Köydeki evleri iki kez Türk güçlerinin baskını sırasında yakılan Polat Ailesi, yüz yıllardır yaşadıkları topraklara gözyaşları içerisinde veda etti. Aile, yaşatılan zulümden dolayı göç etmek zorunda kaldıklarını söyledi.
ADNAN BİLEN / MA/VAN
Van’ın Erciş ilçesine bağlı Hespenek (Çobandüzü) Mahallesi’nde yaşayan ve 10 Kasım’da bir ihbar olduğu gerekçesiyle yapılan baskında evleri yakılan Polat Ailesi, baskılardan dolayı göç etmek zorunda kaldı. Son 5 yılda evleri birçok kez basılan ve son üç yılda da 2 kez yakılan aile, evlerinin camları ve kapılarını saçlarla kapatarak terk etti.
Evdeki birçok eşyası yanan aile, sadece giyecekleri eşyaları bir aracın bagajına koyarak yola koyuldu. Yıllardır yaşadıkları evlerini, topraklarını, komşularını ve tüm anılarını bırakan aile, gözyaşları içerisinde sürgün gitti. 4 öğrencilerinin de kayıtlarını okullarından sildiren Polat Ailesi, ”Tıpkı 90’lı yıllardaki ailelerimiz gibi biz de zulümden kaçarak topraklarımızı terk ediyoruz” dedi.
Zulümden dolayı göç ediyoruz
”Biz, bize yaşatılan zulümden dolayı göç ediyoruz” diyen 60 yaşındaki Pakize Polat, 4 yıldır yaşadıkları acıyı tarif edemediklerini söyledi. 5 kez evlerinin basıldığını ve iki kez de evlerinin yakıldığını hatırlatan anne Polat, şöyle konuştu: ”İki yıl önce evimizi yaktıklarında 40 gün boyunca dışarıda kaldık ve eve giremedik. Bu yıl da yine evimize yapılan baskında evimiz ve eşyalarımızın tamamı yakıldı. Kızımın çeyizliklerini bile yaktılar. Üç odamıza da gaz bombası atıp tamamını yaktılar. Bu zulümden başka zülüm var mı? Ben bu zulümden dolayı göç ediyorum. Hiçbir eşyamız kullanılacak durumda olmadığından yanımıza almadık. Arabamızın arkasını dolduracak kadar eşya götürüyoruz. O eşyalar da sadece üzerimize giyeceğimiz elbiselerdir.
Biz 10 kişilik bir aileyiz. Allah bu zulmü kabul etmesin. İki üç ayda bir evimize baskın yapılıyordu. Son gelişlerinde bize üç dakika müsaade verdiler, çocuklarımız elbiselerini giymeden o soğukta dışarıya çıktılar ve eve gaz bombası atıp yaktılar. İki yılda bir insanın evi yakılırsa insan burada durur mu? Gece yarısı evimize baskın yaptılar. Çocuklarımız çığlıklarla dışarıya çıktılar. Ben iki torunumu koynuma alarak ancak dışarıya çıktım. İtiraz bile edemeden evimizin içerisine gaz bombası attılar ve evi ateşe verdiler. Çocuklarımızın o baskından sonra psikolojileri bozuldu. Torunlarım gece yarısı uyanıp ‘nene askerler geldi’ diyerek çığlık atıyorlar.”
Üzüntüden boğuluyorum
”Ben yaşadığım sürece bu devletten şikayetçiyim” diyen anne Polat, şöyle devam etti: ”Gideceğimiz yerde de aynı bu yoksulluğu yaşayacağız. Ben doğduğumdan beri bu köyde yaşıyorum. 60 yıldır insan yaşadığı topraktan sürülmesi nasıl zor olmaz? İnsanın bir kedisi evinden kaçtığında insan üzülüyor. Ben toprağıma, arazime ve vatanıma sırtımı dönüp gidiyorum. İnsanın zorunu gitmez mi? İnsan üzülmez mi? Şu an üzüntüden boğuluyorum.”
Gitmiyoruz, sürgün ediliyoruz
”Kedimiz bile gideceğimiz için üzülüyordur” diyerek söze başlayan Berhem Polat ise yakılan evlerinin camları ve kapılarını saclarla kapattıklarını ve göç yoluna koyulduklarını söyledi. Yakılan eşyalarından geriye sadece bazı elbiselerinin kaldığını ifade eden Polat, ”Zaten arabanın arkasını dolduracak kadar eşyamız var. Her şeyimizi burada bırakarak gidiyoruz. Gitmiyoruz, aslında zorla sürgün ediliyoruz. Bu durum bize çok zor geliyor. İnsanın zoruna gidiyor. Yıllardır yaşadığımız topraklardan sürgün ediliyoruz. Şikayet edeceğizimiz bir yer yok, buradan gitmek bizim için en iyisi. Eğer adalet işleseydi 5 kez evimiz basılıp, ikinci kez yakılmazdı.”