Erivan Radyosu’nun unutulmaz seslerinden şair ve dengbêj Mecîdê Silêman yaşamını yitirdi. Direnişçi ve dengbêj bir aileden gelen Silêman, ‘Welatê me Kurdistan e’ dahil 100 civarında şarkısı ile denbêjlik kültürüne çok şey kattı.
TİJDA YAĞMUR
Saat tam altıyı vurduğunda, başka bir renge çalardı Kürt köylerindeki uğultu: Curcuna diner, sadece ilaheleşen sesler, tınılar, ritimler kalırdı orta yerde. Koyunlar, kuzular, yaşı çok küçük çocuklar ve bir de radyolardan yükselen gıcırtılar hakimiyet kurardı.
Derin bir huşu içinde düğmeleri çevirirdi eller. İşte o vakitte, bir mabet yerine dönerdi radyolu evlerin önü... Yaşlılar tütünlerini sarmış, nineler dizlerinin üstüne çömelip ellerini başına koymuş, genç kızlar, oğlanlar sessizce ilişmiş olurlardı kalabalığın yamacına.
Êrivan Radyosu’nda Dengbêj saatiydi çünkü...
Karabetê Xaco, Şeroyê Biro, Efoyê Eset, Paşîke Efo, Memoye Pîr, Kereme Anqosî, Ahmede Tecîr, Mecîdê Sileman, Arame Tîgran ve daha niceleri...
İşte o saatte Kürt köylerinin, kasabalarının ruhunda dolaşmaya başlayan bu yanık sesler, gırtlakta demlenip ruhları saran güçlü bir senfoniye dönerdi.
Kürtlerin bin yıllık tarihi, coğrafyası, sürgünlüğü, yürek burkan, deli divaneye çeviren aşkları, dertleri, çileleri, coşkularıydı çünkü o gırtlaklardaki, o seslerdeki feryatlar...
Hem dengbêj hem şair
O seslerden biri daha sonsuzluğa karıştı. Erîvan Radyosu’nun emektarı Mecîdê Silêman 81 yaşında hayata veda etti. Hem dengbêj hem şairdi.
Mecîdê Silêman, 1937 yılında Ermenistan’ın Semenkaş köyünde dünyaya geldi. Çocukluğu yoksullukla geçen Silêman’in babası Mehmedê Siloyê Miho Zakavkaz, öğretmenlik okulunu bitirdikten sonra Davîtaşên köyüne muhtar olarak atanır ve ailesi bu köye taşınır.
Mecîdê Silêman, Erîvan’daki Tarım Enstitüsünde veterinerlik bölümünü 1964 yılında başarıyla bitirdi. Güzel sesiyle ve şiirleriyle dikkat çeken Mecîd, aynı yıllarda Erîvan Radyosunda dengbêjlik yapmaya başlar.
Kazakistan’a 1990 yılında ailesiyle göç eden Silêman, 1992’de Kazakistan’ın Aşîbulak köyünde şano ve govend grubunu kurdu. Aktif olarak SSCB Kürtlerin örgütlenmesinde yer aldı ve Sovyet Kürtlerinin ilk örgütlenmesi olan Yekbûn’u kurma çalışmasına katıldı. Kürt Özgürlük Hareketinin ve PKK’nin sempatizanı olan Mecîdê Silêman, yurtseverliğiyle tanınan bir şahsiyetti.
1973 yılında Mecîdê Silêman’ın yazıp bestelediği Welatê me Kurdistan e şarkısı en bilinen eseriydi. Erivan Radyosu’nda en çok istenen bu şarkı tüm Kürdistan’ın adeta ulusal marşı olur.
Ezgiler, acılar ve hayat
Uzun süredir ağır hastalıkla boğuşan Mecîdê Silêman sürgün ve göçle dolu bir ömür geçirdi. Silêman vefat etmeden önce Kazakistan’ın Alma Ata kentinde yaşıyordu.
Tüm ömrünü dengbêjlik ve Kürt kültürüne adayan Mecîdê Silêman’ın ailesi Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Van’dan Kafkasya’ya göç ettiriliyor.
Babası Mehmedê Siloyê Miho, Brukî aşiretindendi. Van’dan Ermenistan’a bağlı Nahçivan’a giden Mihemedê Siloyê Miho, Erez nehrinin kıyısına yerleşir. Kendisi de dengbêjdir ve sürekli Güney ve Doğu Kürdistan’a yolculuk yapar. Bu parçalardaki Kürdistan özgürlük mücadelesine katılır. Savaş cephesinde Îsa Begê Rewanî olarak tanınır.
En son 1946’da Doğu Kürdistan’a gider ve burda da Qazi Muhamed’in öncülüğünde süren savaşın bir neferi olur. Uzun süre ailesi ondan haber alamaz; sonra Doğu Kürdistan’daki savaşta şehit olduğu öğrenilir.
Eğitimli bir çoban
Mecîdê Silêman’ın oğlu Semedîn, dedesi şehit düştüğünde babasının 6-7 yaşlarında olduğunu hatırlatarak şu bilgileri paylaşıyor: “Babam ve kardeşi, babaanelerinin yanında büyüdüler. Çocukluğunda babam çobanlık yaptı, aynı zamanda okula da gidiyordu. Sürüyü yaymaya götürdüğünde kitaplarını birlikte götürdüğünü ve ders çalıştığını, kitçap okuduğunu anlatırdı. Yetim olduğu için çok zor şartlarda okumuş.”
Kendi şiirlerinin denbêjiydi
Babası da dengbêji olan Mecîdê Silêman, daha küçük yaşlarda denbêjlik ile tanıştığını oğlu Semedîn şöyle anlatıyor: “1955’te Êrîvan Radyosu açıldığında babam, ablam Sîsa Mecîd de Kafkasya’da yaşayan birçok Kürt denbêj gibi bu radyonun çalışmalarına dahil oldu ve Êrîvan’a gittiler. Çoğunlukla kendi yazdığı sözleri klama çevirdi ve seslendirdi. 90-100 civarında klamı Êrîvan Radyosu arşivlerinde mevcut. Onunla birlikte ablam da klam söylüyordu. Sîsa Mecîd’in 40-50 civarında klamı gümüze kadar kalmış.”
Kürdistan’a Sor’a gidelim
Mecîdê Silêman’ın ailesi Nahçivan’da 1988 yılına kadar yaşar. Ermeniler ve Azeriler arasında savaşın başlamasıyla tekrar göç yollarına düşer. Semedîn o süreci de şu sözlerle hatırlatıyor: “Savaş başladığında 13 yaşındaydım. Ermeniler bizi göçe zorluyordu. Ferman zamanında Kürtler bizi öldürdü diye üzerimize geliyorlardı ve Kürtleri Nahçıvan’dan sürüyorlardı. Zaten o süreçte Kürtler sürekli Kürdistan’a Sor’a gitme hayalleri içindeydi. Herkes ‘Kürdistan’a Sor’a gidelim derdi’. O zaman sahipsiz ve yardımsız kalan Kürtler darmadağın oldular, her bir aile bir yere gitti o süreçte.”
Kimliksizlik
Mecîdê Silêman’ın ailesi Nahçıvan’dan önce Rusya’nın Soçi kentine göç eder. Semedîn ailesinin bu süreçteki göç öyküsünü de şu sözlerle paylaşıyor: “Malımızı, mülkümüzü arkamızda bırakarak Rusya’ya bağlı Krasnodar’a yakın Soçi’ye gittik. Göç yolunda büyük acılar çektik. Amcam Soçi’deydi ve yanına gittik. Burda bir kızkardeşim yaşamını yitirdi. Kimliğimizin olmamasını gerekçe gösteren Rus yetkiler kardeşimi gömemize izin vermediler. Bunun üzerine babam ‘çocuğumu gömemeyeceğim bir yerde yaşamam’ diyerek tekrar yollara koyulduk. Bu sefer de Kazakistan’a doğru yola düştük. Bizden önce bazı Kürtler Kazakistan’a yerleşmişti. Bunlar Stalin’in 1944’de çıkardığı ferman üzerine sürülen ve Alma Ata’ya yerleştirilen Kürtlerdi.’’
Welatê me Kurdistan e
Welatê me Kurdistan e
Cîh û meskenê me Kurdan e
Welat ji mere ruh û can e
Millet hemî bira ne
Cîh û meskenê me Kurdan e
Temam baxe û bistane
Welat gul e gulistan e
Millet hemû birane