Bankaların da anında harekete geçerek 'bedelli kredileri'ni hazır ettiğine dikkat çeken Savran, "Bu, insan canının diyetini taksitle ödettiren kapitalist sistemin çürümüşlüğünün en çarpıcı örneklerinden biridir" özetini yapıyor.
'Asıl hedef ordunun profesyonelleştirilmesi'
En başta yaratılan adaletsizlik dolayısıyla bu yasaya karşı gelinmesini savunan Sungur Savran, şöyle devam ediyor: "Bedelli denen uygulama bütünüyle işçi ve köylü çocuklarının, işsizlerin ve yoksulların aleyhine bir ayrımcılık yasasıdır. Paran yoksa devletin Kürt savaşında ya da Ortadoğu maceralarında ölmeye; paran varsa keyif kekâ! Türkiye burjuvazisi kendi kirli işlerini yapmak için hep işçi- köylü çocuklarını harcadı. Onlar en tehlikeli görevlere verilirken, patronların, kodamanların, politikacıların çocukları Antalya sahillerinde kaçamak yapıyordu. Şimdi bunu tamamen yasaya bağlayarak bütün dünyaya ilan ediyorlar; ya paranı, ya canın."
Ayrıca bu yasayı 'ordunun profesyonelleştirilmesi yolunda atılmış bir adım' olarak değerlendiren Savran, orduyu işçi ve emekçilerin tabanını oluşturduğu bir yapıdan paralı askerlerden oluşan bir savaş makinesine dönüştürecek olan profesyonel orduya' karşı gelinmesini öneriyor.
'Karşı çıkmalıyız'
Savran, sol ve demokrat çevreleri bedelli yasasına ve profesyonel orduya karşı çıkmaya çağırarak, "Bugün birbirine düşman edilmeye çalışılan, namlularını birbirine doğrultmuş olan tüm milletlerden emekçi halkın çocukları çıkarlarının ortak olduğunun bilincine vardığında kardeşliğin mimarları olacaktır" diyor.
ALİ BARIŞ KURT/İSTANBUL