‘Theater Penaber’in sahnelediği ‘Vegara Welat’ isimli tiyatro oyunu, Avrupa’da yaşayan Kürtleri dil konusunda eleştiriyor. Demokratik Özerklik’in ilanı ile Kürdistan’a geri dönen karakterler Kürtçe’yi bilmemelerinden kaynaklı çeşitli meslek dallarında karşılaştıkları zorlukların işlendiği oyun, bir halkın kimliğini oluşturan dilin yok olmasına karşı ‘hawar’ diyerek uyarıyor. St. Gallen Demokratik Halk Meclisi Kültür Komisyonu üyelerinin kurduğu Theater Penaber’in geçtiğimiz ay sergilediği oyun, Kürt dilinin hayati önemi ve kapitalist modernitenin kültürlere ve dillere yabancılaştırmasına karşı eleştirel bir şekilde gözler önüne seriyor. İsviçre’de Kürtçe olarak oynanan ilk uzun soluklu oyun olan ‘Wegara Welat’ 2 perde ve 6 sahneden oluşuyor. 70 dakika süren oyunda, Avrupa’da yaşayan karakterlerin kendi varlıklarına ve dillerine yabancılaşmasını konu ediniyor. Seyirciler tarafından tam not alan oyunu, tiyatro grubunun oyuncuları ile konuştuk.


Kürt gerçekliğini yansıtıyor

Yönetmen Ruhat Çiçek, oyunun başarılı olmasını Avrupa’da yaşayan Kürtlerin gerçekliğini direk yansıtmasından kaynaklandığını vurguladı. “‘Wegera Welat’ yıllarca parçalanmış bir ülke de yaşamalarına izin verilemeyen, sürgünde kendi ülkesine dönmeyi umut eden bir halkın hikayesidir” diyen Çiçek, Avrupa’da insanların kendini ayakta tutabilmesinin temel ilkelerinden birinin kendi varlığına, diline ve kültürüne sahip çıkmaktan geçtiğini söyledi. Çiçek, “Kürtçe ve diğer çatışmalardan yaratılan ‘Wegera Welat’ çok yoğun bir çalışmanın sonunda ortaya çıktı. Bizler St. Gallen’deki halkımıza ve oyun için dışardan gelen gerek Kürt gerekse de yabancı misafirlerimize oyunumuzu ilk defa sahneledik. Oyununun sonunda seyircinin tepkisi bizi daha da umutlandırdı. Oyunu imkan ve olanaklarımız dahilinde başta İsviçre’nin diğer kantonları olmak üzere diğer ülkelerde de göstermeye çalışacağız” diye konuştu.

Karakterler hayatın içinden

Oyunun yazarı Mehmet Emin Çelik, oyunun Kürtçe’ye olan yabancılıktan doğduğuna değinerek, “Özelde İsviçre’de genelde ise Avrupa’da yaşayan tüm Kürtlere Kürt dilinin varlıksal önemine dikkat çekmek amacıyla bu oyunu hazırladık” dedi. Çelik, “Oyunu düşünürken oluşturulan karakterler tamamıyla hayatın içinden ve bir o kadar da işleyeceğimiz temayı temsil edebilecekler üzerinden seçtik. Toplumda karşılığı olan karakterlerin vereceği mesajın yalın ve anlaşılır olacağına inandık. Ve oyunu sahneledikten sonra aldığımız tepkiler tamamıyla, emeklerimizin boşa gitmediğinin göstergesi oldu” diye konuştu.

Kürtçe’nin çığlığı

Oyunun başrol oyucusu Nurettin Salhan ise oyun hakkındaki görüşlerini şöyle aktardı: “Oyun benim için aslında bir gerçeğin aynasıydı. Kapitalizmin merkezinde kendini; kendi dilinle, kendi kültürünle ve kendi renginle ifade etmenin ne kadar zor olduğu gerçeğini gördüm. Ama bunun yanında da istenildiği zaman insanın kendi dilini ve kültürünü koruyabileceğini ve geliştirebileceğini de gördüm. Oyunumuz çok önemli, acı ama gerçek olan  birkaç noktaya değindi. Bunların başında Kürtçe geliyordu şüphesiz. Oyun Kürtçe’nin önemine dikkat çeken bir ‘Hawar’di aslında.”

İlk kez sahneye çıktı

Oyunun tek Rojavalı oyuncusu Ewdo Kobani (16) oyunu verdiği mesaj konusunda yeterli buluyor. İlk kez bir tiyatro oyununda rol alan Kobani, oyunun amaçları arasında yer alan Kürt dilinin öneminin iyi işlendiğini belirterek, “Kendi anadilimle Avrupa’da bir oyunda yer almak beni heyecanlandırmıştı. Komisyon üyelerinin motive edici yaklaşımları beni oyuna ve oynadığım karaktere daha çok yakınlaştırdı. Oyunun büyük bölümünün Kürtçe olması da yabancılık hissini ortadan kaldırdı. Oyunu başarılı buldum çünkü Avrupa’daki yaşam, insanları kültürlerinden ve kendi dillerinden uzaklaştırıyor. Oyun da bunun eleştirisiydi” diye konuştu.

Anadilde hizmet olmalı

Anadilin sadece günlük yaşam içerisinde değil, artık kurumsal alanlarda da kullanılması gerektiğini vurgulan bir diğer oyuncu Zana Baykara ise oynadığım karakterin Kürdistan’daki kamu emekçilerinin Kürtçe bilmesi ihtiyacına dayandığını ifade ediyor. Oynadığı karakterle anadilde sağlık hizmetlerinin önemini anlattığını kaydeden Baykara, “Canlandırdığım karakter Kürt olmasına rağmen Kürtçe’yi bilmeden Avrupa yaşamının rehavetine kapılmış, kendi kültürüne yabancı doktordu. Kürdistan’a döndüğünde ise ana dilini bilmemesinden kaynaklı hayalini kurduğu tıp hizmetini verememesine hatta fiyaskoyla sonuçlanmasına neden oluyor” dedi.

Kadınlar iki kez direniyor

Kadın oyunculardan Viyan Karahan da, oyunu kadın perspektifi üzerinden değerlendirdi. Sadece Avrupa’da değil kadın olmanın dünyanın bütün ülkelerinde aynı zorlukları temsil ettiğini ifade eden Karahan, oyunda hem kadın hem de Kürt olarak erkek egemen sisteme karşı iki kez direndiğini ve bunun temsiliyetini yaptığını söyledi.


ERDAL ÖLMEZ/ST. GALLEN