
Nusaybin’in Xerabê Bava köyünde 11 gündür estirilen devlet terörü sırasında katledilen 3 kişinin cenaze Mardin’e getirildi. Dihaber’in ulaşabildiği Ş.D., köydeki durumun gittikçe kötüleştiğini belirterek, “Bugün bir evi daha yaktılar, ateşler yükseliyor” dedi. M.A. ise “Kurşun yağmuruna tuttular. Çoğu hayvanımızı kesmişler. Kapıları kırıp birçok evi yaktılar” diye aktardı. DTK, DBP, HDP ve Barış Anneleri’nden oluşan heyet, köye 15 kilometre kala Türk askerleri tarafından engellendi.
Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı Xerabê Bava köyünde 11 gündür devam eden ablukada öldürülen 3 kişinin cenazesi Mardin’e getirildi. Askeri helikopterle alındığı belirtilen ve özel hareket polislerinin sosyal medya hesaplarından gösterilen parçalanmış cesetler, Mardin Devlet Hastanesi Morgu’na konuldu. Kayıp 2 köylünün ise nerede tutuldukları ve akıbetleri hakkında bilgi edinilemedi.
Evler ateşe veriliyor
Susuzluk, açlık ve hastalığın baş gösterdiği köyde kısıtlı aralıklarla yurttaşlara ulaşılabiliniyor. Dün sabah saatlerinde telefon üzerinden ulaştığımız ve can güvenliğinden adını kodladığımız Ş.D. isimli yurttaş, köydeki durumun daha da kötüye gittiğini kaydetti. Silah seslerinin aralıksız yükseldiğini vurgulayan Ş.D., “Az önce de silah sesleri geliyordu. Bu sabah da bir evi ateşe verdiler. Uzakta olduğu için bilmiyoruz kimin, nerenin yakıldığını. Ama bir evin ataşe verildiği belli oluyor” diye konuştu.
Hala dışarıya çıkmalarına izin verilmediğini aktaran Ş.D., “Hayvanlarımıza bakamıyoruz. Biz içerideyiz çıkmamıza izin vermiyorlar. Amcamların evine bile gitmeme izin vermiyorlar. Ne halde olduğunu bilmiyoruz. Yasak diyorlar” diye belirtti.
Her gün evleri arıyorlar
Çok zor koşullarda konuşabildiğini sözlerine ekleyen Ş.D., şöyle devam etti: “Her gün evlere baskın düzenliyorlar. Bir evi hayvanlarıyla birlikte ateşe vermişler. Her gün gelip evi arıyorlar. Bizim evimizin kapısını da kırdılar. Her şeyi yıkıyorlar.”
Baskın yapan askerlere soru dahi soramadıklarını dile getiren Ş.D., “İnsanların konuşmasına dahi izin vermiyorlar. Evlerimizin yakınına geldiğinde telefonlarımızı kapatıp saklıyoruz el koymasınlar diye” dedi.
M.A.: Kurşun yağmuruna tuttular
Xerabê Bava (Koruköy) köyündeki abluka ve evlere yapılan baskının tanığı olan kalp hastası M.A., fenalaşınca Nusaybin Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Askerlerin ansızın bahçelerine doluştuğunu belirten M.A., “Camdan gördük bahçeye girdiklerini ardından da 20- 30 asker bir anda silahlarını doğrultarak evin etrafını aramaya başladı” dedi.
Kafasına silah doğrultulan oğlunun daha sonra bahçeye çıkartıldığını kaydeden M.A., şu şekilde devam etti: “Kafasına silah dayayıp ‘Bahçenizden iki kişi çıktı, çabuk isimlerini söyle. Söylemezsen seni öldürürüz’ diye tehdit ettiler. Oğlum Kıbrıs’tan yeni geldiğini ve kimseyi tanımadığını, görmediğini söyledi. İki kişinin evden kaçtığını söylediler. Oğlumu aldılar evin bodrumuna götürdüler. Oğlumu öldürecekleri korkusundan bayıldım.”
Akşama doğru köyden çok yoğun silah sesleri yükseldiğini ancak dışarı çıkamadıkları için tedirgin halde beklediklerini söyleyen M.A., ikinci kez evlerine baskın yapıldığını ifade etti. M.A., “Hiçbir şeyden haberimiz yok tedirgin bekliyoruz. Yine kapıları, camları kırarak evimize baskın yapmaya geldiler. İki zırhlı araçla bahçe kapısını ezip geçerek içeri girmeye çalıştı. Evi başımıza yıkacaklar sandım. Eşimle ikimiz de ameliyatlıyız. Kızım ve oğlum da içerde, bizi öldürecekler sandım. İki kişi aynı anda oğlumu dövmeye başladılar. Diğer odada oğlumun kafasını duvara vuruyorlardı. Ses bize geliyordu. ‘İkiniz aynı anda nasıl döversiniz oğlumu?’ diye bağırdım. Arka bahçeye götürdüler orada tekmelediler ve getirip gözümüzün önünde yine tekmelediler. Ameliyatlı göğsümü açtım ve ‘Görmüyor musunuz ameliyatlıyım, ne istiyorsunuz bizden’ dedim. Etraftan kurşun yağdırıyorlardı evimize. Kurşun yağmuruna tuttular. Oğlumun kafası yarılmıştı. Oğlum pasaportunu gösterdi, Kıbrıs’tan geldiğini söyledi de kim dinliyordu ki? ” diye yaşadıklarını anlattı.
Ahırlara kimyasal gaz attılar
Sadece insanlara değil hayvanlara da zulüm edildiğini dile getiren M.A., anlatımlarını şöyle sürdürdü: “Hayvanlar içerde susuzluktan açlıktan ölüyorlar. İnsanların yemeğine, hayvanına el koydular. Çoğu hayvanımızı kesmişler. Kimyasal madde atmışlar ahırlara. Köyde bütün evlerin kapılarını kırdılar, birçok evi yaktılar. Şeker hastaları yaşlılar var, samanlıkları yaktılar. Bayıldığım için çoğu şeyi göremedim. Perdeleri aralamaya korkuyorduk. Süleyman’ın kapısını kırdılar, Hacı Selim’inkini kırdılar, Abdullah’ınkini kırdılar… Gözlerimizle gördüklerimiz bunlar. Diğer göremediğimiz yerlerde neler yaşandığını bilmiyoruz.”
Üç defadır başımıza geliyor
1990’lı yıllardan bu yana benzer şeyleri üç kez yaşadıklarını dile getiren M.A., “Üç defadır başımıza geliyor bunlar. Evlerimizi yakıyorlar, topraklarımızdan çıkarmaya çalışıyorlar. Onca verdikleri zarara ‘3 bin vereceğiz’ deyip gidiyorlar. Biz onların paralarını istemiyoruz” şeklide tepki gösterdi.
Xerabê Bava yolunda nöbet
Xerabê Bava (Koruköy) köyünde yaşanan ablukayı kırmak amacıyla DTK, DBP, HDP ve Barış Anneleri’nden oluşan heyet, köye 15 kilometre kala askerler tarafından engellendi. DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, DBP Eşbaşkan Vekili Gülcihan Şimşek, DBP Eşbaşkan Yardımcısı Mehmet Arslan, HDP’li vekiller Ayşe Acar Başaran ve Erol Dora’nın da aralarında bulunduğu heyet, askerler tarafından durduruldu. 1 Kirpi tipi araç, 1 TOMA ve çok sayıda askerle kapatılan yolda heyet ile askerler görüştü. Askerler, valilikten kendilerine hiçbir sivilin giriş-çıkışına izin verilmemesi yönünde emir geldiğini ifade etti.
Heyetin beklediği sırada bir köy yoluna içinde askerlerin olduğu bir ambulans ve arkasından bir kepçenin geçtiği görüldü.
DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, köydeki abluka kalkıncaya kadar burada bekleyeceklerini belirterek, “Madem gizli bir şey yok neden geçişimize izin vermiyorsunuz? Demek ki orada bir katliam yapıyorsunuz” dedi.
KCDK-E’den çağrı
Avrupa Demokratik Kürt Toplum Kongresi (KCDK-E), Xerabê Bava köyünde yaşanan vahşete ilişkin duyarlılık çağrısında bulundu.
Yazılı açıklama yapan KCDK-E, Avrupa’nın üç maymunları oynayıp Faşist Türk rejimine karşı sessiz kalarak, katliamlara onay verdiğini belirtti. Açıklamada, “KCDK-E olarak halkımızı, demokrat, devrimci ve tüm insanlıktan yana herkesi bu katliama ve önümüzdeki günlerde AKP-MHP faşist çetelerinin gerçekleştirmek isteyeceği katliamlara karşı duyarlı olmaya, tepkilerimizi her yerde karşı koymaya ve faşizme geçit vermemeye çağırıyoruz. Xerabê Bava köyünde gerçekleşen abluka ve katliamı protesto etmek için eyleme ve alanlara çıkalım. Tüm demokratik imkan ve araçları kullanarak derhal sesimizi yükseltelim.”
HABER MERKEZİ