Nobel Barış Ödülleri’nin merkezi durumundaki merkezi durumunda İsveç’te ise bu karar tepkiyle karşılanıyor.
Sol Parti’nin Avrupa Parlamentosu Milletvekili Mikael Gustafsson büyük çapta silah ihracaatı yapan Avrupa Birliği ülkelerine Nobel Barış Ödülü verilmesini Norveç’te halkın karşı olduğu AB’nin popülerliğini artırmaya yönelik bir girişim olarak değerlendirdi.
Ödülü kaldırmanın zamanı’
Hükümetin ortağı Merkez Partisi Milletvekili Fredrick Federley de „Eğer Nobel Ödülü Obama ve AB’ye veriliyorsa artık bu soytarıca ödülü kaldırmanın zamanı geldi“ diyerek, AB’ye ödül verilmesine tepki gösterdi.
Sol Parti Lideri Jonas Sjöstedt Avrupa Birliği direktifiyle Avrupa ülkelerinde bankalar kurtarılır, kapsamlı özelleştirmeler yapılır ve iş güvenliği ortadan kaldırılırken AB’ye ödül verilmesinin yoksulluk ve işsizliğin desteklenmesi anlamına geldiğini söyledi.
Konu hakkında görüşlerine başvurduğumuz barış örgütleri de Nobel Barış Ödülü’nün AB’ye verilmesine tepkili. İsveç Barış Derneği Başkanı Anna Ek, AB’nin askeri bir güç olduğunu vurguladıktan sonra dünyanın silahsızlandırılması için mücadele etmeyen bir kuruma ödül verilmesini kuşkuyla karşıladıklarını söyledi.
AB’ye verilmesi bir skandal
13 barış örgütünü bünyesinde barındıran İsveç Barış Konseyi Başkanı Kemal Görgü, Nobel Komitesi’nin AB’ye barış ödülü vermesini bir skandal olarak değerlendirdi. Nobel Barış Ödülü’nün baskı altında tutulan ve özgürlüklerini kazanmak için savaşan halklara verilmesi gerektiğini söyleyen Görgü, Nobel Komitesi’nin son yılllarda bunun tersini yaparak haklara karşı savaşanları ödüllendirdiğini ifade etti. Avrupa Birliği’nin barışı sağlamak için kurulmadığını ve çalışma yürütmediğini hatırlatan Görgü, tersine savaş kışkırtıcılığı yaptığına ve Avrupa’da da ezilen halklara karşı tutum aldığına dikkat çekerek şunları söyledi: „Avrupa Birliği’nin aldığı polisiye önlemler sonucu binlerce mülteci denizde boğularak yaşamını yitirdi. Avrupa’ya ulaşmayı başaranlar da ayrımcılık ve ırkçılıkla karşılaşıyor. Avrupa Birliği ülkelerinde Romanlar ağır baskı koşullarında yaşıyor. Dili ve kültürü için mücadele eden Kürtlere yönelik kapsamlı bir saldırı var. Kürtler tutuklanıyor ve Kürt örgütlerine terörist suçlamaları yöneltiliyor. AB her şeyden önce PKK’ye yönelik ‘terör örgütü’ suçlamasını geri almalıdır“
MURAT KUSEYRİ/STOCKHOLM