HDP, AKP’nin her dönemde vergi adaletsizliğini büyüten uygulamalara başvurduğunu belirterek, “Kitlesel olarak tüketimden gelen gücü kullanmaya çağırıyoruz” dedi.
HDP Emek, Ekonomi, Tarım ve Sosyal Politikalardan Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı Günay Kubilay, AKP iktidarının vergide adaletsizliği artırdığını belirtti. Yazılı açıklama yapan Kubilay, “Türkiye vergi adaletsizliği konusunda Avrupa Birliği ve OECD üyeleri arasında ilk sıralarda geliyor. Vergi adaletsizliği gelir dağılımındaki adaletsizlikle birleşiyor. Adında ‘adalet’ olan AKP, 16 yıllık iktidarının hemen her döneminde vergi adaletsizliğini büyüten uygulamalara imzasını atıyor” dedi.
Adaletsizlik sicili
“AKP iktidarının vergide adaletsizliği büyüten uygulama listesi çok kabarık” diyen Kubilay, şu örnekleri verdi:
- Vergi yükünü büyük sermaye kesimleri için uzlaşma, muafiyet ve istisnalarla azalttı.
- Vergi barışı ve benzeri uygulamalarla kayıt dışılığı teşvik etti. Vergi affı uygulaması süresini her defasında yenileyerek sürekli hale getirdi.
- Dolaylı vergilerin payını arttırdı.
- Ücretlerin milli gelir içindeki payını azaltırken, “enflasyon vergisi” etkisiyle ücretleri düşürdü.
- Büyük sermaye için vergiden kaçınma imkanlarını çoğalttı. Yandaşlara adeta 0 vergi uyguladı.
- Sermaye kesimi için vergi iadesi imkanlarını çoğalttı. Teşvikler ile yandaşlarına negatif vergi uyguladı.
- Vergi benzeri kesintileri, katılım paylarını, primleri, harçları, zorunlu kesintileri artırdı.
- Yerel yönetim vergilerini ve bütçe paylarını kısıtladı ve merkezi iktidarın tekeline aldı.
- Doğrudan vergilerde kurumlar vergisi oranını ve payını azalttı.
- Gelir vergisi dilimlerini azaltarak alt gelir grubunun daha çok vergilendirilmesine neden oldu.
Ücretlilerin yükü arttı
Kubilay, AKP’nin, iktidarı boyunca vergiyi halktan toplayıp büyük sermaye gruplarına aktardığına dikkat çekerek, “Buna karşın asgari ücreti yoksulluğun yarısı olan 2 bin 850 lira değil, üçte biri oranında 2 bin 20 lira olarak belirledi. Asgari ücreti vergiden muaf tutmak yerine, belirlediği vergi değerleme oranlarıyla emekçiler ve asgari ücretliler üzerindeki vergi yükünü artırdı” diye kaydetti.
Gücümüzü kullanalım
HDP Eşbaşkan Yardımcısı Günay Kubilay, açıklamasının sonunda şunları kaydetti: “Krizin faturasının çeşitli biçimlerde alınan vergilerle halka ödetilmesine itiraz ediyoruz. İşçileri, emekçileri, köylüleri, kadınları, gençleri, yoksulları ve dışlananları, AKP’nin dayattığı zorunlu BES, katılım payı, köprü geçiş ücreti, ilaç payı, muayene payı, işlem ücreti gibi her ne ad altında olursa olsun halka ödetilen faturalara tepki göstermeye ve kitlesel olarak tüketimden gelen gücünü kullanmaya çağırıyoruz.”
ANKARA
KESK adalet istiyor
Güncellenen gelir vergisi dilim tutarlarına kamu emekçileri de tepkili. KESK, “Vergide adalet istiyoruz! Adaletsiz gelir vergisi dilimleri ile maaşlarımızın eritilmesine son verilsin!” dedi.
Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın yıl sonunda yayımladığı Gelir Vergisi Genel Tebliği’nde en düşük gelir vergisi dilimi 18 bin lira olarak saptanmıştı. Buna göre, emekçiler yıl içinde gelirlerinin 18 bin TL’yi aşması durumunda yüzde 20 kesintinin olduğu bir üst vergi dilimine çıkacak ve böylece daha fazla vergi ödemek zorunda kalacak.
KESK’ten yapılan açıklamada, bu açıklanan tutarlar nedeniyle milyonlarca işçi ile kamu emekçisinin bu yıl bir üst vergi dilimine daha erken gireceği, dolayısıyla ceplerinden çıkan gelir vergisi tutarının artacağı belirtildi. Açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “Vergide adalet dendiğinde ilk akla gelen az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmasıdır. Ancak dünyanın en adaletsiz vergi sistemlerinden birine sahip olan Türkiye’de yıllardır bütün vergi yükü ücret geliri ile yaşam mücadelesi veren işçilerin, kamu emekçilerinin omuzlarına yıkılıyor. Adil bir vergi sisteminin az ya da çok geçerli olduğu ülkelerde toplam vergilerin yüzde 70’i kazançtan-gelirden alınan vergilerden (kurumlar vergisi, servet vergisi, gelir vergisi gibi doğrudan vergiler) yüzde 30’u ise tüketimden alınan vergilerden ( KDV, ÖTV gibi dolaylı vergiler) oluşuyor. Ancak söz konusu oranlar Türkiye’de tam tersinedir. Toplam vergi gelirlerinin dörtte üçü, ücret geliri ile yaşam mücadelesi veren kamu emekçilerine, işçilere, asgari ücretlilere ve tüketicilere yıkılmıştır.” Kazançtan-gelirden alınan vergilerde yaşanan adaletsizliğin de her geçen yıl derinleştiğine vurgu yapılan açıklamada, “Bu yıl olduğu gibi hemen her yıl gelir vergisi dilim sınırları düşük tutulmakta böylece milyonlarca kamu emekçi, işçi her yıl biraz daha erken bir üst vergi dilimine girmektedir. Dolayısıyla ceplerinden çıkan gelir vergisi tutarı da her yıl daha fazla artmaktadır” denildi.
Açıklamaya göre, gelir vergisi dilimi tutarları belirlenirken ekonomik büyüme ve milli gelir artışı dikkate alınmadığı gibi tüketici enflasyonu (TÜFE) da dikkate alınmıyor. Bunun yerine bir yıllık dönemde ÜFE’deki ortalama artışı gösteren Yeniden Değerleme Oranı (YDO) dikkate alınıyor. Eğer gelir vergisi ikinci dilim sınırında 2009’an itibaren TÜFE oranı dikkate alınsaydı, bugün 18 bin olarak belirlenen tutar 21 bin 198 lira olacaktı. Üstelik gelir vergisi dilim tutarları, her yıl olduğu gibi bu yıl da YDO oranının altında belirlendi. 2018 yılında 14 bin 800 lira olan birinci dilim tutarı, bu yıl yüzde 21,6 artışla 18 bin liraya çıkarıldı. Oysa TÜİK verilerine göre 2018 yılı YDO oranı yüzde 23,73.
Yoksulluk sınırı 6 bin 745 TL
Birleşik Metal-İş Sendikası Sınıf Araştırmaları Merkezi’nin aralık 2018 verilerine göre yoksulluk sınırı 6 bin 745 lira. Açlık sınırı bir yılda 349 lira arttı.
Birleşik Metal-İş Araştırma Merkezi’nin (BİSAM) verilerine göre, Aralık ayında sağlıklı beslenmek için yetişkin bir kadının yapması gereken aylık harcama tutarı 501.6 lira olurken, yetişkin bir erkek için 516.1 lira, 10-18 yaş bir çocuk için 551.5 lira, 4-6 yaş bir çocuk için 381.7 lira oldu.
BİSAM verilerine göre 4 kişilik bir ailenin sağlıklı beslenmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması 1,950 lira olarak hesaplanırken, aynı hesaplamaya göre dört kişilik ailenin sağlıklı beslenmek ve diğer ihtiyaçlarını karşılayabilmek için yapması gereken asgari harcama tutarı ise aylık 6 bin 745 lirayı buldu.
Geçen yılın aynı ayına göre ise yoksulluk sınırı 1,206 lira, açlık sınırı da 349 lira arttı. Aylık artışlar, açlık sınırında 34 lira, yoksulluk sınırında 119 lira oldu.
BİSAM’dan yapılan açıklamada, “Dört kişilik bir ailenin sağlıklı beslenmesi için yapması gereken harcamaları daha dar bir gruplandırma içinde ele alırsak, süt ve süt ürünlerinin harcamalar içindeki payının yüzde 40.3 ile son derece yüksek olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla açlık sınırının süt ve süt ürünlerinin fiyat artışlarına hassasiyeti son derece fazladır. İkinci önemli harcama grubu ise yüzde 25.4 ile et, yumurta ve kuru baklagil grubudur. Önceki aya göre süt ve süt ürünlerinin payı azalırken, meyve-sebze grubunun payı arttı” denildi.
Kaybeden yine çalışanlar oldu
6 aylık enflasyon baz alındığından, işçi ve Bağ-Kur emeklileri sadece yüzde 10.19 zam alacak.
Aralık enflasyonunun yüzde 20.3’e gerilemesiyle, memur, işçi ve emeklilerin alacakları enflasyon farkları ve zamlar da düştü. İşçi ve Bağ-Kur emeklileri yüzde 10.19 zam alacak. Memur ve memur emeklilerinin maaşlarındaki artış ise toplu sözleşme zammı ile birlikte yüzde 10.73 olacak. Enflasyon farkının her ay değil de 6 aylık olarak verilmesi nedeniyle çalışanlar ve emekliler yine kaybettiğiyle kaldı.