İngiltere Gündemi


İngiltere’de İşçi Partisi yeni liderini seçti dersek haber değeri çok da yüksek bir şey söylememiş oluruz, ancak İşçi Partisi üyeleri yeni lideri olarak Jeremy Corbyn’i seçti dersek işte o zaman çok önemli bir habere parmak basmış oluruz. 

İşçi Partisi tarihinde ilk defa bu kadar çekişmeli bir seçim sürecine şahit oldu. İşçi Partisi'nin yeni lider arayış sürecinden az biraz haberdar olanlar bilir ki Corbyn, şüphesiz en çok tartışılan ve konuşulan adaydı. Seveni olduğu kadar zinhar istemeyeni de bir o kadar çoktu. Son dakikaya kadar da kazanmama ihtimalinin yüksekliği konuşuluyordu ki seçim sonrası Corbyn bile zaferinin kendisini şaşırttığını ifade etti. 

Zira onu isteyemeyenlerle, rakip adaylar el birliği vermişçesine Corbyn'in seçilmemesi için yeni liderin tüm açıklarını ortaya çıkarmaya çalıştılar. Ancak Corbyn, özellikle gençlerden oluşan büyük bir gönüllü grupla birlikte başarılı bir kampanya yürüttü. Özellikle sivil toplum örgütleri ve ülkenin en büyük sendikaları Corbyn’e tam destek verdiler. 

İşçi Partisi eski lideri ve Başbakanı Tony Blair, özellikle Corbyn’in seçilme ihtimaline karşı kamuoyunu sürekli uyaranlardandı ki uyarıları geri tepti. Blair elbette ki Corbyn’i sevmeyecek. Corbyn kelimenin tam anlamıyla radikal bir solcu. Corbyn tam anlamıyla bir savaş karşıtı ve göçmen dostu. 

Bu nedenle de Corbyn’in seçilmesine birçok çevre sevindi, bence sevinmesi de gerekiyor.

Britanyalıları ilgilendiren yegane konulardan olan kesintiler meselesine ilişkin Corbyn çok katı bir görüşe sahip. Kesintilere tamamen karşı. 

Britanya’nın nükleer silahlarını tamamen yok edeceğini söylüyor ve en önemlisi de demiryollarının tekrar kamusallaşmasını istiyor. Seçildikten hemen sonra da tüm AB ülkelerinin hasır altı etmeye çalıştıkları ve Avrupa’nın kanayan yarası olan mülteci krizine değinerek bu konuya fazlasıyla eğileceği mesajını verdi. Mülteci sorunundan kastı da sadece Avrupa sınırlarında bekleyen binler değil, Suriye’deki savaştan kaçan mülteciler aynı zamanda. 

İlk konuşmasında bile sürekli vurguladığı nokta İngiltere’nin Suriyeli mültecilere kapılarını açmayışı. Kapılarını açan Almanya ve Avusturya’ya ise teşekkür ederek kendi ülkesinin mülteci politikasını sert bir dille eleştirdi. 

Yeri gelmişken söyleyelim, Kuzey Londra’da uzun yıllardır milletvekilliği yapan Corbyn -ki Kuzey Londra yüksek Kürt nüfusuyla bilinir- kelimenin tam anlamıyla bir Kürt dostu. 2010 yılında Türkiye'ye giderek ve gözlemci olarak KCK davalarını birebir izlemesinin yanı sıra HDP temsilcilerine elinden geldiğince ev sahipliği yapmış bir isim. Kürt kurumlarında elinden geldiğince destek sunmaya hazır bir duruş sergiledi her daim. 

400 bin oyun yüzde 60’ını alarak liderlik koltuğuna oturmayı hak kazanan Corbyn’in işi hiç de kolay değil. Ancak ömrünün 32 senesini siyasi arenada harcamış Corbyn’de kolay lokma olacak cinsten değil. Muhafazakarı alt eder ya da etmez, İşçi Partisi'ni yukarlara çeker ya da çekmez, bunu zaman gösterecek, ancak muhalefetin dilini ve tavrını sert bir şekilde öne çıkaracak bir isim olduğu su götürmez bir gerçek.