Stalingrad kuşatmasının ve direnişinin yıldönümü olan bu günlerdeyiz. Kobanê'de çağımızın Stalingrad savunması sürüyor. Bu vesile ile Kızılordu kahramanlardan bir tanesini anmak gerekir. Bu Kızılordu askeri Wasili’dir.
Ural dağlarında avcılık ve çobanlık yapan yoksul ailenin oğlu Wassili G. Saizew.
Stalingrad 1942 yazında Alman Hava Kuvvetleri tarafından bombalanmış ve yerle bir edilmiştir. Ardından Fransa, Polonya’yı fetheden, Paris'i, Warşova'yı teslim alan ‘Fatih Kuvvetleri’ olarak anılan 6. Ordu, General Paulus komutasında Don Nehrini aşıp Stalingrad'a yöneldi.
‘Operasyon Uranus’ 300.000 askerle başlatıldı ve hemen iki ay sonra 230.000 askeri güçle takviye edildi. Plana göre Stalingrad bir ayda alınacaktı. Tıpkı Rakkayı, Musul'u alıp Kobanê'ye yürüyen Klerikal-faşist IŞİD sürüleri gibi. Stalingrad üç yönlü ablukaya alındı, 4. tarafı ise azgın akan ve buz kesmiş Wolga Nehri idi.
Wasili Stalingrad savunmasına katılmak için gönüllü olarak batı birliğinden ayrılır. Kurşunlar yağmuru altında Wolga Nehrini geçer. Ve yüzde 30’u Nazilerin kontrolünde olan Stalingrad’daki birliğine ulaşır.
Stalingran Savunması, Kobanê'de olduğu gibi kuşatma altında ve askeri gücü çok büyük Nazi Ordusu ile ev-ev sokak-sokak, yüksek binaların değişik katları arasında yürütülen bir çatışmadır.
Wasili tarihin bu büyük savunmasına şu anda Stalingrad Müzesinde sergilenmekte olan 7,92mm’lik 98K Mavzer’i ile katılır.
Ural Dağlarındaki gibi nişan almaktadır. Verilen 300 merminin hiçbirini boşa atmaz. Nazi subaylarını, panzer sürücülerini ve işgal ordusunun komuta kademesi ve teknik lojistik hizmetlerini vurmaya başlar. Wasili ve elindeki Mavzer parti komiserlerinin dikkatini çeker. Parti yayın organlarında gündem olur.
Keskin nişancıların savunmaya sağladığı katkı üzerine, özel birlikler kurulur. Kızılordu'dan özel seçilmiş askerlere bir boşaltılmış bir kimya fabrikası içinde Wassili komutasında nişancılık eğitimi başlatılır. Ve Stalingrad da savunmanın kaderi Kızılordu'nun kahramanlığı yanında bu keskin nişancı özel kuvvetlerin mücadelesi ile değişmeye başlar.
Kobanê'de çağımızın Stalingrad savunması yaşanmaktadır. Küçük atölyeler cephane imalı yapıyor. Şehir hizmetleri savunmaya göre uyarlanmış. Dozer ve kepçeler zırhlı araç haline çevrilmeye çalışılıyor. Yaşlılar hendek kazıyor. Kadınlar cephane taşıyor. Kızlar halay çığlıklarıyla siperde.
Üstelik orada iki ordu savaşmıyor. Ordulaşan klerikal faşist IŞİD’e karşı halk direniyorlar. Kobanê barbarlığa karşı insanlığın umudu haline gelmiş durumda. Tüm dünya halklarının dayanışma gösterdiği ve zafer haberleri beklediği bir onur ve insanlık direnişidir. Bu nedenle dayanışma gösterilmeyen ülke adeta kalmadı. Milyonlarca insan Kobanê için kampanyalara katılıyor harekete geçiyor.
PYD ve PKK silahlı birlikleri sadece Şengal'de çağımızın ilk büyük uluslararası hümanist eylemini gerçekleştirmekle kalmadı. Ortaçağ barbarlığı ve karanlığına karşı direniş sergileyen ve IŞİD’in önünden kaçmayan, onu durduran tek güç olarak itibar ve saygınlık kazandılar
Tarihte saygı ile andığımız direnişler çoktur. 6 hafta süren 20.000 Komünarın katledilmesiyle sonuçlanan Paris kuşatması. Bombardımana karşı Santiago’daki Başkanlık Sarayı, maden ocakları, fabrikalar ve mahallelerde direnen Unidar Popular Cephesi. Madrid’de kırılan her kapının arkasında bekleyen nişancılar ve Enternasyonal Birlikler. Yunanistan'da Politeknik direnişi. Ve büyük Stalingrad Savunması.
Kobanê Savunması bu sayılanların yanında yerini almıştır. Direnişin örgütleri olarak PYD ve PKK bütün dünya halklarının tanıklığında onure edilmiştir.
Kobanê savunması tüm insanlığındır değeridir ve bu nedenle yenilmemelidir. Ortadoğu'nun tüm taşlarını yerinden oynatarak ve uluslararası dengeleri değiştirerek direnmeye devam etmelidir. 'Düşdü düşecek’ hayali kuranlar hangi bataklığa düşdüklerini görmelidir.
Bunu için çekilen acılar, ödenen bedeller, savunulan demokrasi değerleri ve Wassili’nin mirası fazlasıyla yetiyor.