu nedenle her zaman olduğu gibi "Şu seçimi geçelim" diyorlar.
Belki önceleri sabır gösterildi ama artık gösterilmez. Çünkü AKP bu konjonktürde çözmezse seçimden sonra hiç çözmez. Bunu politik bilinci olan, Türk devleti ve AKP'yi tanıyan herkes görebilir.
Bu açıdan Kürt sorununda çözüm isteyenler AKP'ye ''Hemen müzakereye başla ve adım at'' çağrısı yapmalıdır. Çünkü AKP bu müzakere taslağı üzerinden çözüm projesi ortaya koyup yol haritasını pratikleştirmezse, seçimden sonra 2011 seçimleri sonrası olduğu gibi kirli bir savaşla saldırı başlatacaktır. Bu konuda tüm demokrasi güçlerini uyarıyoruz. Tüm aydınları uyarıyoruz.
AKP'ye tavır alınmaz ve sorunu çöz baskısı yapılmazsa, kendilerini kandırmış olurlar. Şiddetli bir savaşın sorumlusu durumuna düşerler. Bu duruma düşmek istemiyorlarsa Kürt Halk Önderi'nin müzakere taslağını destekler ve hemen pratikleşmesini isterler. Yoksa AKP'nin "Seçimden önce olmaz, sonraya kalır" tutumu gibi bir yaklaşım içinde olurlarsa tarihi bir gaflet içine düşmüş olurlar.