
AIDS, deli dana, kuş gribi, sars, Ebola, tüberküloz, kırım kongo kanamalı ateşi, hanta, listeriosis ve malarya virüslerinden dolayı son 5 yıl içinde 54 milyon insan tedavi görüyor. Ancak, tüm bu virüsler, bir yandan insanların canını alırken, bir yandan da bir kesime büyük kazançlar sağlıyor. İlaç sektöründe çalışan şirketlerin yıllık kazancı 1 trilyon Dolar’a yükseldi.
Başlıca iki virüs
Silah şirketleri savaş çıkartarak, ilaç tekelleri ise hastalık üreterek kendini büyütür. Bu iki sektör aslında başlı başına ölümcül virüse benzetilebilir.
Her iki sektör şu anda dünya ticaretinin aslan payını ellerinde bulunduruyor. Ne kadar çok savaş o kadar silah, ne kadar çok bulaşıcı virüs hastalığı o kadar çok ilaç ihtiyacı… Dünyanın en büyük ticaret hacmini elinde tutan silah sektörü hakkında bildiklerimiz ilaç sektörü ile birlikte ters-yüz olmuş durumda. 2013 yılında dünya silah ticaretinin hacmi 95 milyar Dolar’ken, aynı yıl içinde ilaç sektörünün ticaret hacmi 1 trilyon Dolar’a ulaştı ulaştı. (1)
Şimdiye kadar silah tekelleri ve bu tekellerin silahlar kadar savaş senaryoları da ürettiği konusunda çok şey söylendi ve yazıldı. Ancak, ilaç şirketlerinin piyasaya sürdüğü ilaçlar konusunda bir sır perdesinin bulunduğunu söylemek abartılı olmaz. O halde ilaç sektörünü değişik açılardan irdeleyerek dosyamıza başlamak doğru olacaktır.
Yay ve üret
Virüs yolu ile yayılan bulaşıcı hastalıklar yılda 34 milyon insanın ölümüne sebep oluyor. Bu ise dünyadaki ölüm oranının yüzde 26’sına denk düşüyor. AIDS, deli dana, kuş gribi, sars, ebola, tüberküloz, kırım kongo kanamalı ateşi, hanta, listeriosis ve malarya virüslerinden dolayı ise son beş yılda 54 milyon insan tedavi görüyor. Tedavinin yıllık maliyeti ise 17.5 milyar Dolar’ı aşıyor. Virüs ve kronik hastalıkların yaygınlaşması ile birlikte ilaç sektörünün toplam hacmi yıllık 1 trilyon Dolar’a ulaşmış durumda. (2)
İlaç sektöründeki bu hızlı yükselişin nedeni, şüphesiz günlük hayatımızı tehdit eden ve çok hızlı bir şekilde yayılan bulaşıcı virüsler.
Günümüzde dünyayı tehdit eden ve başlıca sorunlardan biri haline gelen salgın hastalıkların çeşitliliği, son 30 yılda yüzde 41 oranında artış göstererek insanlık için küresel bir tehdit haline geldi. (1)
İyi de, bunca bulaşıcı virüs ne oldu da son otuz yılda bu kadar hızlı ve bu kadar çok çeşitli bir hale geldi. Ekolojik dengenin bozulması tek başına bir neden olarak gösterilebilinir mi?
Telegraph dergisine konuşan İngiliz biliminsanı Dr. Brian McCloskey’e göre, “Evet ekolojik dengenin bozulması, insan sağlığını çok olumsuz bir şekilde etkiler ama günümüzdeki virüsler gibi çok hızlı ve çok yaygın bir şekilde öldürmez.”
O halde nerede ve nasıl geliyor bu virüsler? Dr Brian McCloskey, kuş gribinin sonuçlarını açıklayarak cevap veriyor bu can alıcı soruya: “Kuş gribinin ortaya çıkmasıyla birlikte tam bir ay sonra, 4.4 milyar Dolar’lık aşı piyasaya sürüldü. Sizce virüs nerede ve nasıl geldi?” (3)
Biyolojik savaşın bir parçası mı?
Burada bir eklemede bulunmamız ve ismini net bir kavramla ortaya koymamız gerekiyor: Vahşi kapitalizm.
Domuz gribinin biyolojik silah olduğunu iddia edenler arasında Rus siyaset bilimci ve tıp doktoru Sergey Markelov da var. Rus uzmana göre hızla yayılmaya devam bulaşıcı virüsler, biyolojik savaşın bir parçası.
Markelov, Meksika’da ve Latin Amerika’da bulunan gizli laboratuvarlarda bu virüsün geliştirildiğini iddia ediyor ve ekliyor: “Virüsün küresel olarak yayılmasının önünde iki alternatif var. Birincisi tabi yollardan mutasyon. Yani, insan müdahale etmeden virüs değişebilir. İkinci yöntem ise dış müdahalede bulunarak virüsün mutasyonu. Bu da gizli laboratuvarlarda yapılıyor.”
İlginç olan Rus siyaset bilimcisi Sergey Markelov’un delillere dayandırarak yaptığı açıklamadan tam bir ay sonra ansızın ortada kaybolması oldu.
Bilgisayarınıza nerede geldiği bilinmeyen bir virüs, ansızın sizi bloke edebilir ya da bilgisayarınızı kullanılmaz hale getirebilir. Bunu bir çoğunuz yaşamışsınızdır. Yine bir çoğunuz bilirsiniz ki o gelen virüsün hemen arkasında size bir bildirim gelir ve virüsü nasıl temizleyeceğinizi önerir. Adı, adresi, ödeme koşullarının açıkça gösterildiği bu anti-virüs programını ya satın alacaksınız ya da bilgisayarınızın beyninden vazgeçeceksiniz. İlaç firmaları da aynı yöntemi izler hatta, virüsün ne kadar ölümcül olduğuna dair basın yayın organlarında sık sık haberler yapılır. Panik haliyle sağlıklı da olsanız o anti-virüsü kendinize aşılamak istersiniz. (4)
Virüslerin bu kadar sık ve yaygın bir şekilde bulaşması kısa vadede ne gibi rizikoları beraberinde getirir?
ABD’li matematiksel epidemiologu profesörü Neil Ferguson, yakın dönemde birçok ülkenin karantina bölgelerini kuracağını hatta bunun İngiltere’de hazır olduğunu belirtmesi dikkat çekici.
Bilgisayarda yapılan modellemeye göre bu virüsün insandan insana geçecek şekilde mutasyona uğrayıp yayılması halinde, karantina çabaları sonuçsuz kalacak gibi görünüyor. Ancak yine de bunu denemek gerekecek. Aşıların ve serumların işe yarayıp yaramayacağı ise virüsün yayıldığı andaki DNA yapısına göre belli olacak. O durumda bile İngiltere’de 150 bin kişi ölecek (4).
Batı Afrika’nın 6 ülkesinde Ebola salgınına karşı 250 bin insanın karantina altına alındığı haberlerine karşı, hastalığın hızla yayıldığını şu ana kadar 3 bin insanın yaşamını yitirdiği ve binlerce insanın virüs taşıdığının açıklanmasına rağmen aşıların Afrika’ya değil de, Avrupa’daki eczane raflarında yer alması düşündürücüdür. Şimdi kaçınılmaz bir soru ile karşı karşıyayız. Virüsleri yayarak ölümlere neden olanlar yaydıkları virüslerin ne zaman ve nerede durdurulacağını bilirler mi?
Bu bazen ya da çoğu zaman güç olabilir. Virüsün genel tanımı, tespiti ve insan üzerinde nasıl bir etki yaratacağı ya da yarattığı genellikle tespit edilebilinir ama virüsün insan metabolizmasındaki değişkenliğin önüne çok zor geçilir. Yani bir yüklem diğer bir yükleme geçtiği an değişime uğrar. Bu da şu anlama geliyor: Laboratuvarlarda üretilen bir en ağır virüs, insan vucuduna enjekte edilmeden yine laboratuvarda ona karşı en etkili bir anti -virüs üretebilirsiniz ama virüsün insan vücuduyla buluşmasından sonra bunun önüne geçmeniz çok zor olacaktır. (5)
Virüslerin anayurdu
Virüslerin belli bir coğrafyaya ait olduğunu söylemek şüphesiz abartılı olacaktır ama genel anlamıyla özellikle ölümcül (daha hızlı öldüren) virüslerin anayurdunun Afrika kıtası olduğunu belirtmek abartı olmayacaktır. Neden Afrika kıtası? Bu özel bir seçim mi? Toplu ölümlere neden olan virüslerin Afrika kıtasında yaygın olduğu tespiti doğru bir tespittir. Özellikle toplu ölümlerden dolayı paniğin şiddeti neredeyse dünyayı sarsıyor. Sarsıntının, hastalığın ulaşmadığı coğrafyalarda tedbirleri birlikte getiriyor. Şüphesiz bu tedbirlerin maliyeti oldukça pahalıya mal oluyor. İlginç olan geliştirilen hiçbir tedbir, toplu ölümlerin olduğu coğrafyalara bir türlü ulaşmıyor. Ulaştırılmıyor’(6)
‘Yeni saldırılar yolda’
Son 30 yılda, yüzde 41 oranında artış gösteren virüs çeşitleri ve kronik hastalıklar milyonlarca insanın hayatına son verirken yeni virüslerin yolda olduğu açıklandı. Avustralya New South Wales Üniversitesi’nden Dr. Bernard Stewart, önümüzdeki 50 yıl içinde yeni salgın hastalıkların baş göstereceğini belirterek, “Özellikle ortaya çıkacak yeni kanser tanımları, yeni virüs salgınları ve kronik hastalıklar 50 yıl içinde söz konusu hastalıklardan dolayı 34 milyondan yüzde 15 artış göstererek 50 milyonu aşacak” açıklamasında bulunuyor.
Stewart’ı doğrulayan Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO,) “Sağlıkta 2035 yılı” raporunda, ölümcül virüs salgınlarının önümüzdeki yıllarda hızlı bir artış göstereceği belirlemesinde bulunması, ilaç sektörünün vahşi rekabetini gösterir nitelikte.
Dosyamızın sonuç bölümünü, 1922 yılında Nobel Fizik Ödülü olan Niels Bohr’un dosyamızı özetleyecek şu sözleriyle sonuçlandırabiliriz: “Önümüzdeki yüzyıl, hastalıklar saçan virüslerin yüzyılı olacak. Artık silahlardan korkmanıza gerek kalmayacak.”
ALİ ONGAN/BASEL
Kaynaklar:
1-Chikungunya and Other Previously Unknown Diseases May Conquer the World
2- Birleşmiş Milletler’e bağlı Dünya Sağlık Örgütü’nün “2014 Güvenli Bir Gelecek’ raporu
3- Dr. Brian McCloskey:Sir Mark Walport Daily
4- Matematiksel Epidemiolog Profesörü Neil Ferguson
5-Kanada McMaster Üniversitesi :Prof. David Rollo
6-Uluslararası Eczacılık Federasyonu (FIP) 212 Raporu