Almanya’nın Köln kentinde, Ren Nehri kıyısında gerçekleşen 24’üncü Kürt Kültür Festivali, birçok yönüyle, Avrupa’daki Kürtlerin son yıllardaki en ‘heyecanlı‘ etkinliklerinden biri oldu. Tıkabasa dolmuş meydanda müthiş bir coşku ve sağa sola çarpmayan, net mesajlar vardı.
* Festivalden günler önce başlayan Türk devletinin provokasyon çabası, alanda öyle güzel boşa düştü ki, yani o kadar olur! Daha önce, yine Köln’de bulunan Rhein-Energie Stadyumu’nda yapılacağı duyurulan ancak Türk devletinin çabalarıyla yeri değişen festivale ilginin düşürülmesi murat edilmişti şüphesiz; ama sonuç tam tersi oldu. Üstelik alandaki birçok kişinin dilinde aynı espri dolaşıyordu: “Faşistler ilk defa bir işe yaradı! Stadyumda olsa hem bir sürü para gidecekti hem de sıkış tepiş olacaktı. Şimdi nehir kıyısında ferah ferah festival yapıyoruz!”
* Kürt Kültür Festivali, her yıl biraz da güvenlik açıklarıyla anılırdı. Gazetemizde çıkan izlenimlerde de hep bu yönlü yorumlar yer aldı; hatta geçen sene, hiçbir arama yapılmadığını yazmış, eleştirmiştik. Bu sene ise gerek tertip komitesi, gerekse de Köln Emniyeti, olası bir provokasyona karşı eksiksiz görünen tedbirler almıştı. Kurallar netti ve program boyunca esnetilmedi. Hepimizin üstü bir güzel arandı! Bunu bir organizasyon başarısı olarak kayda geçirmek gerek.
* Her festivalin en popüler konusu: Park sorunu! Ama organizasyon komitesi de n’apsın ki be kardeşim! Avrupa’nın dört bir yanından akın etmiş on binlerce Kürt’e yetecek park yeri mi var herhangi bir kentte!
* Katılan pek çok kişi, festival sırasında ve sonrasında, uluslararası basının ilgisinin ilk defa bu denli fazla olduğunu söylüyordu. Gerçekten de meydanın her yanında kitlenin içinde dolaşan veya sahne arkasında programı takip eden, canlı yayın yapan, sosyal medyaya haber geçen onlarca yabancı gazeteci vardı.
* Alman haber ajansları, festivali genel olarak “Kürtlerden barışçıl Erdoğan protestosu” olarak verdi; Kürt Halk Önderi Öcalan’a yönelik vurguları ise spotta veya haber metninde ifade etmeyi tercih etti. Oysa hakikat bundan başkaydı: Kürt kentlerini yakıp yıkan, Kürdistan’a teslimiyet dayatan Türk rejiminin şefi Erdoğan’a öfke elbette yüksekti ama kitleden ve sahneden yükselen mesajlara esas damga vuran, Kürt Halk Önderi Öcalan’ın sağlığına ilişkin kaygılar oldu. PYD Eşbaşkanı Salih Muslim ve HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş da dahil olmak üzere bütün konuşmacılar, Öcalan’la ilgili Kürt halkının kaygılarını ifade etti; hatta Sol Parti Eşbaşkanı’nın konuşmasında bile en dikkat çekici bölüm, buna ilişkindi.
* Meydanda “Bijî Serok Apo” sloganı, bir an olsun eksik olmadı. Slogana Demirtaş’ın, “Daha güçlü, daha yüksek. İmralı’dan duyulana kadar” gibi bir cümleyle karşılık vermesi, hem Kürtlerin hassasiyetini ortaya koydu hem de Öcalan’a uygulanmak istenen ‘politik tecridin’, Kürt siyasetinin hiçbir mecrasında kabul edilmeyeceğinin bir kez daha teyidi oldu.

* Alman medyası, genelde Almanca bilen Kürt gençleriyle görüşüyordu ama bir habere dahil olan ve Almanca bilmemesine rağmen vaziyeti heyecanla anlatmaya çalışan abêden daha dikkat çekici olamadı hiçbiri. O abê, ellerini heyecanla iki yana açmış, bağırarak anlatıyordu: IN ALLE DÜNYA, KEINE STATÜ. 40 MILLION KURDISH, KEINE STATÜ. VERSTEHEN SIE?

* Her festivalde tekrar etmeye gerek yok: En dikkat çekici detaylardan biri, stantlardı elbette. Onlar içinde de yemek stantları. Ulm’den gelmiş Heval Haydar’la sohbet ettik biraz. Neredeyse başladığından beri her festivale katılıyor. Festival, sizin için ne demek mesela? On binlerce Kürt buluşuyor, rengarenk elbiseleriyle meydanı güzelleştiriyor, taleplerini haykırıyor... İşte Heval Haydar, bu güzelliğin ardındaki emekçilerden biri. Tabii bir bedeli var bunun: Onun için festival, döner ve çay demek. Her festivalde bir gün önceden yola çıkıyor, çadırı kuruyor. O seneki görevlendirmeye göre çay ya da döner malzemelerini hazırlıyor. Meydan dolmaya başladıkça o daha çok çalışıyor. Gün bir biçimde bittiğinde, “Ne festivaldi ama!” deyip eve dönüyor.
* Son yıllardaki etkinliklerde Rojava ve Güney Kürdistanlıların katılımı giderek artıyor; 24’üncü Kürt Kültür Festivali de bunun görünür olduğu mekanlardan biri oldu. Gerek görevliler arasında gerekse de meydanda binlerce Rojavalı ve Başurlu Kürt vardı. Üstelik onların birçoğu da kentlerine özgü kıyafetleriyle gelmişti alana.

* Yüzlerce Kürt genci, her festivalde olduğu gibi festival alanına bir ‘Uzun Yürüyüş’le ulaştı. Elbette festivalin en coşkulu grubu da, yüzlerce kilometreyi türlü provokasyonlara rağmen durmayan sloganlarla yürüyen bu gençlerdi. Kürt Özgürlük Hareketi’nin yasaklanan bayrakları da onların elinde bütün meydanı dolaştı, gittiği her yerde coşkulu alkışlarla karşılandı.

* Anlıyor musunuz?


 OSMAN OÐUZ/KÖLN




Stantlardan notlar...



* Heyva Sor a Kurdistan, Mir Müzik, Mezopotamya Yayınları, Kürdistan İslam Toplumu (CÎK), Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA), Êzîdî Dernekleri Federasyonu, Ceni Kürt Kadın Barış Bürosu, Newaya Jin Gazetesi, Yeni Özgür Politika, Öcalan’a Özgürlük İnisiyatifi, Yekîtîya Mamosteyên Kurdistan, Kurdistan Report, Utamara, HDK-A, ATİK, MLKP, Alman sol örgütleri... Festival alanında saymakla tükenmeyecek kadar çok kurumun standı vardı.
* Bunların yanında, Kürdistan kültürünü yansıtan ürünlerin ve performansların sergilendiği kıl çadır da yine kurulmuştu. Burada özellikle yaşlı Kürtler, stranlar söyledi.
* Kitap ve albüm standı ve yemek stantları, en çok ilgi çeken stantlar oldu; önlerinde uzun kuyruklar oluştu.
* CÎK, alanda küçük bir cami kurmuştu; Kürdistanlılar burada namazlarını kıldı.
* Havanın beklenenin de üstünde sıcak olması dolayısıyla Heyva Sor standı, festival boyunca baş dönmesi, tansiyon, baygınlık, burun kanaması gibi şikayetlerle gelenlere hizmet etti. Ayrıca kaybolan 15 çocuk, bu stant aracılığıyla ailelerine ulaştırıldı. Festival sırasında doğum sancısı çeken bir kadın da hastaneye kaldırıldı.
* Köln polisinin gerek havadan gerekse de karadan yoğun güvenlik önlemleri de dikkat çekiciydi. Birçok keskin nişancı, yüksek çatılarda konumlanmıştı.

* Gazetemiz Yeni Özgür Politika’nınki de en çok ilgi gören stantlardan biri oldu. Abonelik kampanyası çalışmaları, festivalde de devam etti.


M. ZAHİT EKİNCİ