Türk işgal güçleri, dün sabah Cizre Belediyesi’ne baskın düzenledi. Cizre Sulh Ceza Mahkemesi’nin “örgüte yardım edildiği” iddiasıyla verdiği karar doğrultusunda yapılan baskında, bilgisayarların hard disklerine ve bazı evraklara el konuldu. Aramanın ardından Türk güçleri belediye binasından ayrıldı. 


Polis evleri yakıyor

Halen saldırıların sürdüğü Sur ve Cudi mahallelerinde ise Türk güçlerinin kapıları kapalı olan evlerin girişini bombayla patlatarak aramalarını sürdürdüğü öğrenildi. Bu nedenle birçok evde yangın çıkarken, dumanların yükseldiği mahallelere itfaiye ekiplerinin gidişine izin verilmiyor. 


Markete gidenler gözaltına alındı

Sabah saatlerinde ise zırhlı araçlardan kimsenin sokağa çıkmaması yönünde anonslar yapan Türk güçleri, kısa sürelerle açılan 2 marketi de ablukaya alarak, müşterileri gözaltına aldı. Burada “sokağa çıkma yasağının ihlal edildiği” gerekçesiyle 219’ar TL para cezası kesilerek, serbest bırakıldı. 

Yine zırhlı araçlarla ilçe merkezinde dolaşan Türk işgal güçlerinin, ırkçı marşlar çalması dikkat çekiyor.


DNA işlemleri ağır aksak

145 kişinin cenazesi Mardin, Şırnak, Urfa ve Antep’teki hastanelerde tutulmaya devam ediyor. Şu ana kadar sadece 13 kişinin cenazesi aileleri tarafından teşhis edilirken, çoğu yakılmış veya vücut bütünlüğü bozulmuş cenazelerin teşhisini kolaylaştırmak amacıyla, ailelerin tek bir yerden kan örneğinin alınması için Mardin’de oluşturulan kriz masasına başvurular devam ediyor. 75 aileden kan örneğinin alındığını belirten Kriz Masası’nda görevli DBP Mardin İl Eşbaşkanı Ömer Öcalan, Mardin’e getirilen 17 cenazeden sadece 5’inin kimliğinin netleştiğini söyledi. Hükümetin katliamı örtbas etmek ve kendisine yönelecek tepkileri aza indirmek için cenazeleri farklı illere yolladığını ifade eden Öcalan, “Bizler de ailelerin farklı illere gitmemeleri için burada Kriz Masası oluşturduk. Ailelerin bilgilerini alarak, kan örneği vermede yardımcı oluyoruz. Ne yazık ki yaşanan vahşetten kaynaklı cenazelerin bire bir tanınması mümkün olmuyor. Gerçekten çok vahşi ve büyük bir katliam yaşandı. Burada da bizler en azından imkanlar dahilinde aileler yardımcı olmaya çalışıyoruz” dedi. 


‘DNA sonuçlarını hızlandırsınlar’

Öcalan, yaşanan vahşetten dolayı çok az kişinin kimliğinin belirlendiğini belirterek, yetkililere, “Sizin yaptığınız vahşet fotoğraflarla ve görüntülerle ortadadır. Bari bu sefer ellerinizi vicdanlarınıza koyup DNA testini hızlandırıp bu ailelerin acılarına son verin. Ailelerin bu yöndeki umutları gerçekten tükenmek üzeredir. Çünkü devletin bu halka bakışını çok iyi görmektedir” diye konuştu.. 


Teşhis edilemeyen cenazeler

Yasa gereği 15 gün içinde aileleri tarafından teşhis edilemeyen cenazelerin mülki amir tarafından defnedilmek zorunda olduğunu hatırlatan Öcalan, Mardin ve diğer illere gönderilip teşhis edilemeyen cenazelere ilişkin de “Vahşetin boyutu o kadar büyük ki kimi cenazelerin gözle tanınacak durumda olması mümkün değildir. Ama bizler her şeye rağmen 15 günlük yasayı zorlamaya çalışıyoruz. Belki yetkililer ellerini vicdanlarına koyarlar da DNA işlemlerini hızlandırır ve aileler kendi cenazelerini alıp kendi memleketlerine götürür diye bekliyoruz. Fakat böyle bir durum söz konusu olmadığı takdirde bizler cenazeleri numaralandırıp belediye ile ortaklaşa olarak defin işlemlerini yapacağız” şeklinde konuştu.


Urfa’da bir teşhis daha

Vahşet bodrumlarında katledilip cenazeleri Urfa’ya getirilen 28 Kürt’ten 22 yaşındaki Sinan Kaya da ailesi tarafından teşhis edildi. Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi morgunda çocuklarını teşhis eden ailesi, işlemlerden sonra cenazeyi alıp defnetmek üzere Mersin’e götürdü.

Urfa’ya getirilen 28 cenazeden Sultan Irmak, Fehmi Dinç, Mesut Arsin ve Ercan Bişkin de aileleri tarafından teşhis edilip memleketlerinde toprağa verilmişlerdi. Kaya’nın da teşhis edilmesi ile Mehmet Akif İnan Hastanesi’nde 12, Balıklıgöl Devlet Hastanesi’nde 6, Siverek Devlet Hastanesi’nde 5 cenaze kaldı.


Antep’te aileler engelleniyor

Katledildikten sonra Antep’e getirilen 20 Kürt’ün cenazesini teşhis etmek için kente gelen ailelere savcılık kararıyla yakınlarının cenazeleri gösterilmiyor. Teşhis için savcılığa müracaat eden ailelere, “Teşhis edilir durumda” olan 4 cenazenin fotoğrafı gösterilirken, ailelerin cenazeleri görme talebi ise kabul edilmiyor. Çocuklarının cenazeler arasında olduğunu düşünen Ali Fıtrat Kalkan’ın ailesinin de, teşhis için savcılığa yaptığı başvuru üzerine 4 cenazenin fotoğrafı gösterilerek, teşhis etmesi istendi. Ailenin cenazeleri görme talebi ise reddedildi. 

Antep’e getirilen cenazeler, otopsi işlemi yapılıp, Yeşilkent Mezarlığı’nda ki morga kaldırıldıktan sonra ilgililere haber verilmiş ve bu şekilde otopsi işlemine avukatların girmesi engellenmişti. Bu uygulama ve teşhis taleplerinin reddi, cenazelere uygulanan vahşetin gizlenmeye çalışıldığı şeklinde yorumlandı.


Silopi’de bekleyiş sürüyor

Cizre’deki vahşet bodrumlarında katledilenlerin aileleri yakınlarının cenazelerinin teşhisi için Silopi’deki Habur Sınır Kapısı’nda kurulan geçici Adli Tıp Kurumu’na (ATK) gelmeye devam ediyor. Yaklaşık 50 ailenin gün içinde geldiği Habur’da şu ana kadar herhangi bir cenaze teşhis edilemezken, geçici ATK’ye gelenler arasında bir aile dikkat çekti.


Devlet çavuşlarını öldürdü mü?

Cizre’de 12 Aralık 2015’te merkeze bağlı Yeniaslanbaşar köyü karakolundan açıköğretim sınavına gitmek için ilçe merkezine geldikten sonra kendilerinden bir daha haber alınamayan ve alıkonuldukları değerlendirilen 2 uzman çavuşun da vahşet bodrumlarına saldıran devlet güçleri tarafından katledildiği iddia edildi. Bu haber üzerine Silopi’ye gelen askerlerden birinin ailesi teşhis için geçici morga girdi, ancak 48 cenaze arasında askeri teşhis edemedi. 

Asker ailesinin Mardin’deki cenazelerin tutulduğu morga da gittiği, ancak herhangi bir sonuç alamadığı için Habur’a geldiği öğrenildi.


24 kişi için direkt başvuru

HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş, vahşet bodrumlarındaki 24 kişi Ombudsman’a başvuru yaptı.

23 Ocak’ta aralarında yaralıların ve çocukların da olduğu 31 sivil Cizre ilçesindeki Cudi Mahallesi Bostancı Sokak No: 23’te bulunan apartmanın bodrum katına sığınmıştı. Ambulans bekleyen yaralılardan, 30 Ocak Cumartesi, saat 12.31’den itibaren haber alınamadı.

Bunlar arasında bulunan Mehmet Yavuzel, Feride Yıldız, Dersim Aksay, Ferhat Saltıkat, Ahi Fırat Kalkan, Mustafa Aslan, Mustafa Vartiyak, Tahir Çiçek, Rıdvan Ekinci, İslam Balıkesir, Serdar Pişkin, Ferhat Karaduman, Sercan Uğur, Rohat Aktaş, Fehmi Dinç, Hacer Aslan, Gülistan Üstün, Sakine Şiray, Berjin Demirkaya, Ramazan İşçi, Mahmut Duymak, Kasım Yana, Osman Gökhan ve İzzet Gündüz için başvuran  Danış Beştaş, şu açıklamayı yaptı: “Cizre’de insani yardım bekleyen 24 yurttaşın sağ olup olmadıkları hakkında bir bilgiye de sahip olmadığımız için tüm ihtimaller göz önünde bulundurulduğu vakit yaşam hakkı başta olmak üzere sağlık hakkı, özgürlük ve güvenlik hakkı gibi temel insan hakları ihlal edilmiştir. Hem kendilerinden haber alınamayan, sağ olup olmadıkları, nerede oldukları belli olmayan 24 kişi açısından hem bu yurttaşların yakınları açısından büyük bir mağduriyet ve hak ihlali söz konusudur. Üstelik tüm ülke kamuoyu da bu olay nedeniyle büyük bir üzüntü ve kaygı içerisindedir. Bodrumda mahsur kalanların sokağa çıkma yasağı nedeniyle dışarı çıkamadıklarından idari başvuru yollarını tüketemedikleri, bu nedenle direkt olarak Ombudsman’a başvurulduğu ifade edildi.” 


 HABER MERKEZİ