HDP grup toplantısında konuştum. İMC televizyonundan izlemişsinizdir. Grup toplantısında yaptığım konuşmama sevgili Kürdistanlı ve Türkiyeli izleyicileri Kürtçe’nin Kurmancî ve Dimilkî (Kirdkî) lehçelerinde ve de Türkçe olarak selamladım. Yine HDP grup toplantısındaki konuşmamda söz verdiğim gibi ülkeme döndüğümde yaptığım ilk iş Siverek’te, Suruç’ta, Urfa’da ve Diyarbakır Yeniköy’dek şehit mezarlarını ziyaret etmek oldu. Kürdistan’ın mezarlıkları şehit mezarları ile dolup taşmış. Şehitlerin mezarlarını ziyaret ederken kuzey, güney, doğu, güneybatı Kürdistan, bağlı oldukları parti ve ideoloji farkı gözetmeksizin hepsinin mezarlarını tek tek ziyaret ettim.
Siverek mezarlığında şehit babamı, çilekeş anamı da ziyaret ettim.
Diyarbekir’de BDP ve DTK’yi ziyaret ettim. Güney Kürdistan’da, Kuzey Kürdistanlı kurumlara yapılan baskıları, hendek politikasını protesto eden basın toplantısına katılım sağlayıp, konuştum.
Yine Diyarbekir Mardin Kapı mezarlığında yatan şehit Vedat Aydın, sevgili Mehmed Uzun, benim için 1973 yılında kaldığım yeri bilmesine rağmen büyük işkence görmesine karşın kaldığım yerin adresini vermiyen TKDP davası sanıklarından, kimsenin Kürt kelimesini ağzına alamadığı dönemlerde dükkanını Kürt okuluna çeviren büyük Kürt yurtseveri terzi Şemsi Arıtıcı’nın (Usta), yine Almanya’da vefat eden gazeteci Burhan Karadeniz’in ve isimlerini saymadığım şehitlerimin mezarlarını ziyaret edip topraklarına yüz sürdüm.
Bunun yanında Urfa’da demokrasi şehidi Muhsin Melik ve yine Yeni Ülke’nin ve Özgür Gündem’in emektarlarında gazeteci Kemal Kılıç’ın mezarları ile Siverek Areş köyünde yatan Sinan Hoca ile oğlu şehit Çetin Sonkurt’un mezarlarını, Siverek Karakoyun köyünün yiğit evladı Erhan Yergin’in mezarlarını ve yine aynı köyde şehit ailelerini de ziyaret ettim.
Yani uzun laf’ın kısası üzerime farz olan görevlerimin ufak bir kısmını yerine getirme fırsatını bulabildim. Diğer farz olan görevlerimi de inşallah bir dahaki seferde yerine getireceğim.
Ülkeye gitmeden önce bir yazar, köşe yazısının başlığına “vay gidenin haline” diye atmıştı. Büyük laflar etmişti. İddiasına göre ülkeye dönenler ilk önce TC konsolosluklarında eğitilp sonrada Ankara’ya gönderiliyorlarmış. Büyük laf eden yazarın Kürt büyüğü(!) ağabeyi belki böyle bir eğitimden geçirilmiş olabilir, ama ne ben ne de sayın Şerafettin Kaya söylenilen eğitimden geçmedik. Ben pasaport almak için Hannover Konsolosluğuna başvurdum, Şerafettin bey ise yabancı polisinden aldığı belge ile geri döndü.
Her ikimizinde mahkemedeki ifadeleri, basında çıkan demeçlerimiz, Tv programlarındaki ifadelerimiz kamunun gözleri önündedir. İnsanlar büyük laflar ettiği, yazdığı zaman böyle duvara tosluyor. Bu bir, ikincisi ülkeyi uzaktan sevmek yetmiyor, gidip oradaki havayı ciğerlerinin en ücra köşesinde teneffüs etmekte gerekiyor. Kemalist solcuların yaptığı gibi “gitmesekte, görmesekte o köy bizim köyümüzdür” misali Kürdistan’ı uzaktan sevmek, Diyarbekir’in fahri hemşehrisi olduğunu iddia etmekte yetmiyor.
Yerim daraldı önümüzdeki hafta Kürdistan izlenimlerimi yazmaya devam edeceğim. Kalın sağlıcakla.
KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* 8 Temmuz 1937 tarihinde Tahran’daki Sadabat sarayında Türkiye-İran-Irak ve Afganistan arasında “Sadabad Paktı” imzalandı. Sadabad Paktı, Kürt Özgürlük Mücadelesine karşı önlem olarak kurulmuştu.
* 8 Temmuz 1991 günü daha önce kontgerilla tarafından kaçırılan Vedat Aydın’ın cenazesi Elazığ’ın Maden İlçesi’nde kimsesizler mezarlığında bulundu.
* 9 Temmuz 1937 tarihinde Dersim hareketinin liderlerinden Alişêr Bey ve eşi Zarife Hatun Reyber, Zeynel Kop ve avanesi tarafından Sultan Baba dağında Palaxina mıntıkasındaki karargahında bir komplo sonucu şehit edildiler.
* 10 Temmuz 1965 tarihinde TKDP, Diyarbekir Gazi Köşkünde Sait Elçi, Ömer Turhan, Şakir Epözdemir, Şerafettin Elçi ve Derviş Akgül tarafından kuruldu. Kurucu başkan S.Elçi 16 Ağustos 1965 günü Faik Bucak’ın partiye katıması ile görevini ona devretti. Partinin fikir babası ise Ş.Sait’in katibi Lice’li Fehmi Bilal bey idi.
* 10 Temmuz 1991 günü Vedat Aydın’ın cenazesi yüzbinlerin katıldığı bir kalabalıkla toprağa verildi. Cenaze töreni sırasında devlet güçlerinin kitleyi taraması sonucu 16 Kürt şehit oldu.
* 11 Temmuz günü HEP Diyarbekir İl sekreteri Remzi İl’in cenazesi bir çöp konternyerinde bulundu.
* 12 Temmuz 1930 tarihinde Zilan deresinde yapılan soykırım sonucunda 15.000 Kürt sivil şehit oldu.
* 12 Temmuz 1998 tarihinde Qilaban’ın(Beytülşebap) Faraşin yaylasında TSK’ye esir düşen Kürt ozan ve gerilla Serhat (Süleyman Akdoğan) şehit edildi.
* 13 Temmuz 1989 günü İranlı yöneticilerle görüşmek üzere Viyana’da bir eve giden İKDP lideri Qasımlo ve arkadaşları Evdıllah Qadiri Azer ve Dr.Resul İran gizli servisince şehit edildiler.