Maddi çıkarlar, bu ülkeyi yönetenlerin de etrafındaki şakşakçıların da, gazeteci kisvesinde altında palazlananların da sadece vicdanını değil aklını da yemiş. 42 insanımızın yaşamını yitirdiği insanlık dışı saldırı karşısında, haber düşer düşmez, her dönemin "koltuklusu", bugünün Cumhurbaşkanı başdanışmanı Burhan Kuzu şunu yazıyor: "peki bu ağır silahlarla o kadar güvenlikli bir bölgeye nasıl girebildiler?" Sanırsınız bu ülkeyi yönetenler, IŞİD için "öfkeli gençler" diyenler, vs kendileri değilmiş gibi?

Aynı saatlerde insanlar yakınlarından haber almaya çalışırken, morgların önünde canhıraş çığlıklar atılırken Meclis’ten apar topar geçirilen "yargı reformu" yasası, kırıntı halinde de olsa kalan adaletin de enkaz olduğunu; bu enkazın altında sadece bizlerin değil, egemenlerin de kalacağını gösteriyordu! 102 insanın, sırf HDP’li olduğu için katledildiği 10 Ekim Ankara Garı Katliamına "katliam" denilmesinin bile yasaklandığı bir ülkeden bahsediyoruz.

Son 1 yıl içinde patlayan canlı bombalar yüzünden 298 insanın artık yaşamadığı; yüzlercesinin yaralandığı, kimisinin de uzuvlarını kaybettiği bir ülkeden bahsediyoruz! Ellerini kollarını sallayarak gezenler IŞİD değilmiş gibi, kendi sınırlarından geçen onlar değilmiş gibi, sınır boylarında askerlerle selamlaştıkları görüntüleri defalarca kez basına düşen; Kürdistan’daki sokağa çıkma yasakları boyunca okulların tahtalarına, evlerin ve sokakların duvarlarına yazılan "IŞİD biziz, İmza: JÖH-PÖH" yazılarından haberleri yokmuş gibi! Yargıda savcı-hakim bağımsızlığını ortadan kaldıran düzenleme yerine bu suç şebekeleriyle etkin mücadele edecek düzenlemeleri yapmayan ülkeye Yeni Türkiye denir!! Nereden bakarsanız bakıp irinin gün geçtikçe etrafa bulaştığı bir pislikten söz ediyoruz! 

IŞİD hükümlüleri Kocaeli Açık Cezaevinden kaçtıklarında "buna firar diyemeyiz!" diyen insanların Adalet Bakanı yapıldığı bir ülkeden bahsediyoruz! "Canlı bombaları eylem yapmadan tutuklayamayız" diyenlerin de Başbakan olduğu bir ülkeden! Serbest bırakılmalarının hemen ardından rahatlıkla bomba patlatmanın bu kadar rahat olduğu başka bir yer var mıdır acep? Üstelik de istihbaratı oldukça güçlü olan bir devletten bahsediyoruz.

Mülteci kamplarında neler yaşandığını bilmiyoruz çünkü insan hakları örgütleri, vekiller bile içeri alınmıyor! Geçtiğimiz günlerde HDP vekili Ayhan Bilgen’in meclis kürsüsünden yaptığı "Osmaniye’deki kampta kamuflaj elbiseleri dikildiğini kendi gözlerimle gördüm" açıklamasına yanıt veremedi AKP sıraları. 

Yakalanan bazı IŞİD üyelerinin aynı zamanda AKP Gençlik Kolları veya Osmanlı Ocakları üyesi olduğu yönündeki açıklamalara tek bir cevap yok şu ana kadar!

Güvenlik uzmanı Metin Gürcan, "Türkiye, IŞİD için bir ana rahmi" demiş. Her anlamda doğru bir tespit. Ama AKP’ye oy verenin de vermeyenin de önünde ortak bir soru durmalı: neden IŞİD’in her katliamından sonra Meclis’te, konunun tüm detaylarıyla araştırılmasını talep edilen araştırma önergelerine "hayır" oyu verir AKP’li vekiller?

Neden bu karanlığın aydınlatılmasını istemezler?

Kürdistan’daki ağır insan hakları ihlalleri ve savaş suçlarının failleri olan polis-asker gücüne dokunulmazlık getiren aynı Meclisin, cihadist IŞİD çetesinin eylemlerini araştırmak istememedeki mantığı herkes sorgulamalı. 

7 Haziran gecesinden itibaren, B.Kuzu vb’leri ne yazdılar: "halkımız istikrarı değil; kaosu" seçti. Sonra da "kaos" gitsin ve "istikrar" geri gelsin diye 1 Kasım seçimini yaptılar. Sonuç ortada:

Ne istikrarmış ama!