Vatandaşın bilmediği devletlunun karşısında takla atmaktı, sonunda onu da öğrendiler netekim!
‘’Sözde’’ İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, Erzurum Aşkale’de, onarıma giderken hayatını kaybeden beş TEDAŞ görevlisine mezar olan buzlu gölette ‘’sözde’’ inceleme yaptığı sırada, “ilçemize gelişinize çok sevindim efendim” diyerek ‘’sözde’’ sevinip, yalakalık yapmaya meyleden 60 yaşındaki vatandaş Mustafa Boğaçayır’a haklı olarak “nereden bileyim (özde) sevindiğini? Hadi bir takla at da göreyim,” demiş.
Efendim, efendim, herkesler eleştirmeye, kınamaya, başını, gözünü yolmaya başladı şahin gözlü, şahin süzüşlü, şahin bakışlı, şahin uçuşlu, Şahin’imizi! Öyle ya olacak şey mi, bir bakan vatandaşa takla attırır mı? Oysa Şahin Bey, meydanları titretip ‘’ben vatandaşın çevik, atik, sporcu ve taklacısını severim’’ diyen bir zihniyeti yeniden canlandırmaya gayreti kübra sarfeden bir devletlûnun dâhiliye nazırı! Başka ne beklersiniz ki ey bedbahtlar! Tabi ki dâhiliye nazırı demek dâhiliye hekimi vazifesi de görecek, vatandaşın sağlık, sıhhat ve afiyetinden mesul hissedecek ki zatı bizzatini, icabında vatandaşa takla attıracak, vatandaş çevik olacak ama bir olmayacak! Çevik birlerin halini görüyorsunuz, çevik olun ama siz siz olun bir olamayın demeye getirecek tabi ki!
Beri yandan ihtimalin büyüğüne göre kendisini gördüğüne çok sevinen bir beşere inanmakta güçlük çekmiştir şevketlü nazır… Hani karga olsa, mesele olmaz lakin mevzu müşahas dahülü vezir olunca, sevinen beşer sayısının çok olduğunu düşünemiyor ya. Ama beşerdir bu şaşar! Ol sebepten tufaya gelmesin diye imtihan eylemiştir vatanın daşını, dağını, bayırını, aygırını aziz ve muhterem veziri azam Şahin’i muazzam!
Sevgili okurlar şimdi diyeceksiniz ki ‘’başka yazacak bir şeyin yoktu da mı bu kuşun mevzularını yazıyorsun, bak ne güzel karikatürcüler uğraşıyor, sarı badana küpüne bandırıp bandırıp çıkarıyor, sen başka işlerle uğraş kardeşim!’’ Burdan arşa kadar, ordan Ankara’ya kadar haklısınız! Velakin biz de bu memleketin bir cenahında zorla da olsa vatanın daşı rolündeyiz ya. Yarın öbür gün torunlarımız bize, ‘’nine baksana televizyonda bir yaşlı palyaço var, zamanınızda içişleri bakanı olduğunu söylüyor, doğru mu, sizin zamanınızda palyaçolar mı bakan olurdu’’ diye sorarsa ne yapcez? Ben ben olim, şimdiden tedbirimi alim, torunuma verecek bir cevabım olsun. Bu yazıyı çıkarır, ‘’evlat o palyaço amca doğru söyler, valahi de billahi de O palyaço amca bu memlekette içişleri bakanlığı yaptı, ben de zamanında onun icraatlarını mevzu eden mesela şu yazıyı yazmıştım’’ deyip çocuğun gözüne tutarım. Ya nasıl inandıracağım peki sabiyi, benim yazıya mı inanacak, yoksa o palyaço amcaya mı? Artık gerisi sizde.
Madem kızıyorsunuz günümüzün diline ve realitesine dönelim!
Savaş çığırtkanlığından ve ırkçılıktan başka ağzından anlamlı cümleler çıkarmayı beceremeyen bir bakanın seveni de onun gibi olur şüphesiz… Sonuçta bakan kendi kalite ve beğenisi ile bu sevincin karşılığında vatandaştan takla attırmasını isteyebiliyor.
Bakanı gördüğüne sevinen zavallı yaşlı adam, bakanın istemi üzerine zurna eşliğinde peşrev çekip, taklalar atıp, oynuyor. Vatandaşı soytarı gibi oynatan bakan Küdüs’ü fethetmiş Salahattin cengâveri edasıyla alkış tutmaktan da geri kalmıyor.
Biz de bir laf vardır, ‘’düğüne giden oynar, cenazeye giden ağlar’’ diye… Devletin bakanı halkın acısına bile saygı duymaktan yoksun ya 5 cenazenin kalktığı yeri düğün meydanı ile karıştırdı. Ne de olsa acılı bir yas ortamını panayır yerine çeviren İçişleri Bakanı’ndan bahsediyoruz.
Beş TEDAŞ görevlisinin trajik ölümünün ardından sorumluların tespiti yerine acılı bir yas zamanını ve mekânını davul zurna eşliğinde bir eğlenceye çevirme becerisi gösteren bakan, en azından acılı ailelerden özür dilemelidir. ‘İstifa etmelidir’ diye saftirik demokrat mevzusuna girmeyeceğim tabi, burası Türkiye! Milleti soytarı gibi gören zihniyet saygı görüyor, bakan oluyor, hatta başbakan… Bu ülkenin bakanı, vekili olduğu millete takla attırıyorsa, o vekilin de, o milletin de ciddiyeti de mahkemeliktir!..
Gencecik beş işçi ihmal sonucu hayatını kaybediyor. Eğer onlara daha güvenli bir yol gösterilmiş olsaydı, göle botla açılmazlardı. Bakan ihmal sonucu ölen işçilerin araştırmasını yapıp, acılı ailesinin yasına saygı göstereceğine, hatta ölen işçilerin tazminatlarını almaları konusunda girişimlerde bulunacağına ve buna ilişkin açıklama yapacağına vatandaşı oynatıyor.
Taklaya gel vatandaş, Diyarbekir güvercinleri bile buna takla atmaz!
Öyle bir ülke ki burası, iş kazalarında daha doğrusu iş cinayetlerinde dünya üçüncüsü, Avrupa birincisi. Her gün beş işçi hayatını kaybediyor. Buna o kadar alışmışız ki, baraj inşaatında beş kişinin ölümünden tam on beş gün sonra, bir bakan zahmet edip Aşkale’ye gidiyor ve kendisini karşılayanlarla kafa bulup oynatıyor.
Erdoğan bu taklavat bakana ilişkin bir açıklama yapmadı. Elhak, bakan üyesi olduğu hükümete gayet güzel yakışıyor. Acaba İdris Naim Şahin bakan olurken başbakanın önünde kaç takla attı? Ters takla, düz takla, yan takla, çapraz takla, diyagonal takla, havada takla, güvercin takla, burgulu takla, güdük takla, parende takla vs... Vekillerimiz bir soru önergesi ile sorsalardı...
Vezir-i azam Şahin-i muazzam!