Uyduruk beyanlarla Mızraklı'nın rehineliğine devam
Tutukluluk şeklinde rehin tutulma halinin devamına karar verilen Amed (Diyarbakır-DBB) Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı, yaptığı savunmada, kayyum rezaletinin barış ve demokrasinin perdelenmesi olduğunu belirterek, “İtirafçının beyanlarına kargalar güler” dedi.
Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanlığı görevini yürütürken bu görevi AKP-MHP faşist rejimi tarafından gaspedilerek kayyum darbesine maruz kalan, ardından ise itirafçı Hicran Berna Ayverdi'nin aleyhine verdiği ifade doğrultusunda 22 Ekim'de tutuklanan Amed Büyükşehir Belediye (DBB) Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı aleyhine davanın ilk duruşması bugün görüldü.
Mızraklı hakkında açılan davada 'örgüt üyesi olmak' gibi uyduruk bir iddiayla yargılanıyor, 7 ila 15 yıl arasında hapis cezası isteniyor. Davanın ilk duruşması Diyarbakır 9'uncu Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.
SEGBİS ile katıldı
Mızraklı, tutuklu bulunduğu Kayseri Bünyan T2 Kapalı Cezaevi’nden SEGBİS'le duruşmaya katılırken, avukatları Diyarbakır Baro Başkanı Cihan Aydın, Mehmet Emin Aktar ve Zülal Erdoğan duruşmada hazır bulundu. Duruşma öncesi adliye önündeki sıkı kontroller dikkat çekti.
Duruşmayı, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Berdan Öztürk, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Saliha Aydeniz ve Keskin Bayındır, Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri ve Amed (Diyarbakır) İl Örgütü yöneticileri, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Diyarbakır İl Başkanı Mehmet Sayın, Saadet Partisi Milletvekili Cihangir İslam, Kürdistan Komünist Partisi (KKP) Genel Başkanı Sinan Çiftyürek, Emek Partisi (EMEP) Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Yusuf Karataş ve sivil toplum örgütü temsilcileri duruşmayı izledi.
Avukat sayısı
Duruşmada Mızraklı'nın avukatı Mehmet Emin Aktar, avukat sayısının 3'ten fazla olmasını ve duruşmanın SEGBİS kaydıyla kayıt altına alınması talebinde bulundu. Avukatlarını talebini değerlendirmek üzere verilen kısa arada mahkeme heyeti, suçlamanın örgüt suçları kapsamında olduğu gerekçesiyle avukat sayısının en fazla üç kişiyle sınırlı olabileceği gerekçesiyle talebi reddetti.
Verilen ara karara avukatlar, “Davada güvenlik sorunu yok, duruşma öncesi daha büyük bir salon talebinde bulunduk, kabul edilmedi” diyerek tepki gösterdi.
Mızraklı'nın savunması
Duruşmada kendisine yöneltilen suçlamalara ilişkin savunma yapan Mızraklı, cezaevine girdikten sonra kendisiyle kitap ve mektuplarla dayanışma içerisinde olanlara teşekkür etti. "Bu duruşma yüreğimi bıraktığım şehrime bir merhabadır" diyen Mızraklı, savunmasına şöyle devam etti: "Bu kadar çok mesnetsiz iddianın olduğu bir soruşturma, nereden tutsanız elinizde kalıyor. Bu soruşturmanın neresi doğru bilemiyorsunuz.
Savunmamı 700 kilometre uzaktan yapıyorum. Sevk edildiğim sırada başıma bir kaza gelse, bunun hesabını kim verebilirdi. Selahattin Demirtaş'ın ailesinin başına gelen kaza beni ziyaret edenlerin başına gelse ne olur, kim hesap verir? Bu iktidarın, siyasetçilerin başına çorap örme mevzusudur.
Savaş üreten iktidardakilerdir
Kayyum atama tehditlerine rağmen demokrasiye olan inancımızla seçime girdik. Demokrasiye halk egemenliğine inanıyoruz. Ağır saldırılara rağmen 'inadına barış, inadına demokrasi' dedik. Yaşanan kayyum rezaleti bunun perdelenmesidir. Kürt iradesi ‘sözde’ kavramına alınmıştır. İktidarın 'Kanal İstanbul Projesi' anlayışı, tüm projelerinin anlayışını ortaya çıkarmıştır. Biz Diyarbakır'ın yaralarını sarmaya gelmiştik. HDP'liler her gün gözaltına alınıyor. 'Terör' sözcüğü toplumu hipnotize edercesine, topluma karşı kullanılıyor. En büyük 'terör', kriz, yoksulluk, savaş üreten iktidardakilerdir. Yerel seçimlerde can suyu olduğumuz muhalefet buna sesiz kalıyor.
Sözde ile başlayan anlayış kaybeder
Siyasettin ve toplumun bu karanlıktan, bu labirentten çıkış yapması gerekiyor. Bu Kürt sorununun çözümüyle gerçekleşir. Yaşamı ve yaşatmayı kutsal görmek gerekiyor. Kazanmak için her şeyi yapmayı mubah görenler kaybeder. 'Sözde' ile başlayan anlayış kaybeder. Yeter artık. Barış, insanları, bizleri büyütür. Savaş küçültür ve kaybettirir.
Bu vebalın altında kalacaklar
Dava sürecinde önümüze getirilenler siyasidir. Yargı konusu yapılması bile ayıp olan Sarmaşık Derneği üyeliğiyle başlamak istiyorum. Yoksullukla mücadele eden Sarmaşık Derneği çalışmaları büyük ilgi görmüştür. Çalışmaları İçişleri Bakanlığınca görevlendirilen Başmüfettiş ve müfettişlerin incelenmesinden geçmiş ve takdir görmüştür. Bu derneğin kapanmasının kararını verenler bir gün hesap verecektir. Bu vebalin altında kalacaklardır. Sivil toplum örgütü temsilcilerinin yanı sıra CHP ve AKP milletvekillerinin de üyesi olduğu bir dernekti.
İtirafçının beyanları yalandır
İtirafçı değil, iftiracıya ilişkin 25 ayrı savunma yapabilirim. Bahsettiği ameliyat yağdan kıl çeker gibi ameliyat edilmiş. Bunlara kargalar güler. Bırakın normal birini, dağdan getirilen birinin işlemsiz alınması hastaneyi kapattırır. İtirafçının beyanları yalandır. Akıllarla alay edercesine verilen ifadeye bağlı iddianame hazırlanıyor. Gizlilik kararı bulunan dosyaya ilişkin biz daha tutuklanmadan haberler yapıldı. Dava siyasi saiklerle açıldı. Eninde sonunda hakikat ortaya çıkacaktır. Bütün bu algı operasyonuna rağmen kamuoyunun desteği haklılığımızın göstergesidir."
İtirafçı sözleri yalandır
Verdiği ifadenin ardından Mızraklı'nın bulunduğu cezaevinden tahliye olan itirafçı Hicran Berna Ayverdi ise Çınar Adliyesi'ne ait SEGBİS odasından duruşmaya katıldı. Mızraklı'yı tanıdığını belirten Ayverdi, "Daha önceki ifadelerimi aynen tekrar ediyorum. DTK'de birlikteydik. Venividi Hastanesi’nde birlikte çalıştık. Kendisi de beni tanıyor. Birçok hasta örgüt üyesini tedavi etti, gözlerimle gördüm. Yurtsever bir insandır. Hastanede sürekli ideolojik olarak konuşmalar yapardı. Hasta örgüt üyesini yoğun bakımda gördüm. Bağırsak ameliyatı edilmişti. Ameliyata girdim, çıktığımda yoğun bakımdan çıkarılmıştı" şeklinde konuştu.
İtirafçı avukatlarıyla tartıştı
İfadesine dair avukatların sorularına cevap vermek istemediğini belirten Ayverdi, "Avukatlarla muhatap olmak istemiyorum" dedi.
Mahkeme başkanı, avukatların sorduğu sorulara cevap vermesi gerektiğini hatırlatması üzerine Mızraklı'nın avukatı Cihan Aydın, "Sizin avukatınız var mı" diye sorması üzerine Ayverdi, "Bu sizi ilgilendirmez. Cevap vermek istemiyorum" diye yanıtladı.
Aydın'ın, "Kaç defa ifade verdiğinizi hatırlıyor musunuz" sorusuna da Ayverdi, "Hatırlıyorum. Birkaç defa verdim. Vermeye de devam edeceğim. Diyarbakır Jandarmada ifade verdim. Kayseri'den Diyarbakır'a ifade vermek için kendi isteğimle geldim. Kayseri savcılığına dilekçe verdim. 12 günlüğüne geldim" şeklinde cevapladı.
SEGBİS odasında sesler geldi
İtirafçı Ayverdi’nin bağlandığı SEGBİS odasında seslerin gelmesi üzerine Aydın, tanığa sorulan soruların ardından gelen fısıltının zabıta geçmesini talep etti. Bunun üzerine Ayverdi, "Hiç kimse benden ifade vermem için talepte bulunmadı. Neyi istiyorsunuz. Hiçbir işkence görmedim. İlk günden bugüne özgür irademle ifade verdim, vermeye de devam edeceğim. Beni hedef gösterdiniz. Hepiniz örgüt için çalışıyorsunuz" demesi avukatların tepkisine ve kısa gerginliğe neden oldu.
Tanıklar: Ameliyatların kayıtsız yapılması imkansız
Ardından dinlenen tanıklar, Berivan Savaş, Emin Ertuğrul ve Ahmet Anaç, Mızraklı'yla birlikte çalıştıklarını, Mızraklı'nın gece nöbetlerine kalmadığını, böyle bir ameliyatın kayıtsız yapılmasının imkansız olduğunu ifade etti.
Savcının talebi
İddia makamı, suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, kaçma ve saklama şüphesi gerekçesiyle tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep etti.
İddia makamının mütalaasına karşı savunma yapan Mızraklı, "Böyle bir olayın hiçbir şekilde olağan olmayacağını anlattım. Üretilmiş ifade üzerine kurulmuş bir iddianameyle gerekli delilere ulaşmadan tutuklanmam hukuka uygun değil. Tutukluluk halimin devam etmesini onaylamam mümkün değil" dedi.
'Dava kayyumu meşrulaştırıyor'
Ardından savunma yapan Mızraklı'nın avukatları Cihan Aydın, Mehmet Emin Aktar ve Zülal Erdoğan, davanın bir ceza davası değil, kayyumu meşrulaştıran bir dava olduğu vurgusunu yaparak, tanık ifadelerinin usule aykırı olduğuna işaret etti. Avukatlar, müvekkillerinin tahliye edilmesini istedi.
Duruşma ertelendi
Verilen aranın ardından mahkeme heyeti, mevcut delil durumu, kuvvetli suç şüphesi gerekçesiyle Mızraklı’nın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı 10 Şubat'a erteledi.
Adliye önünde tepki
Duruşmanın ardından adliye önünde bir araya gelen DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk, DBP Eş Genel Başkanları Saliha Aydeniz ve Keskin Bayındır ile beraberindeki kalabalık grup, mahkemenin kararına tepki gösterdi. Açıklamayı yapan Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, hukuk sistemini kendi iktidarlarını korumak için araçsallaştıranların, bütün yaşam alanlarında hukuk devletini ortadan kaldırıp onun yerine tek adam rejimini oturmak isteyenlerin bugün hukuk eliyle nasıl bir siyasi soykırım süreci yürüttüklerine tanık olduklarını söyledi.
İtirafçının itirafları tek tek çürütüldü
Yargılama aşamasında belediye başkanlığı döneminde Selçuk Mızraklı’ya yöneltilmiş tek bir suç istinadının olmadığını hatırlatan Koçyiğit, “Peki ne var? Kendisinin milletvekili olduğu dönemde katıldığı eylem ve etkinleri, ‘kopyala yapıştır’ yöntemiyle dosyaya koymuşlar. Bir yalancı tanığın itirafları sonucu şu an Selçuk mızraklı halen tutukludur. Yalancı diyoruz, çünkü bütün beyanları mahkeme huzurunda avukatlar aracılığıyla tek tek çürütüldü. Kurmaca olan bir dosya ile karşı karşıyayız” dedi.
İçeride bir tiyatroya tanık olduk
AKP-MHP ittifakının HDP’nin bütün kazanımlarını yok etmek üzere yargıya nasıl müdahil olduklarına bugün şahit olduklarını ifade eden Koçyiğit, “Onlar Kürt halkının sosyal, siyasal ve kültürel haklarını, en önemlisi de varlığına kast etmek isteyebilirler ama bizler bu coğrafyada yaşayan bütün halkların özgürlüğü için mücadeleye devam edeceğiz. Bu yargı kumpaslarıyla geri adım atmayacağız. İçeride bir iddianame, yargılama veya mahkeme yoktur içeride bir tiyatroya tanıklık ettik. Yargı çökertiliyor ve bizzat çökerme sürecine yargı mensupları da alet ediliyor” diye belirtti.
‘FETÖ’cülerin akibetine uğrayacaklar
Bugün bu siyasi davalara bir şekilde alet olanların geçmişte FETÖ’cülerin uğradığı akıbete uğrayacaklarını sözlerine ekleyen Koçyiğit, “Onlar da KCK davalarını bir noktadan talimatla başlattılar. Ne oldu, her biri bugün nelerle yargılanıyorlar. Her zaman söyledik, hukuk herkese lazım. Adil bir yargılama herkese lazım. Bugün bize uygulamadığınız adaleti, yarın biz sizin için sağlayacağız” şeklinde konuştu.