
Kürt gerçekliğini yansıtıyor
Yönetmen Ruhat Çiçek, oyunun başarılı olmasını Avrupa’da yaşayan Kürtlerin gerçekliğini direk yansıtmasından kaynaklandığını vurguladı. “‘Wegera Welat’ yıllarca parçalanmış bir ülke de yaşamalarına izin verilemeyen, sürgünde kendi ülkesine dönmeyi umut eden bir halkın hikayesidir” diyen Çiçek, Avrupa’da insanların kendini ayakta tutabilmesinin temel ilkelerinden birinin kendi varlığına, diline ve kültürüne sahip çıkmaktan geçtiğini söyledi. Çiçek, “Kürtçe ve diğer çatışmalardan yaratılan ‘Wegera Welat’ çok yoğun bir çalışmanın sonunda ortaya çıktı. Bizler St. Gallen’deki halkımıza ve oyun için dışardan gelen gerek Kürt gerekse de yabancı misafirlerimize oyunumuzu ilk defa sahneledik. Oyununun sonunda seyircinin tepkisi bizi daha da umutlandırdı. Oyunu imkan ve olanaklarımız dahilinde başta İsviçre’nin diğer kantonları olmak üzere diğer ülkelerde de göstermeye çalışacağız” diye konuştu.
Karakterler hayatın içinden
Oyunun yazarı Mehmet Emin Çelik, oyunun Kürtçe’ye olan yabancılıktan doğduğuna değinerek, “Özelde İsviçre’de genelde ise Avrupa’da yaşayan tüm Kürtlere Kürt dilinin varlıksal önemine dikkat çekmek amacıyla bu oyunu hazırladık” dedi. Çelik, “Oyunu düşünürken oluşturulan karakterler tamamıyla hayatın içinden ve bir o kadar da işleyeceğimiz temayı temsil edebilecekler üzerinden seçtik. Toplumda karşılığı olan karakterlerin vereceği mesajın yalın ve anlaşılır olacağına inandık. Ve oyunu sahneledikten sonra aldığımız tepkiler tamamıyla, emeklerimizin boşa gitmediğinin göstergesi oldu” diye konuştu.
Kürtçe’nin çığlığı
Oyunun başrol oyucusu Nurettin Salhan ise oyun hakkındaki görüşlerini şöyle aktardı: “Oyun benim için aslında bir gerçeğin aynasıydı. Kapitalizmin merkezinde kendini; kendi dilinle, kendi kültürünle ve kendi renginle ifade etmenin ne kadar zor olduğu gerçeğini gördüm. Ama bunun yanında da istenildiği zaman insanın kendi dilini ve kültürünü koruyabileceğini ve geliştirebileceğini de gördüm. Oyunumuz çok önemli, acı ama gerçek olan birkaç noktaya değindi. Bunların başında Kürtçe geliyordu şüphesiz. Oyun Kürtçe’nin önemine dikkat çeken bir ‘Hawar’di aslında.”
İlk kez sahneye çıktı
Oyunun tek Rojavalı oyuncusu Ewdo Kobani (16) oyunu verdiği mesaj konusunda yeterli buluyor. İlk kez bir tiyatro oyununda rol alan Kobani, oyunun amaçları arasında yer alan Kürt dilinin öneminin iyi işlendiğini belirterek, “Kendi anadilimle Avrupa’da bir oyunda yer almak beni heyecanlandırmıştı. Komisyon üyelerinin motive edici yaklaşımları beni oyuna ve oynadığım karaktere daha çok yakınlaştırdı. Oyunun büyük bölümünün Kürtçe olması da yabancılık hissini ortadan kaldırdı. Oyunu başarılı buldum çünkü Avrupa’daki yaşam, insanları kültürlerinden ve kendi dillerinden uzaklaştırıyor. Oyun da bunun eleştirisiydi” diye konuştu.
Anadilde hizmet olmalı
Anadilin sadece günlük yaşam içerisinde değil, artık kurumsal alanlarda da kullanılması gerektiğini vurgulan bir diğer oyuncu Zana Baykara ise oynadığım karakterin Kürdistan’daki kamu emekçilerinin Kürtçe bilmesi ihtiyacına dayandığını ifade ediyor. Oynadığı karakterle anadilde sağlık hizmetlerinin önemini anlattığını kaydeden Baykara, “Canlandırdığım karakter Kürt olmasına rağmen Kürtçe’yi bilmeden Avrupa yaşamının rehavetine kapılmış, kendi kültürüne yabancı doktordu. Kürdistan’a döndüğünde ise ana dilini bilmemesinden kaynaklı hayalini kurduğu tıp hizmetini verememesine hatta fiyaskoyla sonuçlanmasına neden oluyor” dedi.
Kadınlar iki kez direniyor
Kadın oyunculardan Viyan Karahan da, oyunu kadın perspektifi üzerinden değerlendirdi. Sadece Avrupa’da değil kadın olmanın dünyanın bütün ülkelerinde aynı zorlukları temsil ettiğini ifade eden Karahan, oyunda hem kadın hem de Kürt olarak erkek egemen sisteme karşı iki kez direndiğini ve bunun temsiliyetini yaptığını söyledi.
ERDAL ÖLMEZ/ST. GALLEN