Dicle asi ve hırçınlığıyla aktı aniden. Selam verdi Yavuz Sultan Selim'e. Ehmedê Xanî'nin liderliğinde ve şöyle dedi Sultan; "Benim akıl hocam olur muydun? Ehmedê Xanî?"

Neden bununla başladım? Sadece Osmanlı tarihi değil,  Gılgamışlardan günümüze dek süregelen uygarlık tarihi boyunca Enkidolardan başlayarak günümüze kadar devam eden, Mezopotamya'nın kutsallık ve lanetli gerçeği en çok da tarihsel bir geçmişe sahip olan Cizre'de yaşanmaktadır. Medrese Sor ile başlayan bilgelik kökü ve yaşam kaynağı her zaman tüm saltanat, hanedan ve ulus devlet rejimlerinin korkulu rüyası olmuştur. Çünkü gerçek yaşam felsefesine sahip olan alimler Cizre'nin gelişimi ve yurtseverlik bilgeliğini en üst seviyede korumasını bilmişlerdir. Özellikle de bu bilgeliğin Mem û Zîn aşkı ile toplumsallaşması tarihsel edebiyatın da öncü temelini oluşturmaktadır. Bu aşkla bütünleşen Şehit Bêrîvan (Binefş Agal) direnişi Cizre'nin en iyi kadın değerini ve bilincini nasıl pekiştirdiğini göstermektedir. Cizre'de gelişime önem vermenin, sorgulamanın, yeniden yaratmanın ve başkaldırmanın bilgeliği tüm Osmanlı saltanatının da dikkatini çekmiştir. Bu nedenle tüm Osmanlı sultanlarının ve bölgeye inen yabancı insanların akıl hocaları Kürt alimleri olmuştur. Özellikle de bu alimlerin Cizre'deki Medrese Sor öğrenci ve öğretmenlerinden olması, Cizre'nin her açıdan önemini ortaya koymaktadır. 

Günümüzde ise temel yurtseverlik duyguları ve bilincine dayanan halk direnişçiliği, özgür yaşam felsefesinin nasıl her koşul altında kendisine yer bulduğunu gösteriyor ve asla vazgeçilmez bir bilinci ifade ediyor. Gerçek yurtseverliğin kök saldığı Cizre gerçeğinde bu yön her zaman geride tutulmak istenmiştir. Nedeni de özgürlüğünden ve yaşam felsefesinden vazgeçmeyen bir bilince sahip olmasıdır. Bu sebeple her zaman hedef haline geldiği gibi, düşmanların da korkulu rüyası olmuştur. Bu en çok da Şehit Binevş Agal ve 1992 Newroz serhıldanındaki Cizre gerçeğinde somutlaşmıştır. Özelikle bu gerçeklikten yola çıkarak baktığımızda kadın öncülüğünde gelişen Cizre direnişi ve vazgeçilmeyen Özgür Yaşam Felsefesi bugün gerçeğinde de çok net görülmektedir. Nitekim şu an bile Cizre ayaklanmasına baktığımızda en çok anaların direnişine ve feryatlarına tanık oluyoruz. Bu da Şehit Bêrîvan'ın yaşamsallaşan direnişçiliğinin ve "xwebûn" gerçeğinin ruhunu ve iradesini net bir şekilde tanımlamaktadır.  

Kendini bilme ve bu bilmenin mücadelesinde derin bir şekilde yer alarak kendisini adayan Cizre gerçeği, aynı zamanda "xwebûn" gerçeğinin mücadelesini ifade etmektedir. Nasıl ki ilk Xwebûn dergisinin alimleri ve bilgeleri burada adım atıp başkaldırmışsa, Cizre'nin de şu anki direniş gerçeği xwebûn mücadelesinin yenilmez ve en anlamlı tarihsel anını ifade etmektedir. Tarihten günümüze dek her açıdan Botan'ın toplumsal, kültürel ve siyasal gerçeğine baktığımızda, hiçbir şekilde her türlü saldırıya karşı güçlü direnip, asla boyun eğmediğini herkes bilmektedir. Kendi değerleri ve öz savunmasına bağlı, her zaman bu bilinçle yaşamsallaşan Botan halk gerçeği, bugün de Cizre halk direnişinde somut olarak görülmektedir. Bu nedenle an itibariyle Cizre Türkiye AKP rejiminin en çok korktuğu ve ona karşı çözümsüz kaldığı yerdir. Bunun için neden Cizre demeye hiç gerek yok. Cizre 7'den 70'e demeden AKP rejimine boyun eğmedi ve öz savunmasıyla en güçlü bir şekilde cevap vermektedir. Cizre 1992'de ortaya çıkan Şehit Bêrîvan ruhuyla ve gösterdiği kahramanlıkla düşmana boyun eğmiyor ve direnişini en güçlü bir şekide yürütüyor. Neden Cizre demeye hiç gerek yok. Cizre xwebûn felsefesinin yaşamsallaşan temel kaynağı ve iradesidir.