3 Mart 2017 yılında ağır silahlar eşliğinde, dışardan getirilen büyük bir askeri güçle Şengal-Xanasor yerleşkesine saldıran KDP peşmergeleri bir katliam gerçekleştirdiler. Bu katliamı gerçekleştiren KDP ve yedeğine aldığı Roj perşmergeleri denen çetelerle, kar maskeli bir takım unsurların da (Türk istihbaratına bağı unsurlardır) içinde yer aldığı katliamcı güruh 3 Mart sabahı erkenden Xanasor’a saldırdılar. Bu saldırının bir katliama dönüşeceği ihtimali vermeyen ve hatta çatışmanın olacağına dair ihtimal vermeyen HPG ve YBŞ güçleri, caydırma amaçlı tedbirler almalarına rağmen bir çatışma pozisyonuna girme gereğini dahi duymadılar. Katliam amaçlı saldırının bilançosu oldukça ağır olmuştur. 11 devrimcinin yaşamını yitirdiği saldırıda topraklarını DAİŞ saldırılarına karşı savunan Êzîdî gençleri de bulunmaktadır.

Türk devletinin Êzîdî düşmanlığı Osmanlıdan günümüze devam eden bir düşmanlıktır. Tüm fermanlarda imzası bulunmaktadır. Êzîdî toplumu, fermanlarla geliştirilen fiziki, kültürel katliamlar nedeniyle yok olmanın eşiğine kadar gelmiş dayanmıştır. En son DAİŞ saldırılarıyla topyekün bir soykırım dayatılmıştır. Yaşanan bunca travmadan sonra kendi topraklarında yeniden yaşama tutunmaya çalışan Êzîdîlerin üzerinde bencil çıkarcı hesaplar yapmanın vicdansızlığı içinde olanlar Êzîdî toplumuna büyük acılar yaşatmaktadır. KDP’nin Êzîdîlere yaklaşımı tamamen siyasi çıkar temelindedir. İçinde Êzîdîlerin olmadığı bir politikadır. Êzîdîleri semirmekten ve çıkarları doğrultusunda kullanmanın ötesine geçmemiştir. Saddam sonrası süreçte Şengal’in yönetimini eline geçiren KDP, DAİŞ saldırısı sırsında Şengal’i ve Êzîdî toplumunu silahsız ve savunmasız bırakarak alandan çekilmiştir. KDP; Êzîdî soykırımının en önemli nedenlerinden biri olmuştur.

KDP’nin tekrardan alana girmesi Êzîdî halkının tepkilerine yol açmıştır. Êzîdîler, kendilerini katliama açık hale getiren KDP’ye karşı tavırları oldukça sert olmuştur. KDP, ferman sonrasında Şengal’e dönme konusunda PKK yönetiminden yardım talep etmiştir. Hal böyleyken Êzîdîleri DAİŞ’e karşı korumak için alanda bulunan HPG güçlerinin denetiminde bulunan Xanasor alanına saldırmıştır. Bu saldırı kötü pazarlıkların ve kirli hesapların ürünüdür. Bu saldırının arkasında Türk devleti vardır ve KDP ise Türk devletinin tetikçiliğini yapmıştır. Türk devleti her fırsatta Şengal’deki PKK varlığına karşı tehditler savurmakta ve hava saldırıları yapmaktadır. Kürt varlığına tahammülsüzlük had safhadadır. Xanasor saldırısında KDP’nin hiç bir çıkarı olmamasına rağmen bu katliamı gerçekleştirmişler ve Êzîdî kanı dökmüşlerdir... Katliamı gerçekleştirdikten sonra da geri çekilmişlerdir. Amaçları HPG güçlerini alandan çıkarmak, kendi hakimiyetlerini yeniden tesis etmek ve böylece Türk devletinin isteklerini de yerine getirmiş olmaktır. KDP’nin bu alçakça saldırısı Şengal’i savunmak, Êzîdîleri korumak gibi bir gayeleri yoktur. Çünkü, Haşd-i Şabi güçleri Şengal’e geldikten sonra bir kez daha alanı terk etmiş ve Êzîdîleri savunmasız bırakmıştır.

Xanasor katliamı KDP için bir kırılma noktasıdır. Şengal’de tehlike belirince tek mermi patlatmadan 2 defa Şengal’i terk etmesi, Êzîdî toplumunda derin bir güvensizlik yaratmıştır. Xanasor katliamı bir kez daha KDP’nin çirkin yüzünü gösteren ve Şengal tarihine düşen kara bir lekedir. Êzîdî kanı dökerek Êzîdîleri savunması akıldışı bir girişimdir. Yanlış politikalarla Êzîdî toplumunu fermana açık hale getirmesi asla af edilemez bir suçtur. İnsanlığın belleğinde 73. fermanın bıraktığı izlerde, Êzîdîlerin toplu katliamında, pazarlarda satılan ve demir kafes içinde diri diri yakılan kadınların dramında, DAİŞ tarafında beyni yıkanmış Êzîdî çocukların kendine yabancılaşmış çaresiz masumiyetlerinden ve boşluğa bakan gözlerinden KDP’yi okumak mümkündür. Ferman unutulmadığı müddetçe KDP’de bu fermanın bir parçası olarak anılmaya devam edecektir. KDP’nin yapacağı en iyi iş, Êzîdî toplumundan özür dilemesidir, iradelerine saygı göstermesidir.

Bu katliam sadece Kürt düşmanlarının işine yaramıştır. Faşist Türk devletini sevindirmiş, Kürtlerin ulusal birliğine zarar vermiştir. Tek amaçları DAİŞ’e karşı savaşmak için Şengal’e gelmiş ve savunma işini bitirdikten sonra da alandan ayrılmayı esas almış HPG güçlerine saldırmasının hiç bir haklı gerekçesi olamaz.

Xanasor katliamının üçüncü yılına girerken, başta Nujiyan Erhan olmak üzere şehit düşen tüm yoldaşlarımızı saygı ile anıyor, anıları önünde eğiliyoruz. Şehitlerimiz Şengal’in özgürleşmesinde birer kilometre taşı olmuşlardır. Êzîdî toplumunun savunması için alanda bulunan, tek amaçları fermanın yaralarını sarmak ve hizmet etmek olan devrimcileri hunharca katleden zihniyeti şiddetle kınıyoruz. Mahkeme-i Kübra’da da olsa hesap vereceklerdir.