Osman Kavala, Gezi’de beraat ettirildi, tahliyesi beklenirken yeni manevrayla gözaltı kararı çıkarıldı. Kavala, cezaevinden Emniyet’te götürüldü, dün yeniden tutuklanması bekleniyordu.

AİHM eski yargıçlarından Türmen, şöyle izah etti: "Ortada bir hukuksuzluk var. Gözaltı, AİHM kararının açık bir ihlalidir; açıkça uygulanmıyor, uygulanmadı. Belli ki böyle plan kurmuşlar.

Selahattin Demirtaş’a, Atilla Taş’a, Selçuk Kozağaçlı’ya yapıldığı gibi bir plan kurulmuş. O plan da TCK 312’den beraat ettirilip TCK 309’dan tekrar tutsak etmek şeklinde.

Tahliye kararının ardından serbest bırakılmadan gözaltına alınan insan hakları savunucusu ve iş insanı Osman Kavala’nın 15 Temmuz’daki devlet içi soruşturma kapsamında dün savcılığa sevk edilmesi bekleniyordu.

Tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nden önceki gece İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen Osman Kavala, Terörle Mücadele Şubesi’nde tutuldu. Hakkında 24 saatlik gözaltı süresi bulunan Osman Kavala’nın, bu süre zarfında Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne savcılığa sevki bekleniyordu. Osman Kavala, önceki gün görülen Gezi Davası duruşmasında beraat etmiş ve İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi tahliyesine hükmetmişti. Kararının ardından İstanbul Başsavcılığı Osman Kavala hakkında gözaltı kararı almıştı. İstanbul Başsavcılığı’nca hakkında 15 Temmuz’daki devlet içi çatışmaya ilişkin yürütülen bir başka soruşturma olduğu öğrenilen Osman Kavala, TCK’nın 309. maddesi uyarınca ‘Anayasal Düzeni Bozmaya Teşebbüsle’ suçlanıyor. Osman Kavala 840 gündür cezaevindeydi.

AİHM kararı vardı

Kavala için 10 Aralık 2019’da ”hak ihlali” kararı vererek derhal serbest bırakılmasını isteyen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararında, söz konusu soruşturmaya değinilmiş, dosyadaki delillerin şüpheyi haklı kılmaya yeterli olmadığı vurgulanmıştı.

Kavala’nın beraat ettiği Gezi Davası sonrası serbest bırakılmada başka bir dosyadan gözaltına alınmasını bianet’e değerlendiren AİHM eski yargıçlarından Rıza Türmen, yaşananların hukuksuzluk olduğunu söyledi. AİHM kararının hem Gezi’yi hem de 15 Temmuz soruşturmasını kapsadığını dile getiren Türmen şöyle devam etti: ”Ortada bir hukuksuzluk var. Çünkü AİHM kararı sadece Osman Kavala’nın Gezi Davasında yargılandığı TCK 312. maddeyi değil, dün öğrendiğimiz 15 Temmuz soruşturmada yapılan TCK 309 suçlamasını da kapsıyor. AİHM, Aralık’ta verdiği ‘derhal serbest bırakılmalı’ şeklindeki kararda bu konuyla ilgili ‘Makul şüphe yoktur’ dedi. 15 Temmuz’la ilgili yapılan tutuklamayı da incelemiş ve burada makul bir şüphe yoktur sonucuna varmış. Osman Kavala için verilen AİHM kararının bu dosya için de uygulanması gerekiyor. Yapılan gözaltı AİHM kararının açık bir ihlalidir. Tabii bu durumun artık hukukla ilgisi yok. AİHM kararı açıkça uygulanmıyor, uygulanmadı. Belli ki böyle plan kurmuşlar. Selahattin Demirtaş’a, Atilla Taş’a, Selçuk Kozağaçlı’ya yapıldığı gibi bir plan kurulmuş. O plan da TCK 312’den beraat ettirilip TCK 309’dan tekrar tutsak etmek şeklinde.”

Ne ilgisi var 15 Temmuz’la?

Osman Kavala’nın 15 Temmuz’la nasıl yan yana getirileceğini anlayamadığını, bu konuda kanıt bulanamayacağını kaydeden Türmen, ”Osman Kavala’nın ne ilgisi var 15 Temmuz’la. Belli ki, hükümet AİHM kararının arkasından dolanmak isteniyor. 10 Mart’ta Osman Kavala’nın AİHM kararı kesinleşecekti. Kesinleşmeden önce karar verdiler ve şimdi Kavala’yı serbest bırakmamak için hukuku zorluyorlar. Bu tabii hukuk devletiyle bağdaşmayan bir şey ama hukuk devletinin rafa kaldırıldığı bir Türkiye’de yaşıyoruz artık” şeklinde konuştu.

TCK 309 ve 312 ne diyor?

Madde 309 (Anayasayı ihlal) - (1) Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs edenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılırlar.

(2) Bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur.

(3) Bu maddede tanımlanan suçların işlenmesi dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

Madde 312 (Hükûmete karşı suç) - (1) Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs eden kimseye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir.

(2) Bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur.

Karar önceden planlanmış

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Mardin Milletvekili Mithat Sancar da bu durumun yabancısı olmadıklarını belirterek, Sancar, şunları söyledi: “Demirtaş için de aynısı yapılmıştı dolayısıyla bu devletin içinde farklı kanatların çok sert bir mücadelesinin ya da kavgasının devam ettiğini gösteriyor. Demek ki devlet içinde hatta iktidarın içinde çok sert bir kavga var. Bu kurumları tahrip eden toplumda çatışma hatlarını, gerilim noktalarını derinleştiren çok tehlikeli bir durumdur. Dolasıyla bizim burada yapmamız gereken şey bu ciddi durumun farkında olmak ve ortak mücadeleyi daha da ileri taşımak.”

Kavala’nın tekrar tutuklanacağını kaydeden Sancar, “Öyle anlaşılıyor ki bir kurgu var. Bütün tedbirler ya da hamleler hesaplanarak bu karar çıkarılmış muhtemelen savcılık aşaması da sonra mahkemeye sevk aşaması da planlanmış” diye konuştu.

Erdoğan: Beraat ettirmeye kalktılar

Türk Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep T. Erdoğan, partisinin dünkü Meclis Grup Toplantısı‘nda bu konuyla ilgili de konuştu. Erdoğan, Gezi davasında verilen beraat kararlarına ilişkin şunları ifade etti: “Bakınız bunlar masum bir ayaklanma hadisesi değildir. Bunlar ciddi manada perde arkasında Soros türü bazı ülkeleri ayaklandırmak suretiyle oraları karıştıran tipler vardır. Onun da Türkiye ayağı malum içerideydi. Bir manevrayla dün onu beraat ettirmeye kalktılar Onunla beraber başkaları da bu işin içinde.  Her kim bu olayları masum bir çevre hareketi olarak tanımlıyorsa bu ülke ve milletin düşmanıdır. Toplumumuzu bölmeyi amaçlayan Gezi olaylarını milletimizle omuz omuza vererek bitirdik. Gezi’de başaramadıklarını 17-25 Emniyet Yargı girişiminde denediler. Bunu da bozduk. Bu defa çukur eylemleriyle doğrudan topraklarımızı bölmeye çalıştılar. Bizim ve milletimizin gözünde Gezi’nin ve bu kalkışmanın önünde yer alanların hükmü asla değişmeyecektir. Milletimiz müsterih olsun bu meseleyi de sonuna kadar kararlılıkla takip edecek, adaletin tecellisi için son nefesimize kadar mücadeleyi sürdüreceğiz.”

 

İSTANBUL