Bu yılın 8 Martı özel bir önem taşıyor…  Büyük Kürt uyanışının en büyük manevi öncü gücü Kürt kadını, bu 8 Mart’da, yalnız her yıl anılan bir uluslararası günü değil, Paris’te katledilen üç kadını ölümsüzleştiren bir anmayı örgütleyecek. “Cinsiyet özgürlükçü toplum” teorisiyle, geri, ataerkil, erkek egemen Kürt toplumunda kadın devriminin düşünsel temelini hazırlayan Öcalan’ın İmralı sürecinde yürüttüğü barış çabalarını da sahiplenecek…

Ama bu 8 Mart aynı zamanda Rojava devrimine Kürt kadınlarının seferberlik gösterisi de olacak. Türkiye bu 8 Mart eşiğinde gerillanın “sınır dışına çekilmesi” ihtimaliyle çalkalanırken, kimisi bunu “PKK’nin yenilgisi” diye alkışlar, kimisi bu “yenilgi” laflarından etkilenerek “yenildik mi?” diye kaygı duyarken, Rojava’da kadın “ordusunun” ilk taburları çoktan devrimci sürecin ağır görevlerini yüklendi.
Ne oluyor? Kuzey’in kadınları, 8 Mart’ta yakalarına karanfil takıp, “barış” diye haykırırken, Rojavalı kadınlar “militaristleşiyor mu?”… Hayır! Rojavalı kadının elindeki “keleş”, namlusu karanfilli bir barış pankartıdır. Bu kanlı coğrafyada, “Allahüekber” diyerek “düşmanını” boğazlayan “erkeğin” karşısındaki “silahlı kadın”dan daha uygar ne olabilir? O kadın insanlığın uygarlığa adım attığı Mezopotamya’da, birbirinin kanını içen “erkek dünyasını” havaya uçuracak ve insanlığa sonsuz ve asıl barışı getirecek olan “mor ambalajlı“ “patlayıcılarıyla” Rojava devriminin içinde devrim yapıyor.
Evet! 8 Mart’ta alanlara çıkmaya hazırlanan kadınların yüreklerinde haklı kaygılar düğümleniyor; “acaba sınır dışına mı çekilecekler, köylerdeki kadınlar, çocuklar, yaşlılar eli silahlı devlet güçlerinin ve halkla aralarına kan girmiş korucuların insafına mı terk edilecekler, AKP’nin sinsi geçmişine güvenilirse, Kürdün eli böğründe mi kalacak, ya çekilmeden sonra verilen sözler tutulmazsa, halkın hakları tanınmazsa, işte o zaman ne olacak?”   
Evlatları dağda olan kadınların kaygıları haklıdır.  
Ama 8 Mart da mücadele içindeki kadının “bayramıdır”. Bayramda “kaygıya” yer yok. Bu 8 Mart’ta Kürt kadını hiçbir yere çekilmiyor; alanlara iniyor. O kadınların örgütleri şu anda Rojava’da devrim yapıyor, hayatı yeniden örgütlüyor, herkesin “hayal” dediğini “hakikat” haline getiriyor. Bu barış sürecinde yenen, yenilen yok. Çekilecek her gerillanın boşluğunu, Kuzey’deki Kürt kadınlarının milyonluk kitlesi dolduracak…Onları “yenemeyenler”, onları doğuranları yenebilir mi?
Şimdi dünya devletlerinin ödü kopmuş; gözü bağlı Alevi Arabın üzerine benzin döküp, onu bir tekmede ateşe yuvarlayan “çetecilere” korkuyla bakıyor; onların olduğu yerlerde “terör yüklü kamyonlar” yüzlerce insanı bir infilakta yok ediyor; bu kamyon Cilvegözü Kapısı’ndan Türkiye’ye yaklaştı; Türk devletini yönetenler de dehşet içinde. Bu “fundamentalist yangın”, “ılımlı İslam’ın evini” de yakar. Ve Rojava’da Kürtler “bürokratik laikliğin” enkazı üzerinde, “demokratik laikliği” en başta kadınların öncülüğünde kuruyor. “Demokratik ulusun” ilk kolonları, kirişleri Rojava “ortakevinde” çatılıyor; ambargoların yarattığı kıtlık içinde, “eşitlikçi, komünal ahlakın” ilk renkleri ortaya çıkıyor. Ve en önemlisi “silahlı Kürt kadını” Rojava’da hem Esad rejimine, hem Türkiye’nin sızdırdığı çetelere, hem de “erkeğin egemenliğine” karşı, “cinsiyet özgürlükçü” toplumun ilk adımlarını atıyor. Suriye yıkılıyor; ülke büyük bir ekolojik felaketin eşiğinde. Ve Rojava kendi doğasını savunuyor, bu büyük hareket “ekolojik toplumu” kurmaya doğru bir yükseliş halinde.
Rojava bölgenin geleceğidir. O yenilirse, tüm bölge yenilecektir. Kazanırsa yalnız bölge değil, tüm insanlık kazanacaktır.
Gözlerinizi çeviriniz 8 Mart alanlarına, orada kadınların bütün inançlarını, bütün farklılıklarını bir arada göreceksiniz. O farklılıklar erkek “milletini” birbirine düşman etti; kadın ise o farklılıklarıyla büyüyor… Kadın isyanına, her gün yeni, diğerlerinden farklı bir kadın daha katılıyor… Başı tülbentli, tesettür içinde ve açık; Kürt, Türk, Alevi, Sünni, Hıristiyan, Yahudi, Ezidi, Süryani, Rum, Ermeni, Laz, Çerkez, herkes…
İsyan “erkek dünyasını her zaman ikiye böler”, ama kadın dünyasını birleştirir. Kadın isyanı barış demektir.