Xacê Ana diye biri. Şimdi 80’li yaşlara merdiven dayamış bir ana. Efrîn Kantonunda onu tanımayan, adını duymayan neredeyse yok. Xacê Ana dobra ve karşısındaki kim olursa olsun sözünü sakınmayan biri olarak biliniyor. Öyledir de. Bu yüzden rejim döneminde birçok kez gözaltına alınmış, hakarete uğramış; işkence tezgahlarından geçmiş. Nedeni ise bir oğlunun uzun yıllar önce Kürt Özgürlük Hareketi'ne katılmasıdır. Kürt Özgürlük Hareketi'ne katılan Xacê Ana'nın oğlu 1999'da Gürcistan tarafından yakalanarak Türkiye’ye teslim edilir. Xacê Ana büyük bir bekleyişle mahkeme sonucunu beklemeye başlar. Sonunda oğlu ile arkadaşlarına 6 yıl ceza verilir. Ceza verildikten sonra Xacê Ana için artık oğlunu yattığı cezaevinde ziyaret etme serüveni başlar. 

Xacê Ana’nın oğlu sırasıyla Çankırı, Ankara, Trabzon ve Erzurum cezaevlerinde yatar. Xacê Ana 6 yıl içinde yaklaşık 20 sefer oğlunu ziyarete gider. Xacê ana Rojava’nın Efrîn'de çıkıp bu şehirlerden gidiş gelişi en az üç gün sürer. "Bir gün gidiş, bir gün ziyaret ve bir gün dönüşümüz oluyordu" diyor. Gidiş gelişlerde hiçbir yerde durmuyor. Cezaevi kapısı dışında hiçbir yerde beklemiyor Xacê Ana. En az üç gün süren ziyaret serüveninde tutunduğu tavır önemli. Ziyarete gitmek için evden çıkarken yediği yemek içtiği suyla gidip dönüyor. Yani üç gün süren bu ziyaret serüveninde Xacê Ana gidiş geliş ve bekleyiş sırasında bir bardak çay ya da bir bardak su dahi içmiyor. 

"Türkiye rejimi düşmanımızdır. Haksız yere çocuklarımızı yakalayıp zindanlara atıyor, onlara işkence yapıyor, dağda şehit düşenlerin cenazelerini parçalıyor, ben nasıl onların ekmeğini yer, sularını, çaylarını içerim" diyor. Xacê Ana'nın bu dik ve asaletli yaklaşımı sömürgeciliğe ve köleliğe karşı bir duruştur. Xacê Ana gibi yüzlerce ana aynı tutum ve yaklaşım içinde olmuşlardır. Xacê anaların bu duruşları Rojava Devriminin hangi ruh, inanç, kararlılık ve taleple ortaya çıktığını gösteriyor. Ayrıca savaş, sömürgecilik ve saldırılarda en fazla bedeli ödeyen analar olmasına rağmen özgürlük ve özgür bir ülke için daha fazla hangi bedelleri ödemeye hazır olduklarını da gösteriyor. 

Üç gün önce Efrîn Kantonunda Zahide Ebdo yani Amara Kandil adında bir YPJ savaşçısı kaza sonucu yaşamını yitirdi. Zahide Ebdu, Efrîn Kantonunun Şêrava Nahiyesine bağlı Gundê Mezin'de doğup büyümüştü. Orada YPJ saflarına katılmıştı. Zahide’nin cenazesi şehit aileler kurumundan davul zurna ile alındı. Şehitliğe kadar davul zurna ile götürüldü. Şimdiye birçok cenaze törenine katıldım. Oğulları ve kızlarının ellerine kına yakan, gelinlik ve damatlık elbise giydiren analar gördüm. Ancak ilk kez bir şehit cenazesinin davul zurna ile kaldırıldığına tanıklık yaptım. Zahide annesinin istemiyle davul zurna ile toprağa verildi. Annesi yaptığı konuşmada, "Kızımı ülkesinin toprağıyla evlendiriyorum" dedi. Zahide Ebdo’nun annesi Emine Nebo henüz genç bir anne. Ama ülkesine olan güçlü bağlılığı kızının cenazesini kaldırmadaki yaklaşımı gösteriyor. Yaptığı şey belki de tarihte bir ilktir. 

Bu her iki ana Rojava’daki binlerce anadan sadece iki tanedir. Onlar gibi binlerce yiğit, devrimci, özgürlükte ısrar eden ana var. Tutumları, yaklaşımları, tavırlarıyla hangi ruhu, inançla mücadele ettikleri, çocuklarını bu mücadelenin orta yerine gönderdikleri ortaya çıkıyor.

O yüzden bu yiğit, devrimci, inançlı ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile onun özgürlük felsefesine bağlı olan analar olduğu için Rojava Devrimini hiçbir gücün yenemeyeceği rahatlıkla söylenebilir. Çünkü onlar yüreklerini beyinleriyle birleştirmiş ve özgürlükten başka hiçbir şey düşünmüyorlar. Bedenlerinden parçalar olan çocuklarının bu uğurda yitirirken kendi elleriyle topraklarına emanet ediyorlar. Ve topraklarına emanet ederken de onları bu ülkenin güzel topraklarıyla evlendiriyoruz diyebiliyorlar. Aslında bu yaklaşımlarıyla aynı zamanda özgürlüğün bir erkekle evlenmekte olmadığı özgürlük ülke, vatanla olabileceğini gösteriyor…