
Demirtaş, partisinin dünkü grup toplantısında konuştu. Konuşmasına, Colemerg’de yaşanan patlama ile başlayan Demirtaş, sorumluların ve faillerin ortaya çıkarılması için objektif bir soruşturma beklediklerini ifade etti. Selahattin Demirtaş, Colemerg’deki patlamanın derin yapılanmanın işi olduğunun herkesçe bilindiğini belirtti.
Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz’in kaybedilmesinin üzerinden 11 yıl geçtiğini hatırlatan Demirtaş, yurttaşlara bugün Silopî’de yapılacak olan mitinge katılım çağrısı yaptı. Tanış ve Deniz’in alenen herkesin gözleri önünde İlçe Jandarma Komutanlığı’na çağrıldığını, ancak bir daha kendilerinden haber alınamadığını vurgulayan Demirtaş, o dönemin komutanı Levent Ersöz’ün şimdi Ergenekon’dan tutuklu bulunduğunu, ancak kendisine Tanış ve Deniz ile ilgili tek bir sorunun dahi sorulmadığını kaydetti. Ergenekon davalarının en büyük eksikliğinin Kürt coğrafyasındaki cinayetleri ele almaması olduğunu kaydeden Demirtaş, “Soruşturmalar sadece AKP’ye karşı yapılanlardan oluşmamalıdır. Özellikle askeri komutanlar, cinayetler ve köy yakmalardan sorumludur. Bu konuyla ilgili tek soru sorulmaz mı? Bu konuda ‘derin devleti tasfiye ettik’ diyenler bunun cevabını veremiyor. Bunun gibi binlerce olay var. Bunlara faili meçhul deniliyor ama Kürt coğrafyasındaki ismi bu değildir. Bunlar alenen devlet cinayetidir. Gün ortası devlet yetkililer elini kolunu sallayarak bu cinayetleri işlemiştir“ dedi.
Bölgede 90'larda yaşananların, dönemin Milli Güvenlik Kurulu'nda planlandığını kaydeden Demirtaş, "Cumhurbaşkanı'ndan yereldeki komutana kadar herkes içindedir. Bu olaylar açığa çıkmadıkça JİTEM'i teşhir etmek mümkün değil. Halen Silopi'de ki JİTEM yapısı iş başındadır. Eğer derin devleti ortaya çıkarmak istiyorsanız Fırat'ın doğusuna gitmelisiniz" diye konuştu. Amed'deki İTEM merkezinde çıkan kemiklere dikkat çeken Demirtaş, şöyle devam etti: "Her ilde her ilçede onun gibi mezarlar var. Çocuklarını geçmişini arayan anneler var. Kürtlerin ruh halini anlayacaksanız bu pencereden bakmanız lazım. O kemikler tümüyle ortaya çıkarılıp sorumlulardan hesap sorulmadıkça bu toplum geçmişiyle yüzleşmez. Toplumdaki duygu kırılması tamir edilemez. Geçmişle yüzleşmek ve özür dilemek, aydınlık bir gelecek için şarttır."
Komisyon ve araştırma
Demirtaş, Hakikatleri Araştırma ve Geçmişle Yüzleşme Komisyonu taleplerini tekrarlayarak, JİTEM merkezinde bulunan kemiklere ilişkin BDP'li vekillerin araştırma önergesi verdiğini, hükümetin samimi olması durumunda bunu kabul ederek parlamentoda bu yüzleşme sürecini başlatabileceğini söyledi. Demirtaş, "'Ne Uludere, ne de Dink davası derin dehlizlerde kaybolmayacak' diyorsunuz. Buyrun. Araştırma önergemiz ortadadır. Uludere'yi, Dersim'i her yeri araştıralım. Önşartsız koşulsuz komisyon kuralım parlamento olarak kim ne yapmışsa devlet ne yapmışsa PKK ne yapmışsa Hizbullah ne yapmışsa açığa çıkaralım. Bundan niye kaçıyorsunuz. Toplum rahatlasın, bunun üzerin biz gerçek barışı konuşmaya başlayalım" şeklinde konuştu.
Erdoğan'a hayati soru
Demirtaş, son dönemde yaşananların hiçbirinin dehlizlerde planlanmadığını, Roboski Katliamı'nın gayet net olduğunu, uzaydan bir aracın gelip orda patlamadığını kaydederek, şunları söyledi: "4 saatlik görüntü var elinde. 26 gündür elinde. Niye açıklamıyorsun? Görünteler savcıya verilmedi, tek bir kişinin ifadesi alınmadı, sorgulanmadı. Emri veren belli değil mi? Açık soru soruyorum. Uludere bombardımanı yapılmadan askeri yetkililer sizi arayıp '50 kişilik grup var içlerinde çok sayıda sivil var' dediklerinde siz 'vurun' dediniz mi demediniz mi? Açıklayın. Siz 'neye mal olursa olsun vurun' dediniz mi demediniz mi? 26 gündür bunu araştırıyor musunuz yoksa bizzat verdiğiniz talimatı örtmeye mi çalışıyorsun?Çıkın bunun hesabını verin. Tazminatla bu iş örtülemez."
BM ve UCM'ye
Demirtaş, BDP olarak katliamı Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Üst Komisyonu'na taşıdıklarını, komisyondan Türkiye'ye gelip soruşturma yapmasını ve hükümete sorular yöneltmesini talep ettiklerini açıkladı. Demirtaş, bugün de Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) başvuruda bulunacaklarını bildirdi.
İç hukuktaki bütün süreçleri de sonuna kadar kullanacaklarını dile getiren Demirtaş, ''Başbakan eline acımetre almış kimin ne kadar üzüldüğünü ölçüyor. Sen bu katliamın emrini verdin mi vermedin mi? Sorumları kimdir, niye açığa çıkmıyor? Hesabını ver, faturayı öde. Çık özür dile. Senin işin, görevin budur. Sivil ölümleri hatırlatarak, 'BDP üzülmedi' diyerek Roboski Katliamı'nı örtemezsin. Bırakın kim üzüldü, kim üzülmedi ona halk karar versin" dedi.
İnsanlık suçu işlediniz
Demirtaş, dünkü grup konuşmasında AKP Genel Başkanı veya AKP Grup Başkanı diye hitap ettiği Türk Başbakan'a seslenişini şöyle sürdürdü: "Bir özrü neden çok görüyorsun. 24 saat boyunca başsağlığı dilemeyi kendine zulüm görüyorsun, çık bunu söyle. Başka yerleri hatırlatarak Uludere katliamını örtemezsin. Halkı böyle kandıramazsın. Bu katliam, kapanacak bir olay değildir. Bu insanlık suçudur. 14 yaşındaki bir çocuk slogan attı diye günlerce uğraşıp tespit ediyorsun, annesinin kucağından alıp cezaevin koymayı biliyorsun ama 34 kişi savaş uçaklarıyla bombalanmış, tek ifade dahi almamışsın; bir de her hafta BDP'yi eleştiriyorsun. Uludere defteri kapanmayacaktır."
Roj TV için para yağdırıyor
Türk Hükümeti'nin Roj TV'nin yayınlarının kesilmesi için gizli ödenekten paralar yağdırdığını kaydeden Demirtaş, Eutelsat'a da Roj TV'nin yayınlarının kesilmesi için para verildiğini söyledi. Demirtaş, "Bunu yapacağına Roj TV'yi Türkiye'ye çağır, çalışanlarının özgürlüğünü sağla. Buradaki hukuk neyse ona göre uygula. Ama hiçbir soruna köklü çözüm üretilmiyor. Roj TV'nin sesi kısıldı mı? Yok. Kapattınız başka bir tane açılır. Burada mesele teknik değil. Bir halkın sesini kısmaya çalışacağına o sorunun özüne inerek o sorunun bütün boyutlarıyla çözerek bütün bu sorun olarak gördüklerini giderebilirsin. Hukuki, ahlaki ve demokratik bir yaklaşım ortaya koyaksın, o zaman bu sorunların nasıl çözüldüğünü göreceğiz" diye konuştu.
Zorbalığın yasal kılıfı
Konuşmasına Öcalan'a uygulanan tecrit ile devam eden Demirtaş, Adalet Bakanı Sadullah Ergin'in önceki gün bir televizyon programında yaptığı konuşmada toplumun gözünün içine baka baka suç işlediğini duyurduğunu belirterek, "Daha önce 'gemi bozuk', 'hava muhalefeti' diyerek görüşmeleri yaptırmıyorlardı. Dün bakan işledikleri suçu açıkladı. Görüşmeleri yaptırmadıklarını kabul etti" dedi. Öcalan ile avukatlarının görüşmelerinin yasaklanmasına yasal dayanak için hazırlanan yasanın çıkarılmasının yanlış bir girişim olduğunu vurgulayan Demirtaş, yapılması gerekenin tecridi yasallaştırmak değil, İmralı sistemini ortadan kaldırmak olduğunu söyledi. Demokratik bir zeminde halkın gözleri önünde müzakere sürecinin yeniden başlatılması gerektiğinin vurgulayan Demirtaş, "Hükümet bunun yerine tecridi yasallaştırıp askeri operasyonlar hızlandırmayı tercih ederse buradan bir şey çıkmaz. Bunlar savaş politikasıdır. Kan ve gözyaşından başka bir şey getirmez. Bu geminin içinde hepimiz varsak hepimiz zarar görürüz" dedi.
Baharın arifesindeyiz uyarısı
Meclis Genel Kurulu'na gelecek olan yasanın çatışma ve savaşın devamı olduğunu söyleyen Demirtaş, "Her türlü baskı, hakaret ve saldırıya rağmen kesinlikle çatışma ve savaş seçeneğini tercih etmiyoruz. Her şeye rağmen müzakereye açık destek vereceğimizi ifade etmek istiyoruz. Bahar ayının arifesinde hükümetin vereceği karar herkesi ilgilendiriyor. Çatışma sürecinden vazgeçerek müzakere sürecini önceleyen bir siyasette ısrarcı olduğumuzu bir kez daha önemle tekrarlamak istiyorum. Özgürlüklerin gelişebilmesi, demokrasinin kurumsallaşmasının yegane koşulu karşılıklı diyalogu hep birlikte geliştirmek ve bunu topluma armağan etmektir. Hükümet bizi suçlayacağına kendi başarısızlıklarının özeleştirisini vererek her şeye rağmen yeni bir süreç başlatır" dedi.
Musa Anter yanıtı
Demirtaş, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın grup toplantısında Musa Anter'e ilişkin yaptığı konuşmaya da yanıt verdi. Başbakan Erdoğan'ın ''Musa Anter'in oğlu Anter Anter'in ülkeye gelişiyle ilgili sorununu çözdüğünü'' söylediğini belirten Demirtaş, ''Anter Anter'in sorununu çözdün de Musa Anter'in kitabını bu hafta yasakladın, o da sana nasip oldu'. Yıllardır yayınlanan kitabı yasaklamak sana kısmet oldu. Savcı, Musa Anter'in oğluna, 'siz ölmüş insanların kitabını hala niye basıyorsunuz?' diye soruyor. Savcının herhalde Tolstoy'un, Gorki'nin, Bediüzzaman'ın öldüğünden haberi yok. Kimse hatırlatmasın, kitaplarını toplatabilir'' diye konuştu.
Demirtaş, sorunların çözümünün kolektif olarak özgürlükler paketi ile eşzamanlı olarak barış görüşmesine açık bir müzakere olduğunu belirterek, barışın hakim olmasını temenni ettiklerini söyledi.
HABER MERKEZİ