İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiği karar doğrultusunda Ankara'da gözaltına alınarak 35 gazeteci ile birlikte tutuklanan DİHA Ankara Temsilcisi Kenan Kırkaya, Vatan Gazetesi'nin, muhabiri Çağdaş Ulus'a ilişkin yaptığı açıklamaya yolladığı mektup ile yanıt verdi. Kandıra 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi'nden gönderilen mektubun tamamı şöyle: "Vatan Gazetesi'nin bizimle birlikte gözaltına alınıp tutuklanan muhabiri Çağdaş Ulus arkadaşımıza yönelik yaptığı destek açıklamasının bir bölümünü Birgün Gazetesi'nden okudum. Öncelikle gazetenin kendi muhabirine verdiği haklı desteği kutluyorum. Zira Çağdaş içerideki bütün gazeteciler gibi desteği hak etmektedir. Yine gazetenin açıklamasında dikkat çektiği gibi o da içerideki bütün meslektaşlarımız gibi haksız yere tutuklanmıştır. Hakkındaki iddialar aslısızdır. Ne var ki gazete açıklamasında muhabirine sahip çıkmak adına bizleri suçlamış ve peşinen bizleri 'Terörizm'den mahkum etmiştir. Tıpkı savcı ve polisin Çağdaş hakkında vardığı hükme, Vatan Gazetesi hem de bu haksızlık karşısında Çağdaş'ı savunmak adına bizim için varmıştır. Gazete bir an için kendi muhabirinin uğradığı haksızlığa bizlerin de uğramış olabileceği ihtimalini bile düşünmemiştir. O yüzden insan merak ediyor; acaba Vatan Gazetesi'nin amacı muhabirini savunmak mıdır yoksa bizleri suçlamak mıdır? Belli ki gazete Çağdaş'ı savunmaktan ziyade bizleri peşinen suçlu ilan etme derdine düşmüştür.
Evrensel hukuk normlarıymış, masumiyet karinesiymiş, meslek dayanışmasıymış bunların hepsini bir kenara bırakan Vatan Gazetesi de savcı ve polis gibi bizleri suçlama içerisine girmiştir. Hatta birçok noktada onların bile ruhuna rahmet okutmuştur. Örneğin, yasanın her insana tanıdığı 'Kollukta susma hakkını' kullanmamızı bize yönelik suçlamanın dayanağı yapmıştır. Suçlamasını örgütlü toplum düşmanlığına kadar vardırarak gazetecilerin ortaklaşmasını ihbar etmiştir. Gazete Çağdaş'ın bizim gibi gazetecilik mesleğinin 'Zencilerinden' olmadığını anlatmak için; ne ilke, ne hukuk ne de gazetecilik ahlakı tanımamıştır. Hepsini ayaklar altına alarak rezil bir duruma düşmekten geri durmamıştır. Şimdi insan düşünüyor; meslektaşlarını herkesten önce mahkum eden bir basın etiğine (Ne kadar etik olduğu ortadadır) sahip bir ülkede insanları 'Bilimsel terörizm' ile suçlayan bir İçişleri Bakanı'nın olması kadar doğal ne olabilir ki? Böyle ülkeye böyle İçişleri Bakanı az bile.
Bu duruma bakınca insan yaşanan mesleki sefaletten utanıyor. Buradan bir itirafta bulunmak istiyorum. Hükümet ve iktidar güçleri zaferlerini ilan edebilirler. Yürüttükleri operasyonlar amacına ulaşmıştır. Toplumun bir kesimi içeri alınarak, dışarıda kalan kesimine gözdağı verme amacı gerçekleşmiştir. Vatan Gazetesi'nin açıklamasından anlıyoruz ki, bu operasyonlar içerideki bizleri değil ama dışarıdaki bazı kesimleri esir almıştır. Bu kesimler sadece teslim alınmamış aynı zamanda kendi mesleklerini ve meslektaşlarını ihbar etme noktasına varmıştır. Gazeteciliği muhbirlik olarak algılamaya başlamıştır. Operasyon sahipleri eserinizle gurur duyabilirsiniz. Çağdaş Ulus'a en büyük kötülüğü gazetesi yapmıştır. Çağdaş'ın mağduriyetine neden olan suçlamayı meslektaşlarına yönelterek içerideki tüm gazetecileri suçlu ilan etmiştir. Gazetesinin yarattığı mağduriyetten dolayı Çağdaş arkadaşımıza geçmiş olsun diyorum."