Varolmaya devam edeceğiz
Kadın Haberleri —

Zübeyde Oğurlu
- Çocuk yaşta evlendirilen, tüm baskılara rağmen örgütlenen, bilinçlenen ve ekonomik özgürlüğünü kendi emeğiyle sağlayan Zübeyde Oğurlu, “Erkek egemen sistem kadını yok saysa da biz var olmaya devam edeceğiz” dedi.
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü yaklaşırken, hayatları boyunca emeği ve direnişiyle görünmez kılınan kadınların hikayeleri bir kez daha gün yüzüne çıkıyor. İstanbul Bağcılar’da yaşayan Zübeyde Oğurlu (67), çocuk yaşta evlendirilme, 1972’de ailesiyle Tatvan’dan (Bedlîs) zorunlu göç, anadil ve kültür kaynaklı ayrımcılık gibi çok katmanlı baskılara rağmen pes etmedi. Aile içi çatışmalar ve toplumsal ötekileştirme onu kadın mücadelesine yöneltti.
Zübeyde Oğurlu, aile baskısının yanı sıra etnik kimliği ve anadilinden dolayı maruz kaldığı ayrımcılığa dair MA’ya konuştu.
Kadınlarla birlikte bilinçlendik
Aile içi baskıdan toplumsal ayrımcılığa kadar yaşadığı pek çok zorluğa dikkati çeken Zübeyde Oğurlu, “Çocuk yaşta aile ve çevre baskısı nedeniyle evlendirildim ve üç çocuğum var. İlk çocuğumu da 18 yaşından önce kucağıma aldım. İstanbul’da bir takım zorluklar çektim. Bunların çoğu etnik kimliğimden dolayı uğramış olduğu ayrımcılıklardı. Kültür farkı ve dil nedeniyle uzun süre kendimi ifade etmekte zorlandım. Aile içinde yaşadığım çatışmalar beni kadın mücadelesine yoğunlaşmaya iten ilk şeylerdendi” diye konuştu. 199O’lı yıllarda İstanbul Bağcılar’da şimdiki DEM Parti’nin devamı olan partilerin kadın çalışmalarında yer alan Zübeyde Oğurlu, o dönemi şu sözlerle anlattı: “Kadınlarla birlikte bilinçlendik. O zamanlar Yurtsever Kadınlar Derneği, Dicle Kadın Kültür Merkezi ve Özgür Kadın Derneği’nde çalışmalar yürüttüm. Ayrıca Dicle Kadın Kültür Merkezi’nin kurucu üyeleri arasında yer aldım. Uzun bir süre kadın mücadelesi yürüttüm sonra iş hayatına atılmaya karar verdim. Bağcılar’da bir perde dükkanı açarak ekonomik bağımsızlığımı kurmaya karar verdim. Hala da kendi işimi yapmaya devam ediyorum.”
Örgütlülük ve bilinç özgürleştirir
8 Mart’ın yalnızca bir anma günü değil, aynı zamanda kadınların yıllardır sürdürdüğü direnişin ve dayanışmanın simgesi olduğunu vurgulayan Zübeyde Oğurlu, “Örgütlenmeyen bir insan, kadınlığını, insanlığını kazanamaz. Çünkü tüm kadınlar aynı ötekileştirilmeye, sömürüye ve şiddete maruz kalıyor. Kadının değeri ve emeği hiçbir zaman görülmüyor. Her zaman eril sistem tarafından yok sayılıyor. Sen ne kadar ‘ben varım’ diyorsan, sistem ve erkek seni yok sayıyor. Ama biz kadınlar hiçbir zaman bu yok sayılmayı kabul etmedik ve buna karşı hep mücadele ettik. Dönemin baskısı altında evden dahi çıkamaz durumda olan kadınlar, bugün irade olduğu günlere geldik. Peki bugün ki kadının kazanımları yetiyor mu? Yetmiyor. Bu mücadelenin devam etmesi lazım. Kadın örgütlenirse ve bilinçlenirse dokunduğu hayatı özgürleştirir ve değiştirir” ifadelerini kullandı.
Kadın geliştikçe sistem sarsılır
Egemen erkek sistemin kadınların gelişmesini istemediğini dile getiren Zübeyde Oğurlu, şunları belirtti: “Kadın gelişirse erkek egemenliği sarsılır. Doğa gelişir dünya gelişir onlarda tahtalarında sallanır. Bu yüzden kadının örgütlenmesinden her zaman korkuyorlar. Bana zamanında çok baskı uyguladılar. Özellikle çevre baskısını her zaman üstümde hissetim. Egemen aile, egemen erk kadını daima yok saymaya devam etti. Kadın profesör de olsa eve gelince kadın kimliğinden dolayı eziliyor. Sadece bu coğrafyada değil, Avrupa’da da böyledir.”
Çocuklarımız bedenlerinden utanmamalı
Kapitalizmin kadın bedenini “güzel-çirkin” diye sınıflandırarak sömürdüğünü söyleyen Zübeyde Oğurlu, “Kadının nasıl giyineceğine, nasıl oturup kalkacağına kimse karışamaz. Çocuklarımı da asla öyle yetiştirmedim. Kızım ne kadar ev işlerinde ortaklaşıyorsa iki oğlumda aynı şekilde hatta daha fazla evde sorumluluk aldılar. Kız çocuklarımıza bedenlerinden utanamamaları gerektiğini öğretmemiz gerekir. Kadını bedeni üzerinden vurmak istiyorlar” dedi.
Boyun eğmeyen kadın ‘kötü’ oluyor
Örgütlü mücadeleye katılmasıyla birlikte çevre tarafından baskı altına alındığına dikkat çeken Zübeyde Oğurlu, “Örgütlü mücadeleye yeni katıldığım zamanlar eşime ‘ben gidiyorum’ diyerek çıktım. Hiçbir zaman izin istemedim ve müsaade de beklemedim. Çalışmalar için şehir dışına çıktığım zaman ‘sen sorumluluklarını bilmiyorsun, çocuklarını evde bırakıp gidiyorsun’ dediler. Benim seneler önce yaşadığımı hala yaşayan kadınlar var. Kadın itaat ediyorsa ondan iyisi yok. Ama eğer iradesini ortaya koyuyorsa ve erkeğe boyun eğmiyorsa o kadın kötü oluyor” diye konuştu.
‘Yapamazsın’ dediler başardı
İş hayatında engellerle karşılaştığını söyleyen Zübeyde Oğurlu şunları ifade etti: “Ailem ve çevrem bir işletme açmamı istemedi. ‘Yapamazsın’ sözünü çok duydum. Kulak vermedim çok çalıştım kendi maddi imkanımı yarattım ve kimseden yardım almadım. Hiç eğitim alamadım abimlerden, takvim yapraklarından okumayı öğrendim. 8 Mart’ı evlerimizde gizlice kutluyorduk ama 8 Mart bilinci ve isteği hep içimizde vardı. 8 Mart kadınların büyük mücadelesi sonucunda elde edilen bir haktır. Herkesin bu kazanımlara sahip çıkması gerekiyor. Tüm kadınların 8 Mart’ını kutluyorum.” İSTANBUL












