”Adına burjuvazi denilen masalsı hayvanlar aleminin paralı ve estetik olarak eğitilmiş parazitleri, maymunları ve papağanları ezilenlerin duygu ve düşün dünyasını sakatlayarak belirlemeye devam ediyor.“ 

(Wilhelm Weitling, 1848)


Yaklaşık 170 yıl önce söylenen bu sözün sahibi Karl Marx’ın Avrupa proletaryasının teorisyeni olarak selamladığı zanaatkar bir işçi olan Weitling’den başkası değildi.

Marksist külliyatla uğraşanların kısmen tanıdığı Weitling, resmi Marksist tarihe birkaç yıl sonra Marx‘ın tanımlamasıyla ‘cahil, katlanması zor biri’ olarak tarihe geçer. Nedeni ise ezilenlerin savaşındaki ideolojik-politik ayrımdır.

İşte bu noktada Gülsen Güner’in ”Bilim-Devrim-Din (Weitling-Marks Çatışması-1846)” araştırması, bugün ezilenlerin mücadelesinde yaşanan krizlerin, sürekli aynı yerde sayma ya da geriye gitme hallerini anlamakta çok faydalı olacaktır.

Yazar Güner’e göre Weitling ve Marx arasındaki yol ayrımı çok keskin.

Weitling, ezilenlerin kendi kurtuluşu için biricik yolun feodallere, monarklara ve burjuvaziye karşı savaşmak olduğunu savunurken, Karl Marx ise aydınlanmacı-pasifist hattı dolayısıyla feodalizme ve monarşiye karşı burjuvaziyi desteklemeyi savunur.

Bu aydınlanmacı-pasifist hat, devrimci şiddeti sınıf mücadelesinden dışlayıp, ‘bilimsel’ politika anlayışını içeri alarak, devrimciliğe kapalı reformist bir yola girer.


Din ve ezilenler

Wilhelm Weitling politik ateizme karşıdır. Dinin komünizm mücadelesinde ezilenlerin lehine kullanılabileceğini söyler. Marx‘ın dine yaklaşımı ise burjuva aydınlanmasının dine yaklaşımıyla temelde bir farklılık göstermez.

Sosyalizm mücadelesini kalıplara koyanların, mücadelenin ezilenler lehine kırılması gereken noktada nasıl yalpaladıkları, Marksist oluşumların hemen hemen tüm gövdeyle burjuvazinin paylaşım savaşlarında Anayurt Savunması gibi saçmalıklar adı altında birbirlerini nasıl boğazladığını da unutmamak gerekir. Tıpkı 2. Enternasyonal’da olduğu gibi.

Son olarak ezilenlerin mücadelesi, sömürü düzeni oldukça devam edecek. İsimler, mücadele alanları değişecek, bizler de, bizden olan her şeye karşı tarafa hizmet etmediği sürece tahammül edeceğiz.

Düşmanımız gibi olmayacağız, ona asla benzemeyeceğiz.

Eğer kazanmak istiyorsak...


Gülsen Güner

Yazar Gülsen Güner, Weitling ve Marx’ın 1846’da Brüksel’de yapılan Komünist İrtibat Komitesi toplantısındaki tartışmaları günümüze taşıyor. İşçi sınıfına bakış-örgütlenme, devrim, bilim ve dine bakışı sorunlarını Weitling-Marx tartışmasından günümüze taşıdığı izleri irdeliyor.

Yazar Güner, Berlin Özgür Üniversitesi’nde yaptığı yüksek lisans tezine dayanarak hazırladığı 240 sayfalık ”Bilim-Devrim-Din (Weitling-Marks Çatışması-1846)” kitabı PatikaKitap tarafından yayınlandı.


RIZA ÖZER