Türkiye ekonomisi global krizden şimdilik kaydıyla az etkilenen ülkelerden biri. Acaba bu iktidarın başarısı mı, Türk ekonomisinin gücü mü, yoksa başka etkenler de mi krizin Türkiye’ye gerçek anlamda uğramasını engelliyor? Uluslararası kurumların Türkiye hakkındaki tespitleri, Türk ekonomisinin kara para ekonomisinden küçümsenmeyecek bir pay aldığını gösteriyor. Kara paranın Türkiye gayri safi milli hasıla içindeki payı yüzde 35, kimi ekonomistler bunu yüzde 50’ye kadar çıkabileceğini de belirtiyor. Bu rakamlarla kara para ekonomisinin milli gelir karşısındaki oranı yüzde 50 olarak belirtiliyor.

Europol 2011 Raporu
Avrupa Polis Teşkilatı Europol’ün 2011 Raporu, Türkiye’de iktidarlar değişse de, Türkiye’nin uyuşturucu ve insan ticareti merkezi olma konumunu hala sürdürdüğünü ortaya koydu. Europol’ün bu yıla ilişkin raporunda Türkiye bu iki alanda hala kilit ülke konumunda. AB’ye en fazla eroinin Afganistan’dan, Türkiye ve Balkan ülkeleri yoluyla geldiği belirtilen raporda, Batı Afrikalı uyuşturucu şebekelerinin ağırlıklı olarak İstanbul üzerinden havayoluyla İskandinav ülkelerini hedef aldığı belirtiliyor. Organize Suç Tehdit Değerlendirme Raporu’nda, “Türk ve Arnavutça konuşan çetelerin, AB içine ve dışına eroin ticaretinde en fazla göze çarpan suç grubu olmayı sürdürdüğü, Türk suç örgütlerinin Batı Balkan ülkelerinde eroin depoları oluşturduğu ve buralarda dağıtım için yerel grupları kullandığı” kaydedildi.
Rapora göre eroin kaçakçılığı yapan Türk gruplar, ellerindeki malı ağırlıklı olarak Hollanda ve Belçika’da üretilen sentetik haplarla takas ederek, bunları dağıtılmak üzere Türkiye’ye gönderiyor. Europol’a göre son dönemde eroin ticaretinde etkinliğini artırmaya çalışan Pakistanlı gruplar ise, Türk çetelerini baypas ederek İspanya üzerinden Avrupa’ya eroin sokarken, “Türk suç örgütlerinin Fas’ta aktif hale geldiklerine dair işaretlerin, gelecekte eroin ticaretinde bu rotanın daha büyük rol oynayabileceğine” işaret ediyor.

Yasadışı göçte de merkez üssü
Europol Raporu’nda, Avrupa’ya yasadışı göçte Türkiye’nin ‘ana bağlantı noktası’ olduğu ve insan kaçakçılarının ağırlıklı olarak Türk-Yunan sınırına yoğunlaştığı belirtildi. Raporda, “Ortadoğu ve Asya’dan göçmenler için doğal giriş kapısı olması yanında Türkiye şimdi Kuzey ve Batı Afrikalıklar dahil birçok farklı kökenli göçmenin AB’ye son adım noktası oldu. Coğrafi konumu, tarihi kaçakçılık rotalarının mevcudiyeti ve giriş vizesi almanın göreceli olarak kolaylığı, Avrupa’ya yönelen Türkiye’yi yasadışı göçte ana bağlantı noktası haline getirdi” denildi. Europol’e göre Avrupa’ya insan kaçakçılığına en fazla Çinli, Türk, Arnavut, Hindistanlı, Iraklı ve Rus organize suç grupları dahil oluyor. Raporda, Avrupa’ya yasadışı göçte Türkiye’nin ana merkez haline gelmesinin diğer kaçakçılık alanlarında uzmanlaşmış Türk gruplarını bu alana daha fazla yöneltebileceği değerlendirmesi yapıldı. Europol Raporu’nda, Romanya ve Bulgaristan’ın Schengen ortak vize alanına dahil olması halinde yasadışı göçte Türk-Yunan sınırındaki baskının hafifleyebileceği ve bunun yerine Türkiye-Bulgaristan sınırının ve Karadeniz’in hedef haline geleceği ifade edildi.

BM Raporu da doğruluyor.
‘BM Uyuşturucu ve Suçla Mücadele Bürosu tarafından yapılan açıklamada da, 2010 yılında yakalanan 12 ton eroin baz alındığında tahmini yılda 60 ila 120 ton arasında eroin Türkiye’den kaçak olarak geçiyor. Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suçla Mücadele Bürosu’nun raporlarında da Türkiye’den geçen eroinin yılda 100 ton civarında olduğu kabul ediliyor. İran sınırında kilo fiyatı 4 bin 500 Lira civarında olan eroin İstanbul’a geldiğinde 16 bin Lira’lık kilo fiyatına ulaşıyor. Bu yüzde 80’in üzerinde saflıkta eroin için geçerli olan toptan fiyatlar sokağa indiğinde katkı maddeleri yüzünden düşen saflık oranıyla 30 bin Lira’nın üzerine çıkıyor. Bu eroinin İran’dan İstanbul’a getirildiği varsayıldığında ortaya çıkan rakam. Eroin Avrupa’ya ulaştığında kilo fiyatı toptan satışlarda bile 60 bin Lira civarında. Bu rakamlarla eroinin sadece yurtiçindeki cirosu yıllık en az 1.8 milyar Lira’ya ulaşıyor. Bunun yaklaşık üçte ikisi ise net gelir. Kaçırılan malın Batı Avrupa’ya ulaştırıldığı düşünüldüğünde ciro daha da artıyor.

150 bin seks işçisi

Uluslararası raporlar bununla da sınırlı değil. Türkiye fuhuş sektörü de son yıllarda daha da büyüme gösteriyor. Fuhuş yasal faaliyetle yasadışı faaliyetin iç içe geçtiği, insan kaçakçılığı ve organize suçla da organik bağları olan bir sektör. Türkiye’de 15 bin civarında kayıtlı seks işçisi olduğu ileri sürülüyor. Bunun dışında Türkiye’de yabancılardan yılda ortalama 2 bin kişi fuhuşa karıştığı için sınırdışı ediliyor. Bu rakamlar yabancılar da dahil tahmini 100-150 bin seks işçisinin varlığını gösteriyor. Aylık ortalama 2 bin Lira’lık gelirle yapılan minimum hesaplarla bile ortaya çıkan ciro 3 milyar Lira’nın üzerinde.

ABD raporu: Stratejik ülke
Türkiye, ABD’nin İnsan Ticaretini İzleme raporlarına göre stratejik ülkelerden biri. Hem önemli bir geçiş noktası hem de insan kaçakçılığının kontrol edildiği merkezlerden. 2010 yılında Türkiye’de 33 bin göçmen yakalandı. Her bir göçmen için insan kaçakçıları ortalama 3 bin Dolar’ı peşin para alıyor. Pazarın büyüklüğü yakalanmayan kaçaklarla birlikte 750 milyon Lira’ya yaklaşıyor.

İngilizler uyardı
Bir grup İngiliz milletvekili, parlamentoya sundukları raporda Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) üye olmasının birliğin İran, Irak, Suriye gibi ülkelerle olan sınırlarında önemli güvenlik riskleri doğuracağı ve üye ülkelerin organize suçlara daha fazla maruz kalacağı uyarısı yaptı. Türkiye ile Yunanistan arasındaki kara sınırı Avrupa’nın karşı karşıya olduğu yasadışı göçmen sorununa neden olan en büyük açık kapılardan biri. İngiliz vekiller, raporda her gün Afganistan, Pakistan, Orta Asya ve Kuzey Afrika’dan gelen 350 kadar göçmenin Türkiye sınırından Yunanistan’a girdiğini belirtti. İngiliz vekiller, AB yasasının revize edilerek birlik sağlanmasını ve Türkiye’deki sınır büroları arasında daha etkin işbirliği yapılmasını ve kanunların güçlendirilmesini de talep etti. Parlamentoya sundukları raporda, İngiliz vekiller “Türkiye’nin yasadışı örgütler tarafından göçmenlerin Avrupa’ya sokulduğu ‘ana bağlantı noktası’ olduğunu” ifade etti.


ALİ ÖZŞERİK