Uğur zamanında polisin saldırısından, işkencesinden kaynaklı bir psikolojik travma geçirmiş olabilir. Bunun hayatına çok büyük etkiside olmuş olabilir. Ama o bunlara karşı bağımlılıklara yönelmektense başka bir Habitus geliştirerek yönünü kendi toplumunun değerlerine, politik mücadelesine vermiştir.

Duisburg-Essen Üniversitesi öğretim üyesi, “Travma ve Sosyalleşme” isimli kitabı bulunan Dr. Abdulillah Polat, Almanya’nın Krefeld kentinde 20 Şubat’ta Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik tecrite karşı bedenini ateşe veren Uğur Şakar’ın eylemini gazetemiz için analiz ederken, Alman polisinin tutumunu da eleştirdi. Dr. Abdulillah Polat’ın analizi şöyle:

  

Uğur neden böyle bir eyleme kalkıştı?

Bu soruya cevap vermek icin öncelikle Almanya’da Uğur’un şahsında kriminalize edilen binlerce Kürt yurtseverinin yaşamlarının, psikolojik, sosyolojik boyutlarının ele alınarak iyi bir şekilde irdelenmesi gerekir diye düşünüyorum. Uğur’un böylesi bir eyleme yöneliş tarzına çok sıradan yaklaşılması olayın ciddiyetini yitirmesi kadar bilimselliğide ortadan kaldırmış olur. Bilimselliği diyorum çünkü bu eylemin, bu konuda irdelenmesi gerekir.

Uğur’un eylemine devletin yada bazı bireylerin sıradan yaklaşmaları bir o kadarda Kürtlerin yıllardır kriminalize edilmelerinin sadece bir devamı niteliğindedir. Kriminalize diyorum çünkü burada, bu olayda bu sebebiyet apayrı bir önem teşkil etmektedir. Beni ilgilendiren esas konu Uğur’un neden böyle bir karar aldığıdır. Özellikle alanım olan psikolojik travmaların Kürtlerin üzerindeki etkisinden yola çıkarak, bu kişilerin bilimsel biyografisinin neden-sonuç ilişkileri üzerinde durulmasında yarar görüyorum. Olayın ilk olduğu günde Krefeld’deki polisin işgüzarlığı bu olaya ne kadar basit ve kabaca yaklaşıldığı ortadadır. Polisin eylemi bireyselliğe indirgeyerek ve etkilerini hastane çalışanlarına kadar hissettirmeleri çok önemlidir. Böyle sıradanlaştırarak işin içinden kurtulmak istemeleri bir o kadarda düşündürücüdür.

Polis kriminalize ediyor

Ailesinden ve çevresinden edindiğim bilgilerden yola çıkarak polislerin Uğur’un hayatını yıllarca kriminalize ettikleri bir gerçektir. Aşırı şiddetten dolayı psikolojisini alt üst ederek kriminalize etikleri gibi eylemini de kriminalize etmeye çalışmaları bir o kadar düşündürücüdür. Yani değil insanı anlamak, bağlı bulunduğu değerleri bu denli örtbas etme yaklaşımları başlı başına bir sorun teşkil etmektedir.  Uğur’un vücudu onların gözlerinin önünde yanarken bile attığı haykırışlarını anlamak istemedikleri gibi aslında kendilerinin ne kadar psikolojik bir travma geçirdikleri ortadadır.

Polisin Uğur’un eylemine ilişkin psikolojik nedenler öne sürerek daha ilk günden hastane çalışanlarına böyle empoze etmeleri boşuna değildir diye düşünüyorum. Hastaneye ilk gidenlerden birisiydim ve oradaki çalışanların üzerindeki etkileri normal olarak görmedim. Yani insanların esas konuyu anlamalarının önüne geçilmesinin pek hoş görünür bir tarafı yoktur.   

Bir şahsı detaylı anlatmak ona şu andaki pozisyonuna bir isim veyahut bir sıfat vermek için bilimsel biyografi denen araştırmaya ihtiyaç vardır. Bu ‘bilimsel biyografi’ yöntemide ancak ve ancak çok boyutlu fazlardan yola çıkarak ve araştırılarak hazırlanır. O zamanda birey üzerinden bilimsel olarak çok boyutlu tartışmaları da beraberinde getirir. Ötekilere önyargı denilir ve bunda bilimselliğin hiçbir anlamı yoktur.   

Yani Uğur’un şahsında bunlar boşa çıkıyor. Psikolojik travma geçirenler örnegin şizofreni, mani gibi bir sürü psikolojik bozukluklarla karşı karşıyadırlar ve çoğu hayatta negatif eğilimlidirler. Bu psikolojik bozukluklar ki başka birçok  bozukluklar ve bağımlılıkların da habercisidir. Özellikle alkol, eroin, toplumsal izolasyon gibi birçok bağımlılık da psikolojik bozuklukların başlıca sebepleri arasındadır. Kendini toplumdan ayrı görmek ve hapsetmek, cezalandırmak bir o kadarda bu pisikolojik etkilerinin olmazsa olmaz nedenleridir.

Uğur’un şahsına gelince;

Uğur zamanında polisin saldırısından, işkencesinden kaynaklı bir psikolojik travma geçirmiş olabilir. Bunun hayatına çok büyük etkiside olmuş olabilir. Ama o bunlara karşı yukarıda anlattığım bağımlılıkları yönelmektense başka bir Habitus geliştirerek yönünü kendi toplumunun değerlerine, politik mücadelesine vermiştir bu bir. İkincisi Uğur her şeyin farkındadır ve bu yüzden Reziliensini (dirençlik yeteneğini, gücünü) Kürt halkının değerlerinde bulmuştur. Bu çok önemli bir konudur. Yani terapilerde insana yaşamı için verilen gücü o kendisini Kürt halkına adayarak bunu göstermiştir. Onun bütün olanlara karşı dirençlik yeteneğini ve gücünü PKK ve Kürt halk önderinden alarak yaşamasını seçmiştir. Yani Kürt halkının değerlerine yaklaşarak bir cevap olmuştur diye düşünüyorum.

Yakma olayını da psikolojik baskılara, kriminalizasyon ve izolasyona karşı yapılmış bir volkanik patlamadır. Bu patlamayı bilimsel olarak ele alınıp çok detaylı bir şekilde güncelleşmesi önemli olduğu kadar bunun çok iyi anlaşılmasında da yarar vardır.       

Eylem  çarpıtılıyor

   

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecride karşı Almanya’nın Krefeld kentinde bedenini ateşe veren Uğur Şakar’ın eylemini manipüle etmek için Alman medyasında dezenformasyon haberleri yapılıyor.

Uğur Şakar isimli Kürdistanlı 20 Şubat günü Almanya’nın Krefeld kentinde bulunan mahkeme önünde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik uygulanan ağırlaştırılmış tecridi protesto etmek amacıyla bedenini ateşe vermişti.

Duisburg kentindeki hastanede tedavisi süren bedeninde yüzde 67 oranında yanık oluştuğu belirtilen Şakar’ın eyleminin hemen ardından Kuzey Ren Vestfalya (NRW) Eyaleti’nde yayın yapan medya organlarında manipüle amaçlı haberler çıkmaya başladı.

Tek elden çıkmış haberler

Geçtiğimiz hafta açlık grevi eylemleriyle dayanışma amacıyla Mannheim’den yola çıkan ve birkaç kez Alman polisinin yoğun saldırısına uğrayan uzun yürüyüşçülerden birisi olduğu öğrenilen Şakar’a ilişkin sanki bir elden yazılmışçasına haberlerin bir birine ardına yayınlanması dikkat çekiyor. Üstelik Şakar bedenini ateşe vermeden önce bıraktığı mektupta eyleminin amacını “Önder Apo üzerinde tecridi protesto etmek ve Alman devletinin Kürtler üzerindeki polis şiddetini lanetlemek” gibi net ifadelerle dile getirmişti. Ancak Alman medyasında olaya ilişkin yer alan haberlerde hiçbir şekilde mektuba dikkat çekilmezken Şakar, daha önce fişlenen “kriminel bir suçlu” olduğu iddia edildi.

Kamuoyuna deklere edilen yanlış bilgiler

Özellikle “Rheinische Post” gazetesi önceki günden bu yana yaptığı haberlerde verdiği dezenformasyon bilgilerle Şakar’ın eylemini çarpıtma girişiminde bulunması dikkat çekti. Son olarak gazete dün yaptığı haberde 43 yaşındaki Şakar’ın “Akıl hastası” olabileceğini iddia etti. Aynı iddialar NRW’de yayın yapan yerel gazetelerde de yer aldı.

Haberlerde ayrıca Şakar’ın evinin dün polis tarafından arandığı bilgisi ve polisin açıklaması öne çıkartıldı. Geçtiğimiz Ocak ayında Düsseldorf’ta gerçekleşen izinsiz bir gösteriye katıldığı için hakkında soruşturma açılan Şakar için aynı gazeteler “polis tarafından tanınan kişi” ifadesini kullandılar.

 

DÜSSELDORF