Sürüp giden zaman içinde yüzlerindeki çizgiler, saçlarındaki aklar, dizlerindeki sızılar çoğalsa da unutmaya ve unutturmaya karşı dirençleri hiç eksilmedi annelerin.
Onlara sonraları başka şehirlerdeki anneler de karşılık verdi. Kayıp yakınları İstanbul’daki gibi; Amed, Cizre, Yüksekova ve Batman’da da her Cumartesi olduğu gibi bu hafta da oturma eyleminde olacaklar.
Kaybetmek ve katletmek bu sistemin muhalif olan kişileri ortadan kaldırmak için kullandığı yaygın yöntemlerden oldu her zaman. Türkiye’de tekçi paradigma ve buna dayalı zihniyet; gerçekleştirdiği katliamları, vahşetleri kendi kahramanlık söylemleriyle kimi zaman kutsallaştırdı ya da en olmaz olayları sıradanlaştırdı, sıradan bir olaymış gibi yansıttı. Toplumda da böyle bir algının oluşmasını büyük ölçüde başardı ne yazık ki. Bu sayede geçmişiyle yüzleşmeyi, hesaplaşmayı değil, unutmayı, unutturmayı tercih etti. Unutturulmaya çalışılan anaların, babaların, amcaların, kardeşlerin akıbeti açığa çıkarılmadıkça ve bize bu sonsuz acıları yaşatanlardan hesap sorulmadıkça insanlığın vicdanı hep yaralı kalacak. "Bir daha asla" diyebilmek için; unutmamak, yüzleşmek ve hesaplaşmak zorundayız.
***
Bu eylemler Türkiye’de hem kayıplara karşı mücadelenin hem de demokrasi mücadelesinin önemli bir mevzisi oldu. Evet…Uzun yıllardır, gülüşünü yitirmiş anneler, eşler, kardeşler, çocuklar var, ellerinde mum izleri, kayıplarını arıyorlar.
Bu arada Cumartesi Anneleri’nin acılarını ve mücadelesini görünür kılmaya çalışan ve toplumsal belleğimize sunan bir sergiden söz etmek istiyorum. ‘Bizler kaybedilmenin ne demek olduğunu biliyor ve sürdürülen bu mücadelenin tanığıyız, biz bu arayışı, bu acıyı biliyoruz’ diyen Toplumcu Gerçekçi Belgesel Fotoğraf Atölyesi (AFSAD) ve İHD’nin Kayıplara Karşı Komisyon'un birlikte hazırladığı "Gözaltında kayıplar, Cumartesi Anneleri/insanları" başlıklı belgesel fotoğraf sergisi, bu kez Amed Büyükşehir Belediyesi sergi salonunda açıldı. Sergide, Cumartesi Anneleri'nin fotoğraflarının yanı sıra 1915 Ermeni Soykırımı'nda katledilen Ermeni aydınların fotoğraflarını da yer alıyor.
Proje sorumluluğunu ve atölye eğitmenliğini Mehmet Özer üstlenmiş. Birgül Şahin’in de asistanlığını üstlendiği bu projede: Alpaslan Koçak, Aygün Doğan, Birgül Şahin, Filiz Sönmez, Gökhan Eren Kamer, Hasan Aytekin, Herdem Doğrul, Kadir Celep, Kemal Çankaya, Lale Bektaş, Mazlum Örmek, Murat Kıcır, Mustafa Eser, Mustafa Özol, Özlem Eser, Sinem Esengen ve Zeynep Yıldız’ın çektiği fotoğraflar yer alıyor. Ayrıca; Aclan Uraz, Ahmet şık, Ali Öz, Alper Turgut, İbrahim Akyürek, ve Hatice Tuncer’in de fotoğraflarını paylaştığı serginin metin yazarlığını da, Ahmet Telli, Sezai Sarıoğlu, Şükrü Erbaş ve Sibel Özbudun üstlenmiş.
Türkçe, Kürtçe, Ermenice ve İngilizce olarak hazırlanmış atölye manifestosunun olduğu bu sergiyi hafıza tazelemek, toplumsal belleğimize kaydetmek için izlemek gerek.