Evrensel Yayınları Arjen Arî Şiir Ödülleri’nin üçüncüsünü düzenlendi bu yıl. Ödül töreni Amed Kitap Fuarı’nda gerçekleşti. Ancak sadece, Kürtçeye katkılarından dolayı Tonguç Ok’a onur ödülü verildi. Kürtçe şiir alanında son otuz yılda gerçekleşen atılım bu yazının asıl konusu, ancak hem Tonguç Ok’tan hem de Arjen Arî Şiir Ödülleri’nden kısaca söz etmek istiyorum. Çünkü bu ödül ve sonuçları, dolaylı gibi görünse de, doğrudan Kürtçe şiirin geldiği aşamaya işaret ediyor.

Tonguç Ok 2008 yılında ağırlaştırılmış müebbet cezası aldı ve elimdeki bilgilere göre şu an Kandıra Cezaevi’nde tek kişilik hücrede yaşıyor, direniyor, üretiyor. Cezaevi koşullarında İngilizcesini geliştirdi, İtalyanca ile İspanyolca öğrendi. Bu dillerden çevirdiği çok sayıda kitabı yayımlandı. Bir süre sonra, “Neden komşu dili de öğrenmiyorum” diye bir düşünceye kapılmış olmalı ki Kürtçeyi de öğrendi. Öğrenmekle yetinmemiş, çeviri yaprak Kürtçeye katkıda da bulundu. Karl Marx’ın “Manifesto”, Lenin’in “Nasıl Yapmalı” kitapları dahil, dört kitabı Kürtçeye çevirdi. Ama en önemlisi Tonguç Ok’un Kürtçe hikâyeler yazması ve yayımlaması. Bu katkıları nedeniyle Tonguç Ok, Onur Ödülü için isabetli bir isim oldu bence. Tonguç Ok daha fazla çeviri yapabilsin, daha fazla Kürtçe ve diğer dillerde hikâyeler yazsın isterim. Ama en önce, diğer mahpus arkadaşlarla birlikte, bir an önce özgür olmasını umut ediyorum. 

Ödül törenine katılan ve kısa bir konuşma yapan jüri üyelerinden şair Berken Bereh, dostu Arjen Arî’den söz etti ve şiir dalında neden ödül vermediklerini şöyle özetledi: 1- Gelen dosyaların dili yetersizdi, 2- İçerik zayıftı ve 3- Şiirde yeni bir pencere açmak konusunda yetersiz, şiiri bir adım ileri götürecek niteliklerden uzaktı gelen dosyalar…

Bu tespitin sadece Berken Bereh’e ait olmadığını, Tîroj dergisine konuşan jüri üyesi Îrfan Amîda’dan da öğreniyoruz. Dergi, Amida’nın bir cümlesini başlığa çıkarmış: Bi ya min, min ê neheqî li Arjen Arî bikira (Bana göre Arjen Arîye haksızlık yapacaktım). Burada uzun uzun anlatmayacağım söyleşiyi. Ama meraklısı için şunu söyleyebilirim, söyleşinin içeriği Amîda’nın demek istediklerini ayrıntılı olarak veriyor. 


Kürtçe şiiri savunmak

Yıllar önce (1990’lı yılların sonu olmalı), Kürtçe şiir ile ilgili, sohbetlerde dile getirilen eleştirileri yazmıştım. Eleştiriler, dergilerde yayımlanan ve kitaplaşma olanağı bulabilen şiirlerin yetersizliğini dile getiriyordu. O tarihlerde bugünkü kadar çok sayıda dergi ve yayınevi yoktu. Aslında Kürtçe yazanların da sayısı çok değildi ve eleştiriler, daha çok bu nedenle sohbetlerde dile getiriliyordu.

Yetersiz bir şiirin çok ‘yaşadığı’ görülmemiştir. Belki bir dönem bir ihtiyaca karşılık verebilir, ancak bunların çoğu unutulur gider. O dönem Kürtçe şiir, öykü, makale yazan herkesi destekliyordum. Çünkü bana göre Kürtçenin koşulları, yaşadıkları, içinde bulunduğu süreç çok özeldi. Kürtçenin öncelikli sorunu, bu dilde eserlerin çok az yazılıyor olmasıydı. İçinde şiir yazma hevesi taşıyan gençlerin desteklenmesi gerektiğini bu nedenle düşünüyordum. Edebiyat, eninde sonunda kendi okurunu, eleştirmenini de yanında getiriyor nasılsa. Bir süre sonra ‘kötü’ şiirin ‘iyi’ şiir, okur ve eleştirmen tarafından bertaraf edileceğine inanıyordum.  


Harika şairlerin zamanı

Sanıyorum öyle de oldu. Elbette ‘kötü’ şiirler hâlâ yazılıyor, ama bu Kürtçeye özgü bir durum değil. Dünyanın her yerinde, her dilde iyi şiirlerin yanı sıra kötü şiirler de yazılıyor. 

Son otuz yılda harika şairler, öykücüler, romancılar yetişti. Bu çıkışın, atılımın nedenlerini (ki bu nedenlerin ayrıca birer yazı konusu olduğunu düşünüyorum) birkaç başlık altında toplamak mümkün. 

Kürt kimliğine sahip çıkan Kürt gençleri, bu sahiplenmenin gereklerinden birinin dile sarılmak olduğunu fark etti. Konuşma dilinin yetersiz kelimeleriyle de olsa Kürtçe yazmakta ısrar ettiler. 

Siyasi koşullar uygun duruma geldikçe ve dil üzerindeki baskılar gevşedikçe, dili konu alan kitaplar, sözlükler yayımlanmaya başladı. Şiirin dili zenginleşmeye, şairler kelimeleri eğip bükmeye başladılar ve yeni şiirin adımlarını atmaya başladılar. 

Kürtçe şiirin klasik isimlerinin kitaplarının yayımlanması, günün şairleri için, Kürt şiirini tanımak açısında yararlı oldu.

Yayınevleri ve edebiyat dergilerinin çoğalması, çeşitlenmesi

şair sayısındaki artış, şairin kendi şiirine yeniden ve eleştirel gözle bakmasına olanak sağladı.  

Şairlerin Kürtçe dışında en az bir dil daha bilmesinin de bunda katkısı olmuştur. Tonguç Ok’tan farklı olarak zorunlu olarak ‘komşunun’ dilini öğrenen Kürt şairler, hem komşusunun hem de dünyanın şiirine vakıf olmuş, onların deneyimlerinden yararlanmıştır. Kawa Nemir’ın dünya şiirinden yaptığı çeviri şiirler ise, özellikle şiire yeni başlayanlar için bir hazine niteliğindedir. 


Kürtçe şiire yer açmak

Bir de şunu eklemek gerekiyor. Kürt halkının birçok derdi var ve bunları anlatmak ihtiyacı duyuyor. Şiirin bu ihtiyaca karşılık verebilen bir güce sahip olduğunu sözlü edebiyat geleneğinden beri bilen Kürtler, bu nedenle modern zamanların sanatı olan romandan önce şiire dört elle sarıldı.

Şiir eleştirmeninin eksikliği ve yayınevlerinde editör yetersizliği nedeniyle, diliyle, imgesiyle yeni ve elbette Kürde ait şiiri bulmak, şairin kendisine kaldı. Bu dezavantajlar, Kürtçe yazan şairler için, elbette dünya şiirine katılmak konusunda eşitsiz bir duruma işaret ediyor. Ama devlet olmanın olanaklarından yoksun Kürt halkı varlığını nasıl bir itiraza dönüştürüp sürdürüyorsa, Kürt şairi de benzer şekilde dünya edebiyatı içinde yer almak için çaba sarf ediyor. Artık genç diye nitelendiremeyeceğimiz Rewşen kuşağının birçok şairinin eserleri, bu konuda umutlu olmamızı salık veriyor. 

Kürtçe şiirle ilgili olarak yıllar içinde değişik yerlerde yazılar yazdım. En kapsamlı yazı, “İnatçı Bir Bahar-Kürtçe ve Kürtçe Edebiyat” (Ayrıntı Yay.) kitabı içinde yer alan yazımdır. Söz konusu yazıda Kürtçe edebiyat ve şiir için çok olumlu cümleler kurmuştum. Her türden zorbalığa rağmen, Kürtçe edebiyat ve şiir için umutlu olduğumu da dile getirmiştim. 

Boş bir hayal kurmadığımı, Arjen Arî Şiir Ödülü’nün jürisi gösterdi. Beğeninin çıtası yükseliyor ve her metin şiir olarak kabul görmüyorsa, son otuz yılda şiirde gerçekleşen sıçrama hamlesi başarıya ulaştığı içindir. Kürtçe şiir iyi yoldadır ve dünya şiiri içinde hak ettiği yeri eninde sonunda alacaktır…