
Milliliği vazgeçilmez kabul etmiş ulus devletin Türk versiyonu, devşirme-dönmeler elinde anti millilikte birincidir. Bu devletin bir gün evrensel hukukla yönetileceğine inanmak ve beklemek devşirmenin sosyo-psikolojisini tanımamaktır. Bu devleti yöneten devşirme-dönmeler arasında büyük fikri çelişkilerin doğabileceğine inanmaksa kendini kandırmaktır. Türk olmayan Kılıçdaroğlu ile Erdoğan’dan Türkler için demokratik bir gelecek beklentisine kapılmak tam bir saflıktır. Referandumdan sonra CHP merkezi ile AKP arasında çelişki doğacağını beklemek devenin iğne deliğinden geçmesini beklemektir. CHP merkez yönetiminin Erdoğan ve AKP rejimi için aldığı kararı Baykal’ın söz ve pratiklerinden anlamamak, Bahçeli’nin aynı zamanda CHP merkez yönetimi adına Erdoğan’la anlaştığını kavramamak Hitleri faşist bilmemek gibi bir şeydir.
Devşirme-dönme koalisyonundan teşekkül bu devlet, belirsiz sahipleri ve kimliksiz yöneticileri kadar kimliksiz olmak durumundadır. Bu devlet aygıtının doğası gereğidir. Devşirme-dönme adamın bir devlet adamındaki gibi sonuna kadar bağlı kalacağı değerleri olmaz. Bunlar halk tabiri ile yanar döner tiplerdir. Örneğin ağır savaşa rağmen Suriye devleti dağılmıyor ama Türk devleti son yedi sekiz yılda iki defa kendi kendini terörist ilan etti. Dünün devleti şimdi terörist olarak hapistedir. Terörist olma sırası Erdoğan ve ekibine gelmiştir.
Dönme ve devşirme özünü yitirmiş, başkalaşmış ve kullanılmaya açık biridir. Bu tür insanlarda köksüzlük ve bu köksüzlüğüne kılıf icat etmek temel bir özelliktir. Geçmiş onların hatırlamak istemedikleri anlamsız, karanlık bir zaman dilimidir. Bunun için uzak geçmişi anar, yakın geçmişi kötüler, bugünü abartır yarını cennet olarak sunarlar.
Erdoğan bir konuşmasında “ben rahmetli babama sordum. Babacığım biz Laz mıyız diye. Babam bana evladım biz ölüp öte dünyaya gidince Allah bizim hangi milletten olduğumuzu değil günah ve sevaplarımızı sorar” dediğini söyledi. Bu söz Erdoğan’ın kültürel kimlik noktasında Türk gerçekliği ile çelişki içinde yaşadığını, zorlandığında devleti tıpkı selefleri gibi bir yerlere satabileceği potansiyeli taşıdığını gösterir. O bu çelişkisini ve zaafını dini değerleri kullanarak örtmeye, gizlemeye çalışıyor. Din ile tüm pisliklerin üstünü örtmek devşirmesi bol Osmanlı iktidarının en çok başvurduğu bir icattı. Bu Erdoğan-AKP ile yeniden devreye sokulmuştur.
Devşirme-dönmeler takıntılı olur. Ait oldukları asıl kimliklerinden anormal mesafede uzakmış gibi davranmak ve konuşmak, devşirildikleri yeni kimliklerinin atalarından miras kaldığını ispatlamak temel kişilik özellikleri olduğunu psikoloji bilimi söylüyor. Bu durum derinde yaşadıkları gerçeğin üstünü örtmeye çalışmalarından kaynaklı kişiliklerinde komplekse yol açıyor. Komplekslilik gerçek kişilikleri oluyor. Bu kişiliklerden özellikle katil devşirildiğini Kürdistan’daki savaştan biliyoruz. İki kimlik arasında kalan insanlar kararsız, kendine güvensiz, korkak, nerde ne yapacakları belli olmayan tipler olur. Kuşkucu ve sübjektif bu tipler olmayan bir gerçeğe varmış gibi inanır ve herkesin buna inanmasını isterler. Kendilerinin bildiği tek ve değişmez doğru ve gerçektir dayatmasında bulunurlar. Hep bir yalnızlık içinde kimseye güvenmeden yaşarlar. Erdoğan’ın kimseye güvenmemesi gibi. Bu tür kişilikler için normal ve olması gereken siyasal sistem özel savaş sistemidir. Bu özelliklerini gizlemek için söylemde demokrat ve halkçı olurlar. Patolojik durumları onları ağlatır ama onlar bunun halkın acıları için olduğunu söylerler. Hep yerli ve milli olduklarını söyleyerek mili ve yerli olmadıklarını unutmak ve unutturmak isterler. Erdoğan ve yakın çevresinde bu o kadar belirgindir ki uluslar arası sistem bile buna göre siyaset ayarlamakta ve bunları pohpohlamaktadır.
PKK ve Kürt halkına en büyük öfkenin ‘Kürt kırması Türk’ten gelmesi belirttiğimiz bu tür kişilik özelliklerinden kaynaklanmaktadır. AKP’de PKK’ye en büyük düşmanlığı yapan ve Kürtlere en büyük yalanları söyleyenlerin başını Türk asılılar değil Kürt kırmaları çeker. Örneğin Dış İşleri Bakanı M. Çavuşoğlu bunlardan biridir. Bu adam diplomatlıkla görevlendirilmiş olmasına rağmen neden her zaman PKK ve Kürtler hakkında polis şefi gibi konuşur hiç merak edeniniz oldu mu? Çevresinde Kürt Osman’ın oğlu diye bilinir ve öyle çağrıldığını duydum. Bunu gizlemek için Kürtler hakkında Türk olan birinden daha sert ve gayri ahlaki sözler sarf etmek zorunda hissediyor kendini. Çünkü makul ve mantıklı davranması ancak Kürt kimliği ile barışık olması ile mümkün olabilir. Yönetiminde yer aldığı devlet Kürt inkar ve imhası üzerine kurulduğuna göre Kürt olmadığını, atalarında kopup piçleştiğini göstermek varsa Kürtlükten kalma en ufak bir belirti onu da silip atacağını ispatlamak zorundadır. Yoksa maaş alamaz. İkincisi onun ısrarla unutmak istediği geçmişini, PKK mertek gibi gözüne sokuyor ve bu onda gerçekliğini kendisine gösterene karşı intikam ve öfkeye yol açıyor. Söz ve eylemleriyle şunu demeye getiriyor; PKK ve onurlu Kürtler sizden olmasaydı bizler kendimize Türk der paşa paşa geçinir giderdik.
Bu tür insanlar gerçekte kendilerine karşı fakat dilde dışa karşı öfkeli olur. Örneğin “PKK paçavraları” derken kendisinin bir paçavra olduğunu söylemek istiyor. Bu yöntem onlarda rahatlamaya yol açıyor. Bunlar devlete en sadık kişi imajı vermek zorunda hissederler kendini. Kraldan kralcı Türk’ten Türkçü olurlar. Bu tiplerden bazıları da gerçekliklerini gizli yaşar, fırsat bulduklarında kendi pazarlarına dönerler. Bazıları arkalarında Türk devletinden daha büyük güçler olduğu için rahattırlar. Gerektiğinde Kürt olur Kürtçe de konuşurlar. Örneğin M. Şimşek gibi. Fakat bu Çavuşoğlu vb... gerçekten de “çavuş”.
Kaç kişinin dikkatini çekmiştir bilmiyorum ama AKP hükümetinin dış işleriyle meşgul tüm bakanları Kürt kırması. AB bakanı Çelik. Maliyenin-ekonominin dış temsilcisi Şimşek ve tabi ki Çavuşoğlu. Böylece dünyaya bizim Kürtlerle sorunumuz yok demeye getiriyorlar. Unuttunuz mu dışarıda Bitlis ve Adıyaman govendleri artık Türk halk oyunları olarak kabul edilmiyor ki bu adamlarda Kürt kabul edilsin!
Kurt û Kurmanci devşirme genetiği bozulmuş adamdır. Bu adam demokrasi tarlasında değil otokrasi tarlasında yeşerir. Meyvesi de kansere yol açar. Aslını bilen bunlardan sakınır.