Son zamanlarda CHP’ye yakın bazı çevreler "HDP barajı aşarsa AKP ile koalisyon yapar" iddiasında bulunarak gereksiz tartışmalar yürütüyor. Hatırlanırsa aynı çevreler seçim startının verildiği ilk haftalarda "HDP başkanlık sistemi konusunda AKP ile anlaştı. Siz onların kavgalarına bakmayın, HDP ile Erdoğan ve AKP arasında danışıklı dövüş var" demişlerdi. CHP’li ve CHP’ye yakın kalemşörler bu konuda çok sayıda yazı yazmış, bol bol tartışmışlardı. HDP’nin son gurup toplantısında Sayın Selahattin Demirtaş’ın, Erdoğan’a atıfta bulunarak "Seni başkan yaptırmayacağız" çıkışından sonra bu çevreler bir süre susmayı tercih ettiler. Zira ne hikmetse şu sıralar yine aynı çevreler birden harekete geçti, bolca yazıp çizmeye ve konuşmaya başladı. 

Anlaşılan o ki, HDP’nin yükselişi CHP’yi de son derece rahatsız ediyor. AKP gibi CHP de halkta gerekli karşılığı göremeyince bu defa da AKP ile aynı minvalde siyaset yürütmeye yöneliyor, benzer üslup ve yöntemler kullanıyor. CHP açısından bu çok hayırlı bir durum değildir. Anlıyoruz, CHP özellikle Alevilerin HDP’ye kayışını durdurmak için bu tarz özel savaş yöntemlerine başvuruyor. Fakat Alevilerin istismarına dayanan köhnemiş yüzyıllık bir siyasetin artık Alevilerde de fazla bir karşılığı yoktur. CHP’nin anlaması gereken esas nokta budur. Bir de CHP’nin, AKP taklitçiliği değil, AKP’nin başarısız pratiğinden sonuç çıkarma temelinde AKP’den öğrenmesi gereken çok şey vardır. CHP’nin de AKP gibi özel savaş yöntemlerini kullanarak sonuç almayı arzulaması boş bir çabadır. Psikolojik savaş üzerinden yanlış algı yaratmaya çalışmaları, toplum nezdinde CHP’nin itibarını ve güvenirliğini daha fazla zedeleyecektir. CHP kendi hayrına da olsa bu tür özel savaş yöntemlerinden vazgeçmeli, kendi aleyhine, AKP’nin lehine çalışmamalıdır. 

Tabii ki özel savaş yöntemlerinde hiçbir parti AKP ile yarışamaz ve boy ölçüşemez. AKP, TC tarihinin gelmiş geçmiş en süper özel savaş hükümetidir. Her türlü provokasyon senaryolarının üretildiği ve pratikleştirildiği merkezdir. Gerçekten AKP’nin provokasyonlarına çok ama çok dikkat etmek gerekiyor. Osmanlı’da oyun, AKP’de provokasyon çoktur. Zaten provokasyonlar da oyunlardan çıkıyor. Kafası sürekli oyun, hile ve komplolarla meşgul olanlar, aynı zamanda en iyi provokatörler oluyorlar. 

AKP, Ağrı provokasyonunda sonuç alamayınca Adana ve Mersin provokasyonlarını geliştirdi. Ondan da sonuç alamayınca bu defa da Hüda-Par denilen örgütü sahneye sürdü. AKP Hüda-Par’ı provokatif bir güç olarak kullanıyor. AKP’nin son oyunu çok tehlikeli bir oyundur. 

Güney Kürdistan’da KDP’nin geliştirdiği Xinêre-Kelaşîn provokasyonunu AKP’nin kirli planlarından ve bölgede hegemonya savaşı veren uluslararası güçlerin sinsi hesaplarından bağımsız ele almamak lazım. Xinêre provokasyonu, AKP’nin ve dış güçlerin Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da oynadığı oyunun bir devamı ve parçasıdır. Bu provokasyonu, senaryosunu AKP ile aynı hegemonik zihniyeti paylaşan dış güçlerin yazdığı, başrolünü ise AKP ve KDP’nin oynadığı bir filmin Güney’deki bir sahnesi olarak düşünmek gerekir. Doğrudan provokasyonun içinde rol alan güçlerin birden barış ve kardeşlik aşığı, ulusal birlik havarisi kesilmeleri oldukça anlaşılırdır. Başka türlü riyakarlıklarını nasıl gizleyebilirler? 

Bu güçlerin yayın organı Rudaw Tv provokatörleri kahraman, gerçek kahramanları ise hain göstermeye çalışıyor. AKP’nin Güney’deki özel savaş kanalı Rudaw, aylardır AKP’nin lehine, HDP’nin ve demokrasi güçlerinin alehine var gücüyle propaganda yapıyor. Abartmış olmayalım ama neredeyse AKP’nin Türkiye’deki kanalları bile Rudaw Tv kadar PKK ve HDP karşıtı kara propaganda yapmıyor. Bu kadar tahrikçi, karşıtlaştırıcı, düşmanlaştırıcı ve karalayıcı bir dil Kürtlerin, Kürt Tv’sinin dili asla olamaz, olsa olsa düşmanın, AKP işbirlikçilerinin dili olur.

Xinêre provokasyonunun Ağrı provokasyonundan çok fazla bir farkı yoktur. Seçime iki hafta kalmışken KDP-İ’nin peşmergeleri Xinêre’de gerilla noktalarında ne arıyor? KDP-İ onlarca silahlı peşmerge ile gerillanın yıllardır kullandığı bir alanda neden karargah kurmaya çalışıyor? Ve bir gerilla birimine sızma yaparak neden çatışma çıkarıyor? Amaç ne?

Bu sorular üzerine kafa yormak bile her şeyin cevabını bulmaya yeterlidir. Yüksek sağduyu ve sorumlu bir tutum göstermemiz sonucu diyalog ve görüşmelerle kısmi çözülen ve boşa çıkarılan bu provokasyon, ilerde farklı biçimlerde tekrar gündeme gelebilir. AKP’nin Güney’deki özel savaş medyası Xinêre provokasyonunun üzerine hemen atlayarak PKK’yi ‘birakujî’ savaşı çıkarmakla ve İran ile birlikte hareket etmekle suçlamaya başladı. Bu medya nasıl ki yıllardır PYD’yi Suriye rejimiyle ortak hareket eden bir güç biçiminde lanse etmeye ve uluslararası kamuoyunda böyle bir algı yaratmaya çalışıyorsa, bu defa da aynı biçimde PKK’yi İran ile hareket eden bir güç biçiminde yansıtmaya, PKK’ye karşı yanlış ve haksız bir algı yaratmaya ve daha da önemlisi PKK’nin Kürdistan’ın dört parçasında yarattığı büyük etkiyi kırmaya çalışıyor. Kuşkusuz bu yaklaşım son derece gayri ahlaki, gayri vicdani, gayri siyasi ve düşmancadır.  

Halkımız geçmişte olduğu gibi şimdi de bu tür provokasyonlara ve komplolara itibar etmeyecektir. Halkımız da dünya kamuoyu da Şengal’de, Maxmur’da, Kerkük’te, Kobanê ve tüm Rojava’da kimin nasıl Kürt ve insanlık düşmanı faşist çetelere karşı savaştığını, direndiğini, Kürtlük ve insanlık onurunu kimin nasıl savunduğunu çok iyi biliyor. Yani demem odur ki, yurtseverlik değerlerini ayaklar altına alarak ve düşmanla aynı cephede saf tutarak Kürt halkının ve bölge halklarının aklına ve yüreğine daha fazla hakaret etmemek lazım. Tamamen ikiyüzlü olan bu yaklaşım, halkımıza büyük bir ayıptır, günahtır ve zulümdür. 

Halkımız tüm bu kara propagandalara aldırmadan seçimlere odaklanmalı ve HDP’nin barajı aşması için çalışmalıdır. HDP barajı aşarsa bütün bu kirli oyunlar ve provokasyonlar boşa çıkacaktır.

Tarihi 7 Haziran seçimlerine çok az bir zaman kaldı. Kalan zamanı çok iyi değerlendirmek ve seçim güvenliği için çalışmaları, tedbirleri güçlendirmek gerekiyor. Bu süreçte halkımızın, kadınların, gençlerin, Alevilerin, sol-sosyalist, barış ve demokrasi güçlerinin çok büyük bir emeği ve çabası oldu. Bu büyük emeğin sonuçlarını alabilmek için hiçbir provokasyona gelmeden sonuna kadar yüksek bir duyarlılıkla çalışmak ve seçim güvenliğini mutlaka güçlü alarak zafere ulaşmak gerekiyor. Bunun için sandık güvenliği çok önemlidir. Gerekirse her yerde halkımız ve herkes sandıklar etrafında kitlesel nöbetler tutmalıdır. 

Özellikle asker ve polislerin yoğunlaştığı yerlerde kitlesel duruşlar bazı provokasyonları da engelleyebilir. Batı illerinde akademisyenler, sanatçılar, barış severler, ekolojistler, kadın hareketi, köy dernekleri, sendika çalışanlarından, tüm demokratik sivil toplum örgütlerine kadar herkes sandıkların güvenliği için seferber olmalı 'oylarımıza sahip çıkıyoruz’ diyerek en üst düzeyde desteklerini sunmalıdır. 

Unutmamalıyız ki HDP’nin barajı aşması, AKP’nin hegemonyasını yıkacak, Türkiye’yi büyük bir kaostan kurtaracak, savaş siyasetini boşa çıkaracak, barış, demokrasi, özgürlük ve aydınlık yarınların önünü açacaktır.