‘In The Name Of’ ve ‘La Religieuse’ filmleri kilise ve manastırlarda yaşanan gizli ilişkileri irdeliyor. Her iki film de, 63. Berlinale’nin büyük ödülü olan “Altın Ayı” için yarışıyor.


Kilisede eşcinsel ilişkiler

Polonyalı yönetmen Malgoska Szaumowska’nın “In The Name Of" adlı filmi, Polonya’daki bir kilisenin rahibinin, öğrencisiyle yaşadığı eşcinsel ilişkiyi anlatıyor. Film, Polonya’nın taşra bölgesinde geçiyor. Yönetmen, 4 yıl önce bir gazetede benzer bir haber okuduğunu ve bundan yola çıkarak, konuyu beyaz perdeye taşıdığını söylüyor. Filmin ana karakteri Adam (Andrzej Chyra) isminde bir Katolik kilise rahibi. Kullandığı spor araba ve şık kıyafetleriyle dikkatleri üzerine çeken Adam, kiliseye hiç de uygun olmayan bir yaşam sürüyor. Öğrencilerle, birçok sosyal aktiviteye de katılan rahip Adam, saldırgan ve de sert. Şiddet ve psikolojik, imgelerin de kullanıldığı filmde yönetmen, rahip şahsında kilisede yaşananları sert bir dille eleştiriyor.

Manastırda şiddet ve işkence
Fransız yönetmen Guillaume Nicloux’un “La Religieuse” filmi ise 1765’li yıllardaki Fransa’da bir manastırda, baskı, şiddet, işkence ve lezbiyen ilişkileri konu ediniyor. Film, Denis Diderot’nun romanından sinemaya uyarlanmış. Ünlü Fransız oyuncu Isabelle Huppert’in de rol aldığı film de ana karakter ise 17 yaşındaki Suzanne Simonin (Pauline Etienne). Ailesi tarafından manastıra gönderilen Suzanne, oradaki yaşamı gördükten sonra kendisine göre olmadığını düşünüp geri gelir. Ancak ailesi onu yeniden manastıra gönderir. Suzanne manastırdan gitme istediği için ise işkence, hücreye kapatılma, dua etmeme, saçlarının kesilmesi, kırık camlar üzerinden yürütülme gibi cezalara çarptırılıyor. Ardından gönderildiği başka bir manastırda baş rahibenin (Isabelle Huppert) lezbiyen ilişki teklifiyle karşılaşır. Yönetmen, sadist, despotik bir yaşamın pençesindeki genç kadınların yaşadıklarını, rahip ve rahibeler için yasak ve cinsel ilişkilerin ne gibi sonuçlara yol açtığını açık bir dille beyaz perdeye taşıyor.


ALİ GÜLER/BERLİN