Kırk yıldan bu yanadır Almanya’da yaşayan yazar ve şair Hüseyin Çatal’ın “Veng bi lal” kitabı, ar yayınları etiketiyle okuyucuyla buluştu. Erzincanlı olan Çatal, uzun yıllardır yazdığı Kirmanckî makaleler ve yazılarla biliniyor. Kirmanckî’nin kaybolmaması için çalışmalar yürüten Çatal, şiir kitabında son dört-beş yıldır yazdığı şiirlerini toparladı.
Vate dergisinde de yazan şair, dille ilgili uzun süren çalışmalarını ve Kirmanckî yazmasını şu sözlerle anlattı:
“Kirmanckî’nin kaybolmaması lazım. Herkes kendi diline sahip çıkmalı, yaşatmalı, yazıya dökmeli. Sadece konuşmak dilin yaşamasının güvencesi olmaz. Bir dilin yazılı hale de getirilmesi gerek. Bir sonraki nesle aktarmak için bu gerekli. Bu da aynı zamanda hafızayı canlı tutar. Biz zamanında büyüklerimizin söylediklerini yazıya dökemedik. Ama bu hafızanın kalıcı olması için yazılması gerek.” dedi.
Umudun saklı olduğu topraklar
Hüseyin Çatal şiirlerine ilişkin de şunları dile getiriyor: “Ben artık sözcüklerimi azad ettim, şimdi sokaklarında ülkemin. Kitapta okuyucunun ilk karşılaştığı sözcükler. Ve duygular, sevinçler, acılar birbirini kovalıyor. Özgürlüğe aç çığlığın kursaklara kurşun doldurarak susturulmak istendiği, yorgun düşen mavi gökyüzünün yüce dağların zirvesinde oturup dinlendiği, bir ananın özlemini eteklerinde gözyaşı olarak döktüğü, şehirlere kilit vurulduğu, tanrının sustuğu, görmek, duymak istemediği, gözlerini kapadığı, ölümün bile esir alındığı bir ülkeyi tarif ediyor.
Ölüm de esir alınır mı? Biz aldık daha beş on yaşında diyor. Sırtında bir gaz bidonu le vurulan çocuğun bir daha gün yüzü göremeyeceği acı, çığlığın boğulduğu, dilin lal olduğu, gece vakti evinden alınıp bir daha kimsenin göremediği, gece karanlığında yitip gidenler… Fecir’e varmak istemeyen geceler, duvardaki yaşlı bir saat hızında ağır bitmek bilmeyen geceler…
Açlık bir tarafa, diline sahip çıkmamanın derin hüznü, yaralarını, acılarının bembeyaz pir u pak kar ile saklayan bir doğa, çığlıkların taşta yankı bulduğu, yanındaki komşusuna ulaşamadığı, duyulmadığı, kimsesiz, yalnız kalmış sokaklar…
Umudun hep bir yerlerde saklı olduğu bu topraklar…Kardeşliğin ağır yara aldığı… ve barutun kirlettiği masmavi gökyüzü…
KÜLTÜR SERVİSİ