Pek çok kişi gibi, bende çocukluk yıllarımdan itibaren çizgi romanlara / resimli romanlara ilgi duyup, Zagor’la, Mister No’yla, Tommiks’le, Teksas’la, Zembla’yla, Alaska’yla (Ken Panter), Jeriko’yla, Mandrake’le, Kızılmaske’yle, Kaptanswing’le, Teks’le, Atlantis’le, Örümcek Adam’la… birlikte, o evrende, binbir türlü maceranın içine atılmışımdır…

Bu yazıyı kaleme almama neden olan şey, bizzat çizgi roman, resimli roman kavramlarının kendisidir. Bundan birkaç yıl önce bu kelimelerin Kürtçe’deki karşılıklarının neler olduğunu öğrenmek için Zana Farqini’nin, Dr. İzoli’nin ve Tori’nin hazırlamış olduğu Ferhenglere bakmıştım. Karşılaştığım kelimeler şunlar olmuştu: 

-wêneroman (resimli roman)

-xêzroman (çizgi roman)

-wêneçîrok (çizgi roman ya da kelimenin tam karşılığı olarak çizgi hikaye/masal)


Çizgi romanın ilk örnekleri 

Bu konu hakkında bilgi sahibi olmayanlar için, yukarıda Türkçe karşılıklarıyla birlikte verdiğim ‘’Kürtçe kelimelerle’’ bir acayiplik görülmeyebilir ama konu hakkında doyurucu bilgi sahibi olanlar, burada önemli bir sorun olduğunu görmüşlerdir, diye düşünüyorum. Bu önemli sorunu ortaya koymadan önce, konumuzla birebir bağlantılı olduğu için, çizgi roman hakkında çok kısa da olsa bir şeyler söylemek istiyorum:

‘’Birbiri ardına sıralanmış imajların ve bazen yazılı metinlerin bir bilgiyi içermek veya izleyende estetik bir etki yaratma amacıyla üretilmesi‘‘(1) anlamına gelen çizgi roman, kökenleri binlerce yıl gerilere götürülebilse de basılma yoluyla çoğaltılarak yayımlanan günümüz çizgi romanlarının ilk örnekleri, 19. yüzyılın ortalarından itibaren görülmeye başlamıştır. Bu ilk örnekler birden fazla resimden oluşan, biçim olarak daha çok karikatür sanatına yakın duran ve salt günlük yaşamdaki komik unsurlar içeren olay ya da durumlara odaklanan bir özelliğe sahiptir. Bundan ötürü, o dönemde, ABD’de çizgi romanlara‚ ‘’comics’’ denmeye başlanmıştır.

1896 yılında, R.F.Outcault tarafından yaratılan, çamaşırhanede çalışan Çinli, göçmen bir çocuğun günlük, sıradan yaşamından kesitleri mizahi bir bakış açısıyla anlatan, The Yellow Kid (sarı çocuk/sarı yumurcak) isimli çizgi seri, modern romanın atası olarak kabul edilmektedir.(2)


Çizgi romanın farklı isimleri 

The Yellow Kid’in yayımlanmaya başlamasından birkaç on yıl sonra (tam olarak 1916), ABD’de kurulan dağıtım sendikaları  çizgi romanı önce Amerikan basınının tamamına, daha sonra İngilizce konuşulan bütün ülkelere sonra ise bütün dünyaya yaydılar, bunların dağıtımını organize etmeye başladılar. (1929 yılı ve sonrası süreç…) (3)

Çizgi roman salt komik şeyler anlatmaktan yaşama, insana dair her şeye dokunan, bunları konusu yapan bir sanat dalına doğru evrilirken (çizgi roman uzun yıllardan bu yana 9. sanat olarak kabul edilmektedir) aynı dili konuşan toplumlar bu sanat dalına kendi dillerinde, kendilerine özgü isimler vermeye başladılar.(4) Bu konuda bazı örnekler verilirse; 

-Amerikalılar ve İngilizler, comics, funnies (eğlenceli,komik şeyler),

-Fransızlar Bande dessinees yada bu tanımlamanın kısaltılması olan BD (bant desenler ya da tasarlanmış bantlar)

-İtalyanlar Fumetti (küçük balonlar veya duman bulutu)

-Almanlar Bilderstreifen yada Bildergeschichte (resimli bant veya hikaye)

İspanyollar Tebeo (bir dönem İspanya’da yayımlanmış ve geniş şekilde çizgi romanlara yer vermiş, Tbo dergisinin isminden)

-Japonlar Manga

-Türkler… Türkler bu anlatı türünün kimi örneklerini kendi dillerinde basmaya başladıktan sonra (1920’lerin sonu, 1930’ların başı) buna sinema roman, resimle roman, Tommiks-Teksas (5), resimli roman ve çizgi roman isimlerini vermişlerdir. Bunlardan son ikisi bugün yaygın kabul görüp, benimsenmiştir. Yazının çizgi anlatısı içinde destekleyici, tamamlayıcı bir unsur olarak kullanılması (ilk çizgi roman örneklerinde yazı yoktur) başka bir ifadeyle resim ile yazının ‘’dengeli’’ birlikteliği, Türkleri sinemanın kağıda aktarılması, romanın çizgiye, resme dökülmesi gibi oldukça sorunlu, yanlış bir algılama, değerlendirme yoluna itmiştir.

Türkiye’de 1990’ların başında Kürtçe’nin üzerindeki kimi yasakların kalkması, kaldırılmasıyla birlikte amatör-profesyonel kimi dilbilimcilerimiz dil meselesi üzerinde durup, bu alanda pek çok değerli çalışma yaptılar, ürünler ortaya koydular. Büyük bir eksikliği hissedilen ferheng çalışmaları bunlardan biriydi. Bu aşamaya kadar ortada bir problem yok, hatta bu konuda, kendi adıma, onlara binlerce defa minnettarlığımı sunuyorum. Problem, tüm iyi niyetlerinden bağımsız olarak söyleyecek olursam, buldukları kimi‚ ‘çözümlere’ ilişkindir. Ferheng hazırlayan dilbilimcilerimiz, kendi dilimizin öz yapısından yola çıkıp, kavramlar ortaya koymak, kelimeler üretmek ya da türetmek yerine, başka bir dilden ve üstelik o dile özgü olan, karşılığını ve anlamını, başka bir ifadeyle ruh ve mana kökünü o dilde bulan kimi kavram ve kelimelerin çevirisini alıp, dilimizin içine yerleştirmeyi bir çözüm şekli olarak görüp, benimsemişlerdir, maalesef!

İşte‚ ‘’xêzroman’’, ‘’wêneroman’’, ‘’wêneçîrok’’ gibi anlamsız, hatta saçma kelimeler, kavramlar bu anlayışın birer ucube ürünüdür. Bu gibi kelime ve kavramlar, Kürtçe yazımlı, ruh ve mana kökü başka bir dilde olan devşirme kelime ve kavramlar olabilirler ve zaten öyledirler de!(6)

Sözlerimi, sözlük hazırlamış olan dilbilimcilerimize çağrı yaparak tamamlamak istiyorum.


Sayın dilbilimcilerimiz;

Yukarıda da ifade ettiğim gibi dilimize, dilimizin kullanımına dönük olarak yaptığınız çalışmalar bağlamında katkınız büyük ve önemli. Dilimizin korunup, geliştirilmesi için durmadan çalışıp-çabalıyorsunuz. İnancım odur ki, dilimizin korunup-geliştirilmesinin yollarından birisi de, virüs tarzı kelime ve kavramların dilimize sokulmaması ve var olanlarında ayıklanmasıdır. Bu tür kelime ve kavramların belleğimize yerleşip, yaygınlık kazanmadan, hazırladığınız Ferhenglerin yeni baskılarından çıkarmanızı, bunların yerine dilimizin içinden özgün, doğru ve yaratıcı kelime ve kavramları bulup çıkararak (üreterek ya da türeterek) kullanımımıza sunmanızı umuyor, diliyor ve istiyorum.


KAYNAK: 

1) Will Eisner’den aktaran, Başar Önsal, Serüven Dergisi, Sayı-1, s.6, İlkbahar 2004.

2) Bu çizgi roman, New York World gazetesi tarafından basıldıktan sonra, New York Journal gazetesi ile bu gazete arasında tiraja ve prestije dayalı bir rekabetinde merkezine oturur. Bu konuda daha geniş bilgi için bakınız; Sanat Dünyamız dergisinin 64. sayısı, Levent Cantek’in Türkiye’de çizgi roman isimli kitabı.


3) Okuyucuya bir fikir vermesi açısından şöyle bir örnek verilebilir; Lee Faik-Phil Davis, Lee Falk-Bay Moore ortaklığının birer ürünü olan Mandrake (1934) ve Kızılmaske (Phantom-1936) isimli çizgi romanların her biri 1930 ve 40’larda, dünyada 450 gazetede yayımlanıyor ve 100 milyondan fazla bir okuyucuya ulaşıyordu. Bu iki örnek bile, bize ulaşılan pazarın büyüklüğünü ve okuyucu potansiyelinin muazzamlığını göstermeye yeter de artar bile.

4) Verilen örneklerdeki toplumlar sembol nitelikli olarak verilmiştir. Bu toplumları içine alan ülkelerin dışında, başka ülkelerin toplumlarına dahil olan ama, aynı dilleri kullanan toplumlarda bu kavramları kullanmaktadırlar.


5) İtalyan kökenli olan bu çizgi roman (orjinal isimleri Capitan Miki-1951, 11 Grande Blek-1954), Türkiye’de yayımlanmaya başladıkları yıllardan itibaren (Tommiks 1955 yılında, Teksas 1956 yılında yayımlanmaya başlamıştır.) tam birer fenomene dönüşmüşlerdir. Bu iki çizgi romanın farklı isimler adı altında telifli-telifsiz o kadar çok baskısı yapılmıştır ki, günümüzde hala bunların tam bir dökümünü / listesini yapan, yapabilen, kimse çıkmamıştır. Bu kadar çok ve farklı yayınevleri tarafından baskılarının yapılmasının tek nedeni tirajlarının çok yüksek olmasıdır. 1955 verilerine göre, Türkiye’de okuma yazma bilen kişi sayısı, 7,915,238’dir. (bunlardan 5,478,766’sı erkek,2,436,472’si kadındır) Bu okuma-yazma bilen kişilerin arasında Tommiks’i 40 bin, Teksas’ı 50 bin kişi almaktadır. ‘’Almaktadır’’ diyorum çünkü aile, akraba, arkadaş çevresi, ikinci el yoluyla elde etme gibi faktörleri işin içine kattığınızda okuma oranlarının, satın alma oranlarına göre, çok daha fazla olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu kadar çok sevilen Tommiks, Teksas ilerleyen yıllar içinde sadece iki çizgi romanın adı olarak değil, aynı zamanda bizzat türün kendisini tanımlar hale geldi. Bugün bile yaşı 50’ler, 60’lar civarında olan pek çok kişi (babam gibi), hala çizgi romana Tommiks-Teksas demektedir.


6) Bu konudaki sorun sadece ‘’xêzroman’’, ‘’wêneroman’’, ‘’wêneçîrok‘‘ virüs kelime ve kavramlarıyla bitmemektedir. Çizgi roman literatürü içinde kendine yer bulan, işlevsel kullanıma sahip ‘’otobiyografik çizgi roman’’, ‘’Grafik çizgi roman’’, ‘’Panel’’, ‘’Bant çizgi roman(Comic-strip)’’, ‘‘kontür’’, ‘’Çizgi kare’’, ‘’Comic-Book’’, ‘’Comic-magazine’’, ‘’ Portfolio’’,’’Digest-Book’’ gibi kelime ve kavramlara da dilimizin içinde özgün, doğru yerinde karşılıklar bulunması gerekiyor.

HASAN KOÇ / İzmir 2 No’lu F Tipi Cezaevi