Ne zamanki insanlar dara düşmüş, zalimin ve ya doğanın dayattığı zor koşulların karşısında çaresiz kalmış, işte o zaman bir kurtarıcıya ihtiyaç duymuş ve giderek bunu kendi mitinde yeni anlamlara kavuşturarak efsaneleştirmiştir. Bunun da kökeninde, çarenin kendisinde olduğuna dair bir bilince henüz kavuşmamış olması yatmaktadır.
İnsanlar içinde bulundukları yaşam zorluklarından kurtulmak isterler. Ama buna ne objektif ne de subjektif durumları elvermez. Fakat hayallerindeki kurtarıcıyı beklemek ve ona uygun törenler yapmak bile manevi bir rahatlama yaratır gönüllerinde. Giderek bunu periyodik olarak tekrarlayarak bu umudu taze tutmak isterler. Bu aynı zamanda böyle düşünen insanların bir araya gelmesine ve birbirlerinden güç almasına; yalnız olmadıklarını hissetmelerine de yarar. Xızır ayının diğer bir özelliği ise insanlar arasında birlik, paylaşım, kollektif çalışma ve bunu cem töreniyle doruklaştırmasına vesile olmasıdır.
İnsanlara manevi bir güç ve moral kaynağı olması itibariyle de Xızır, içinde bulunulan zorluklardan kurtulma mücadelesinde de bir kararlılık ve istekli olma şevki verir. Bu ve benzeri özellikleri itibariyle, Xızır’a inanan insanlarda bir karamsarlık, umutsuzluk, çaresizlik, inançsızlık ve korkaklık görülmez.
Tarihten günümüze bu özellikleriyle yaşatılmış olan “Boz Atlı Xızır” denen mitolojik kahramana yüklenmiş olan özelliklerin, aslında bizzat bunu yapan insanların gerçek hayatlarında var olan özellikler olduğu, ona inananlar tarafından da bugün bilince çıkartılmıştır. Ne zaman ki insanlar, var olan çaresizliği ortadan kaldırabilecek güce sahip olduklarını ve bunun da ancak birlikte başarılabileceğini kavradılar, işte o zaman Xızır’a yükledikleri tüm özelliklerin örgütlü bir hareketle kendilerinde var olacağını da öğrenmiş oldular. Ve artık Xızır, ona inananlarda var olan çarenin ve kurtuluşun bilinmesine ilişkin sevincin kutlandığı bir içeriğe de kavuşmuş oldu. Ve böylece Xızır, kurtuluş bizde, çare bizde demenin ve buna dair umudu kutlamanın sembolik adı olmuştur artık.
Dünün mitolojik Xızırı bugünün ete kemiğe bürünmüş özgürlük yürüyüşçülerinde temsilini bulmuş olarak, tarihteki hak ettiği yeri ve anlamı da kendisinde gerçekleştirmiştir. Mitolojiden gerçeğe tarihsel bir dönüşüm geçiren Xızır, bugün çok daha net olarak, özlem ve dileklerin, kurtuluş ve adaletin, özgürlük ve merhametin, haklarda eşitliğin, bereket ve ihtiyaca göre paylaşımın, dertlere dermanın ve ekolojik dengenin ve de bil cümle mutluluğun habercisi olarak kendisini bize göstermektedir. Çünkü o, gerçekte bizleriz. Ona yüklediğimiz her güç, gerçekte bizde olan güçtür. Xızır, bizde olanın onda sembolleşmesidir. Onun adına tutulan üç günlük oruç, çareyi başka yerde aramamanın, kendimizi bilmiş ve arayıp bulmuş olmanın bir ritüeli olarak algılanmalıdır. Bu nedenledir ki,
Arama Xızırı başka yerde / Xızır sende sen Xızır’dasın / görmek istersen Xızırı / bak Xızıra Xızır sensin...
Xızır’ın mitolojiden gerçeğe dönüşümü