KHK ile görevinden ihraç edilmesi sonrası Ankara’nın Yüksel Caddesi’nde aylardır devam eden “İşimizi geri istiyoruz” eylemine katılan isimlerden biri olan Veli Saçılık, HDP’den aday adayı olmak için başvuruda bulundu. Başvuru sonrası Mezopotamya Ajansı’na (MA) açıklamada bulunan Saçılık, “Bunca katliama karşı ‘barış ve özgürlükler kazanacak’ diyerek aday adayı oldum. Asla insanların kapısında ‘kurdun dişine kan değdi’ diyenlerle asla yan yana olamazdım. Onun karşısında olmam gerektiğini göstermek gerekiyordu. Sol, sosyalist, ezilenlerin, bütün halkların ortak bir tepkisini verme açısından aday adayı olmayı önemsiyorum” dedi.
Zeydan: Cevabı halkta
HDP Hakkari Milletvekili Abdullah Zeydan, onaylanan 8 yıl 1 aylık hapis cezası için “Bu zulmü reva görenlere halkımız 24 Haziran’da gereken cevabı verecektir” dedi.
Hakkındaki 8 yıl 1 aylık hapis cezası onaylanan HDP Hakkari Milletvekili Abdullah Zeydan, avukatları aracılığıyla Mezopotamya Ajansı’na (MA) açıklamalarda bulundu. Zeydan, “Tüm siyasi rehinelerin yargılamalarında olduğu gibi adaletin, hakkaniyetin, hukukun ve vicdanın katledildiği kumpas bir yargılama, istinaf aşamasında da yargı AKP’nin sopası olarak kendisine verilen talimatı yerine getirmiştir” ifadesini kullandı.
7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde meşru yollarla HDP ile sandıkta baş edemeyen AKP’nin yargı eliyle kendileri şahsında seçmenleri cezalandırmaya çalıştığını ifade eden Zeydan, şöyle devam etti: “Bizlere hukuksuz yargı kararlarıyla diz çöktürmeye çalışanlar çok iyi bilmeliler ki, bizlerin halkımıza, demokratik siyasetimize bağlılığımız ve inancımız her zamankinden daha yüksek bir konuma gelmiştir. Başından beri AKP’nin talimatlarıyla yürütülen bu yargılamalardan böyle bir sonuç çıkacağını, rehin alınmadan, hatta dokunulmazlıklar kaldırılmadan önce biliyorduk. Ağır, haksız ve hukuksuz cezalar alacağımızı da biliyorduk. Halkımıza ve demokratik siyasetimizin haklılığına inandığımız için direndik. Bundan sonra da direnmeye devam edeceğiz. Asil ve onurlu halkımızın haklı taleplerine kavuşması, tüm halkların birlikte özgür yaşayacağı demokratik cumhuriyet inşa etmek için her koşulda gururla mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Halkımızı yok sayanlara, halkımıza bu zulmü reva görenlere halkımız 24 Haziran’da gereken cevabı verecektir.”
HDP Gençlik Meclisleri çalışıyor
Seçim çalışmalarını ev ev, sokak sokak, şantiye şantiye gezerek sürdüreceklerini söyleyen HDP Gençlik Meclisleri üyeleri, HDP olmadan tek adam rejiminin yıkılamayacağını ifade etti.
Gençlik Meclisleri üyeleri, 24 Haziran baskın seçimlerini değerlendirdi. Edibe Parlak, "Bu seçimlerde de alanlarda, sokaklarda olacağız. Seçim gününde ise sandık güvenliğini sağlayacağız. Biz gençler olarak elimizden gelen her şeyi yapacağız” dedi.
Gençlik olarak HDP’nin Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’a sempati duyduklarını ifade eden Yusuf Keleş, "Gülüşü, duruşu, esprileri bile biz gençliğe ve halka hitap ediyor. Hem seçim çalışmalarımızı iyi sürdüreceğiz hem de sandıklarımıza iyi bir şekilde sahip çıkacağız. Sandıklarımızı, sandık görevlileri ve müşahitlerle dolduracağız. Hiçbir sandığımızı sahipsiz bırakmayacağız. HDP olmadan tek adam rejimi yıkılmaz. Bizler HDP gençliği olarak gereken neyse onu yerine getireceğiz" şeklinde konuştu.
Zelal Çağla ise yaşananlara karşı gençler olarak direneceklerini söyledi. Her alanda direniş saflarını sıklaştıracaklarını ifade eden Çağla, "Yoldaşlarımız cezaevinde onların hakkı gasp ediliyor. Öğrencilerin hakkı gasp ediliyor. Buna karşı duracağız, buna karşı ses olacağız. 24 Haziran'da birlikte mücadele hattını güçlendirerek bunun cevabını vereceğiz. Tarih değişken ve dönüşkendir. Bizler de bu tarihin ve bu zamanın özneleriyiz. Bunu değiştirecek olan da bizleriz ve bunu değiştireceğiz” dedi.
Temel hedeflerinin gençliği ve toplumu örgütlemek olduğunu söyleyen Sultan Çavdar ise faşizmi örgütlülükle yenebileceklerini söyledi. Çavdar, "Genç başladık genç başaracağız' şiarıyla tüm gençleri Demirtaş etrafında kenetleyeceğiz" diye konuştu.
Nihat Demir ise şunları söyledi: "Ev ev, fabrika fabrika, şantiye şantiye gezerek çalışmamızı sürdüreceğiz. Bu seçim, herkes için bir dönüm noktası. Sandıkları korumaya, partide görev almaya davet ediyorum. Halkların en değerli mirası HDP’dir, HDP olmalıdır. Biz, ikinci turda da tek başımıza gidebiliriz. Diğer partiler bize muhtaç olacaklar. Bu açıdan bütün halkların HDP’ye davet ediyoruz."
Erdoğan 'savaş manifestosu' paylaştı
AKP’nin yerli silah üretimi vaadinde bulunduğu seçim manifestosunu “savaş manifestosu” olarak tanımlayan siyasi parti yöneticileri, açıklanan manifestonun halklar nezdinde bir karşılığı olmadığını belirtti.
Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, önceki gün yapılan AKP İstanbul İl Kongresi'nde partisinin seçim manifestosunu açıkladı. 16 yıldır iktidarda olan partinin manifestosunda, ülkenin içerisinde bulunduğu sorunlara rağmen “Küresel bir güç olmak için kendi silahlarımızı üretmeye devam edeceğiz. Altay tankımız gibi, Atak helikopterimiz gibi, İHA’larımız, SİHA’larımız gibi savunma sanayi değerlerimizi artıracağız” vaatleri yer aldı.
Ekonomi, hukuk, demokrasi, özgürlükler, eğitim ve sağlık gibi temel konularda yaşanan kaos ve krizlere rağmen, iktidar partisinin seçim vaadi olarak halka yerli silah üretimini sunmasının anlamını siyasi parti temsilcileri yorumladı.
Uzun: AKP tabanı bile razı değil
Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Sibel Uzun, küresel silahlanmaya yönelik bu sözlerin sarf ediliyor olmasının her şeyden önce savaş çığırtkanlığına devam edileceği gerçeğini gösterdiğini belirtti. AKP’nin bu tür silahlanma, savaş gösterisi yaparak kazanmasının artık çok eskilerde kaldığını söyleyen EHP Başkanı, bu politikadan duyulan rahatsızlığın AKP’nin kendi tabanında bile ‘yetti artık’ denilecek bir durumda olduğunu ifade etti.
Dile getirilen diğer seçim vaatlerinin de mali açıdan neye tekabül ettiğini bildiklerini dile getiren Uzun, şunları söyledi: “Bu manifestonun halklar nezdinde bir karşılığı yok. Hem Selahattin Demirtaş’ın adaylığı etrafında hem de HDP’nin seçim çalışmaları etrafında HDP’nin içinde yer almayan sosyalistler olarak kenetleneceğiz.”
Taş: Bir şey sunamıyorlar
Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş da AKP’nin açıklanan seçim vaadinin aslında “savaş vaadi” olduğu görüşünde. Bu durumun “Türkiye’nin geleceğine dair Erdoğan’ın artık hiçbir karşılığının olmadığının da görüntüsü” olduğunu dile getiren Taş, “Savaşla bir gelecek olmaz. Savaşla insanlık kendini hiçbir açıdan geliştiremez. Doğal olarak insanlık ancak savaşa karşı demokrasi, eşitliği, özgürlüğü, barışı, kardeşliği tesis ederek genişleyebilir. Türkiye’ye savaş değil, barış lazım. Bir arada yaşam, eşitlik, özgürlük ve demokrasi lazım” dedi.
AKP’nin elinde artık topluma sunabileceği bir şeyin kalmadığını vurgulayan Taş, şu değerlendirmelerde bulundu: “Sonuç itibarıyla baskın seçim kararı zaten kaybettiğinin bir göstergesidir. Son bir çırpınış içerisinde ama görünen o ki başaramayacaklar, yenilecekler. Türkiye’yi büyük bir çıkmaza sürüklediler. Büyük bir yıkımla yüz yüze bıraktılar hem maddi hem manevi olarak. İnsanları birbirine düşman kılmaya çalıştılar. Millete, insanlara hakaret ettiler, aşağıladılar. Yani insanlık namına yapılmaması gereken ne varsa yaptılar. Doğal olarak insanlara verebilecekleri hiçbir şeyleri kalmadı. Dün açıkladığı programa kendisi bile inanmadı.”
Hatimoğulları: Silah marifet değil
Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Eşbaşkanı Tülay Hatimoğulları’na göre ise AKP’nin silah sanayisiyle ilgili bu tür vaatlerde bulunması her şeyden önce kendilerinin dile getirdiği “dış politikada yapıcı bir politika izleyeceğiz” yaklaşımıyla çelişiyor. “Yapıcı politika barış, kardeşlik ister ve bunlara saygı ister. Fakat mevcut olan iktidarın bugüne kadar yanı başımızda Suriye’de yaşayan Kürt halkı, Arap ve Süryanilere karşı cihatçıları destekleyerek aslında yıkıcı bir dış politika izlediğini görüyoruz. Bunu Efrin’de de görebiliyoruz” diyen Hatimoğlukları, bu anlamda silah üretmenin marifet olmadığının altını çizdi.
AKP’nin bu manifestosu ile aslında Kürt halkına karşı daha çok şiddet ve savaş vaat etiğini sözlerine ekleyen Hatimoğulları, “Daha sonra eşit vatandaşlık ve kardeşlikten bahsediliyor. Bu diğer önemli çelişkilerden bir tanesi de Kürt halkıyla ancak demokratik yöntemlerle ve onurlu bir barışın inşasıyla kardeşleşebilir ve eşit vatandaşlıktan bahsedebiliriz” diye konuştu.
Amed seçime şimdiden hazır
XELAT KARA/HABER MERKEZİ
HDP Amed İl Eşbaşkanı Filiz Buluttekin, Amed halkı ve partilerinin 24 Haziran seçimlerine hazır olduğunu belirterek, "Moral ve motivasyonumuz çok yüksek. Halkın öfkesi çok güçlü" dedi.
Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti, 2013-2017 yılları arasında iki dönem Amed’in Sur ilçesindeki Kadın Akademisi’nin yöneticiliğini yapan Buluttekin, 6 aydır HDP Amed İl Eşbaşkanlığı görevini yürütüyor. Seçim hazırlıklarıyla ilgili sorularımızı yanıtlayan Buluttekin, herkese ulaşmayı hedeflediklerini, örgütleme ağlarını geniş tuttuklarını vurguladı. Seçim çalışmalarını kadınlar öncülüğünde yaptıklarını ifade eden Buluttekin, "mahalle mahalle, köy köyle herkese ulaşacağız" dedi.
Seçimin geldiğini görüyorduk
Seçimin geldiğini gördüklerini; tüm il, ilçe kurumlarının bunun çalışması içerisinde olduğunu kaydeden Buluttekin, şimdiye kadar hiçbir seçimde bu kadar moral, motivasyonlu aynı zamanda da öfkesi bu kadar güçlü bir halk profili görmediğini söyledi.
Seçimlerde de hesap sorma
Sur’un, Cizre’nin, siyasi soykırım operasyonlarının hesabının sorulacağı mecralardan birinin de seçimler olduğunu ifade eden Buluttekin, "Efrîn işgal girişiminin başladığı gün itibariyle tüm il, ilçe teşkilatlarımızda kurulan TOMA ve zırhlı ablukaları dahi kimseyi geri adım attırmadı. Tutuklanan arkadaşlarımızın yerlerini doldurmak için halkın ciddi katılımları var. Bu sebeple siyasi soykırımlar bizlere geri adım atmak bir yana dursun, çalışmalarımızın önünde hiçbir zaman engel olamaz" şeklinde konuştu.
Aday adayı başvurularındaki yoğunluğa işaret eden Buluttekin, kadın, genç, çeşitli meslek gruplarından insanların sahiplenmesinin sevindirici ve mutluluk verici olduğunu kaydetti.
6 Mayıs’ta startı verildi
Seçim komisyonları çalışmasına daha önceden başladıklarını, seçim kararıyla birlikte hızlandırıp koordine ettiklerini paylaşan Buluttekin, şöyle devam etti: "Hedeflerimizin temelini temas etmediğimiz tek bir kişinin olmaması oluşturuyor. Merkezden mahalleye, mahalleden köylere herkesle temas edip bu doğrultuda çalışmalar yürüteceğiz. 6 Mayıs itibariyle seçim startımızı verdik. Seçmen ikna çalışmalarıyla paralel bilgi işlem, müşahit ve il seçmen kurulu görevlendirme çalışmalarımız da devam ediyor. Örgütlenme ağımızı halkın talebi ve desteği doğrultusunda çok geniş çapta tuttuk. Yine en çok sandık koruma üzerinde duracağız. Bununla ilgili olarak hukuk komisyonlarımızı kurduk. Kırsal da biraz endişelerimiz var fakat bunun da çalışmasını yürütüyoruz. Tüm sandıklara seçim gününde sahip çıkacağız."
Ramazan ayında çalışma
Ramazan süreci için kent koordinasyonuyla planlanan çalışmaları, iftar öncesi ve sonrası olarak ayırdıklarını söyleyen Buluttekin, şöyle anlattı: "Gündüz yürütülecek çalışmalar; seçim stantlarımızla birlikte sandık esaslı birebir seçmen ziyareti, üniversiteler, esnaf ve kahve, semt pazarları ziyaretleri biçiminde olacak. İftar ve teravih sonrası çalışmalarımız ise yine ikna çalışmaları; kahve ve cafe ziyaretleri. Ayrıca mahallelerde iftara yönelik yer sofrası çalışmaları yapacağız. Tüm bu çalışmaları din alimleri, muhtarlar, iş çevreleri, bina emekçileri; yani hiç kimseyi atlamadan kapsamlı planladık. Bunlar için farklı çevrelerden sponsor olma talepleri de var. Yurtsever ve hayırseverlerden gelen büyük destekler olduğunu söyleyebilirim. Çalışmalarımızı durmaksızın hayata geçiriyoruz.
Umutluyuz, başaracağız
Kürdistan’da devlet güçlerinin uzun namlulu silahlarla, zırhlı araçlarla okulların kapılarında beklediğini fakat kimsenin geri adım atmadığını hatırlatan HDP İl Eşbaşkanı Filiz Buluttekin, son olarak şunların altını çizdi: "7 Haziran ruhuyla ve ondan daha da moralli, güçlü bir şekilde başaracağımıza inanıyorum. Ne kadar televizyonlarda, gazetelerde bizlere yer vermeyip sesimizi azaltmaya çalışsalar da ulaşabildiğimiz herkese ulaşacağız. Katledilen, hukuksuzca içeriye alınan, tüm mücadele edenlere borçluyuz ve bu hesabı soracağız."
ANKARA