
Şırnak’ın Hezex (İdil) ilçesinde devlet saldırılarından en fazla etkilenen Yeni Mahalle’den ayrılmayan Hacı Hanife Arız, 44 gün süren vahşete tanıklık etti. Gazeteci heyetinin yolunu kesen ve yıkılan evinin fotoğraflarının çekilmesini isteyen Hanife anne, evinin önüne vardığında, yıkılan duvarın önünde ellerini havaya kaldırarak, “Xwedê heqê me li erdê nehêle/Allah hakkımızı yerde koymasın” diye feryat ediyor.
90’lı yıllarda Hezex’in Guruza köyünden devlet güçleri tarafından köyleri yakıldığı için göç etmek zorunda kalan Hanife ana, Yeni Mahalle’de de devletin vahşetine bir kez daha tanıklık etmiş. YPS güçlerinin mevzisinin hemen evinin önünde olduğunu belirten Hanife ana “Yadê ferman bu, yadê ferman bu/Anne katliam fermanıydı, anne katliam fermadıydı“ diyerek, başlıyor anlatmaya: “Evleri yakıyorlardı. Toplarla yıkıyorlardı. Evleri rastgele tarıyorlardı. Günlerce toplarla mahalleyi vurdular. Bomba sesleri arasında artık durulmuyordu. Günlerce böyle sürdü. Ama yine de gençler direniyordu. O kadar zaman da 2 genci katlettiler.”
Cansız bedeni gitti
Devlet güçlerinin helikopterlerle Cehennem Deresi’ne yakın bir bölgeye gerçekleştirdiği saldırıda katledilen 12 kişiden 16 yaşındaki Rıdvan Tan’ın katledilmeden önce yanına geldiğini aktaran Hanife Anne, şöyle devam etti anlatmaya: “Rıdvan’a ‘Annen nerede?’ diye sordum. Annesinin köye gittiğini söyleyerek, kendisinin de yakında gideceğini söyledi. Gitti ama cansız bedeni gitti. Devlet onu da katletti. En son avucuna çekirdek doldurdum. Sonra da yanımdan ayrıldı. İdil’den çıkmak istemedim ama keşke ben de gitseydim de bu vahşete tanık olmasaydım.”
‘Ölürüm de terk etmem’
Devlet güçlerinin en son kendi evinin kapısını kırarak, içeriye girdiğini anlatan Hanife ana, “İdil’den çıkmamı istediler fakat ben de onlara ‘Burada ölürüm de İdil’i terk etmem’ dedim. Bunları gördükten sonra üzüntüden hastalandım ve yatağa düştüm. O gençler gittikten sonra... Kızım ‘Seni hastaneye kaldıralım’ dedi. Ben kabul etmedim. Oğlum da aradı yine kabul etmedim. Evimi yakıp yıktılar ama yine de İdil’i terk etmeyeceğim. İdil’de kalacağım” diyor ve ekliyor: “Eğer biz bütün Kürtler birlik olursak kaybetmeyiz. Birbirimizi bıraktığımız, birbirimize yardım etmediğimiz sürece başarılı olamayacağız.”
3 kez muhacir oldu
Hezex’te devlet güçlerinin ağır silahlarla yerle bir ettiği evlerden biri de Besna Erden’in evi. 13 çocuk annesi Erden’in hikayesi de adeta 40 yıldır sürdürülen savaş ve zulmün özeti. Şırnak’ın Cizre ilçesine bağlı Pelisi köyünden 20 yıl önce korucu olmayı reddettikleri için korucubaşı Kamil Atak ve ekibi tarafından evi yakılan Erden ailesi, İdil’in Xarabi köyüne göç etmek zorunda kalır. Koruculuk baskısı sonucu ikinci kez evleri yakılan aile Hezex’in Turgut Özal Mahallesi’ne yerleşir. Ancak 16 Şubat’ta başlayan devlet saldırılarında evleri 3. kez yerle bir edilerek kullanılamaz hale getirilir.
Çiller’den sonra Erdoğan
Enkaza dönen evin bahçesinde yıkıntıların etrafında dolaşırken rastladığımız Besna Erden, “3 kez evimi yaktılar. 3 kez muhacir oldum” sözleri sadece İdil’i değil Mezopotamya coğrafyasının tanıklık ettiği vahşeti özetliyor. Yıkıntıların üzerine oturan Erden, devam ediyor konuşmaya: “Tansu Çiller Başbakan oldu. Kamil Atak ve beraberindeki korucular bizi topraklarımızdan göçertti. Köyümüzü yaktılar. Yerimizden yurdumuzdan olduk. idil’e geldik. Yine aynı şeyi bize yaptılar. Yine evimi yaktılar. Üçtür kendi toprağımda mülteci oluyorum.” Akşam köye sabah ilçeye Saldırılardan sonra Xarabi köyüne geri dönerek eski ve yıkık bir camiye yerleştiklerini anlatan Erden, “Herşeyimiz yakıldı. ‘Buralardan gidin’ diyorlar. Ancak toprağımı kimseye bırakmayacağım. Asla buraları terk etmeyeceğim. Kimsenin ülkesine, toprağına gitmem. Kim gelirse gelsin, ne yaparlarsa yapsınlar bu topraklardan gitmeyeceğiz” diyor.
Akşam karanlığı çöktüğünde köye giden Erden, sabah olur olmaz tekrar mahallesine dönerek evini yaşanır hale getirmek için uğraşıyor.
MAHMUT RUVANAS/DİHA/ŞIRNAK