Sevgili okurlar! Çalışmalarımızın yoğunluğu mu desem? Gündemin karmaşası mı? “Cami Cemevi İç İçe” asimilasyon projesinin yarattığı zihin kirliliği mi?... Alçaklığı enginlik sananların bizde yarattığı gerginlik mi? Velhasıl… yaşam hakkına, mazluma kast eden canilere, barışa kast eden aymazlara, mevcudu vücudun dışında arayan ahmaklara, kutsal değerlerimizi kirletmeye çalışan devşirmelere inat bu hafta anlayışınıza ve hoşgörünüze sığınarak sizlerle bir deyiş paylaşmak istedim.


Vahdeti Mevcut…
Kökenim ışıktan, aslım Hak’tandır
Özümü nur ile dürdüm de geldim
Kitaplara göre ben “Bir hırsızdım”
“Cennetten” dünyaya sürdüm de geldim

Hakikati ancak arifler anlar
Ben de bir mürşide bent oldum canlar
Sonsuzluktan uzun nice zamanlar
Aşkın girdabına girdim de geldim

Yazmadım deftere, tutmadım günce
Yaşam kainata gelmeden önce
Nuru yumak edip inceden ince
Binlerce nakışla ördüm de geldim

Yar nedir? Aşk nedir? Hakikat nedir?
Bunların cevabı sırdan ötedir
Cehennemi yapan hangi öfkedir?!
Bütün soruları sordum da geldim
Dolaştım dünyayı, arşı, miracı
İnsan olmak için çok çektim acı
Aradım kendimde buldum ilacı
Hak’kın Divanına durdum da geldim

Uğraştım, didindim, can oldum kendim
Hakikate erdim, yıkıldı bendim
Ne tiranım oldu, ne de efendim
Özgürlük harcıyla kardım da geldim

Gahi ermiş oldum, gahi peygamber
Gahi Zülfikar’dım, gahi de teber
Şu insanlık halim daha muteber
Aşkın libasına sardım da geldim

Kim demiş?! “sorulmaz, görülmez Mabut”
O hakikat bende VAHDETİ MEVCUT
Toprak, hava, ateş, su ile vücut
Olunca kendime verdim de geldim

Dönmedim geriye “Yoldan çıkmıştım!...”
Yalnızlık zor idi, bundan bıkmıştım
Bütün engelleri vurup, yıkmıştım
Tabuyu çarmıha gerdim de geldim

Özüm aşkın imbiğinden süzüldü
“Enel Hak” deyince derim yüzüldü
Nebiler, resuller yola dizildi
En önde gerçeğe vardım da geldim

Her şeyin toplamı hiçin özünde
Hakikate vardım aşkın tözünde
Nurdan peydah olan Hak’kın yüzünde
BÜLBÜLİ ŞEYDA’YI GÖRDÜM DE GELDİM!…