Kuzey Kürdistan’ın nüfus yapısıyla oynamaya çalışan Erdoğan, vatandaşlık vererek kendisine bağlı neferler yetiştirmenin yanı sıra yeni bir oy deposu oluşturmak istiyor.

Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suriyeli mültecilere vatandaşlık verileceğini açıklamasının ardından harekete geçen AKP hükümeti, konuya ilişkin çalışma başlattı. Hükümete yakın kaynaklar, bütün Suriyeli mültecilere vatandaşlık verilmeyeceğini, vatandaşlık verileceklerin iki kesimden oluşacağının altını çiziyor. Buna göre, İçişleri Bakanlığı Koordinasyonu’nda AFAD, Göç İdaresi ile Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Müdürlüğü’nce vatandaşlık verilebilir durumdaki Suriyelilerle ilgili ön tespit çalışmalarına başlandı. Şu ana kadar 500 Suriyeli vatandaşlık için müracaat etti. Suriyelilerin tamamına değil, AKP’nin kendisine yakın gördüğü kesimlere vatandaşlık verilecek.

Bayramdan sonra ilk adımları atılması beklenen bu düzenlemelere ilişkin, Suriyelilerin TC vatandaşı olması başvuruları teşvik edilecek. AKP vatandaşlık vereceği mülteciler arasında da esasen iki kesimi hedef aldı. Bunların başında eğitimli, doktor, mimar gibi meslek sahibi olanlar olurken, AKP ikinci olarak daha çok kendi sistemine göre şekillendirebileceği Suriyeli çocuklara göz dikti. 


Özellikle çocuklar

Çoğu savaşta yetim ve öksüz kalmış bu çocuklar üzerine çalışma başlatan AKP, Türkiye’de bulunan yaklaşık 1 milyon civarındaki okul çağındaki Suriyeliyi “kazanılması gereken” potansiyel olarak değerlendiriyor. Söz konusu çocukların “yetim ve öksüz olmasını“ da kullanan hükümet, bu çocuklara Türkiye’nin bakacağı taahhüdü üzerinden topluma yansıtmayı amaçlıyor. 

Ayrıca hazırlanan plana göre, Vatandaşlık Kanunu’nda düzenleme yapılacak ve mültecilerin TC vatandaşlığına alınması için “İstisnai Vatandaşlık Süreci” getirilecek. Plana göre, Nitelikli İkamit İzni veya Turkuaz Kart’tan herhangi birini aldıktan sonra Türkiye’de en az 2 yıl ikamet edenlere İstisnai Vatandaşlık Süreci’ni tamamladıkları için vatandaşlığın yolu açılacak.


Büyük oy deposu

Türkiye’de kayıtlı olarak yaşayan yaklaşık 3 milyon Suriyeli, T.C vatandaşı olursa bunların 1 milyon 500 bini seçimlerde oy kullanma hakkına sahip olacak. Böylece başta başkanlık için anayasa değişikliği referandumu ile genel ve yerel seçimlerde oy kullanabilecekler.

Türkiye’de 20 ve üzeri yaşında olan Suriyeli sayısı 1 milyon 384 bin kişi. Göç İdaresi, 15-19 yaş arasında ise 313 bin Suriyeli gencin olduğunu tespit etti. Bunlardan bir kısmının da 18 yaşından büyük olduğu düşünüldüğünde şuanda oy kullanabilme potansiyeli sahip Suriyeli sayısı 1 milyon 500’e çıkıyor. 2013’e kadar da bu sayı, 2 milyonu aşıyor.


Vekil de olabilirler

1.5 milyonluk seçmen sayısı da başkanlık referandumunun sonuçlarını etkilemesi mümkün. Özellikle yerel seçimlerde Suriyelilerin etkisi bir çok belediye başkanlığı sonucunu değiştirecek. Hatta Suriyeliler, bazı kentlerde aday olma durumunda seçimi bile kazanma ihtimalleri var. Örneğin Kilis’in mevcut 130 bin kişi yaşarken, bu ilde kalan Suriyelilerin sayısıda 130 bine yaklaştı. Yani Suriyelilerin nüfusu seçimlerin sonuçlarını etkileyecek büyüklükte. Suriyeli adaylar, milletvekili seçimlerinde de Meclis’e girme şansları bulunuyor.


Nüfus yapısını değiştirmek için

HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, Erdoğan’ın başından beri mültecileri bir dış politika aracı olarak kullandığına dikkat çekerek, “Avrupa’yı bununla tehdit etmeyi ve başka taleplerini elde etmeyi alışkanlık haline getirdi. Şimdi de aynı tehdit aracını iç politika da kullanmaya çalışıyor” dedi. 

AKP’nin mültecilerle ülke içerisinde demografik yapıyı değiştirmeye çalıştığını dikkat çeken Bilgen, “Demografik planlamalar ve siyasi hesaplar için mültecileri araçlaştırılıyor. Oysa mülteci hakları insan haklarının bir parçasıdır. Mültecilere yapılacak en büyük iyilik kendi ülkelerine dönebilecekleri barış ortamının Suriye’de bir an önce sağlanmasına katkı sunmaktan geçer. Mültecilerin başka amaçlar için araçlaştırılması da hem mültecilere hem de bu topraklar da yaşayan halklara yönelik bir planlamanın parçasıdır” diye konuştu. 

Demografik nüfus hareketleriyle toplumsal kontrolü ve denetimi devam etme arayışı olduğunu ifade eden Bilgen, “Bu mühendislik hesapları toplumun sosyolojisini kontrol altına almaya dönüktür. Alevilerin yoğun yaşadığı yerlere Sünnileri yerleştirmek, Kürtlerin yoğun olduğu yerlere Arap yerleştirmek, böylece toplumda yeni bir kontrol mekanizması oluşturmak tarih boyunca denenmiş ve acı bedelleri olmuş uygulamalardır” dedi. 


Geri dönecekler, demişti

Erdoğan’ın, Suriyelilere yönelik söylediği “Kardeşlerimize vatandaşlık vereceğiz” şeklindeki sözleri, 2014’te Antep’te söylediği “Şartlar düzeldiğinde evlerine dönecek” sözlerini akıllara geldi. Erdoğan, 7 Ağustos 2014’te Antep’te düzenlediği Cumhurbaşkanlığı seçim mitinginde “Şu anda da zor şartlarda bulunan Suriyeli kardeşlerimize kucak açtık. Bu kalıcı bir durum değil, bu ilelebet devam edecek bir durum değil. İnşallah Suriye’de şartlar düzeldiğinde, Suriye’de o eli kanlı rejim gittiğinde buradaki kardeşlerimiz de şehirlerine, köylerine, evlerine geri dönecekler” ifadelerini kullanmıştı.


 ANKARA