Böyle bir araştırma yapacak olanlar için Tayyip Erdoğan iyi bir denek olabilir.
Çünkü Erdoğan, ne zaman uçak yolculuğu esnasında konuşsa, bilmediğimiz birçok konuyu ifşa ediyor.
Önceki gün Afrika zirvesi dönüşünde, uçakta yaptığı konuşma da bu türdendi.
Erdoğan’ın, 6 Ekim’de Antep’te yaptığı ve "Kobanê düştü düşecek" dediği konuşmasının arka planını da bu uçak konuşmasından öğrendik.
ABD’nin, müttefikliğinin gereğini yerine getirmediğini belirten Erdoğan, bu iddiasına kanıt olarak Obama ile yaptığı konuşmayı gösterdi.
"Obama’ya PYD’nin de PKK gibi bir terör örgütü olduğunu söyledim. Kobanê’nin 2 güne kadar düşebileceğinden söz etti. Ben de Kobanê’den 200 bin insanın ülkemize geçtiğini, sivil kalmadığını, 2 bin civarında savaşçı olduğunu anlattım. Ama buna rağmen o gece oraya silah indirdiler."
Bu konuşmanın bam teli, "ama buna rağmen" kısmıdır.
Erdoğan, Obama’ya Kobanê’de sivil kalmadığını, orada sadece 2 bin civarında savaşçı olduğunu, bunların da PKK ve PYD’li teröristler olduğunu belirtmiş.
Dolayısıyla DAİŞ çetelerinin Kobanê’yi düşürmesinin ciddi bir sorun yaratmayacağını, bu işgal sırasında 2 bin Kürt savaşçının ölmesinin de bir sorun olmayacağını anlatmış.
Erdoğan, Obama’nın, "Kobanê iki güne kadar düşecek" sözlerine inanarak ertesi gün Antep’te, o meşhur "Kobanê düştü düşecek" konuşmasını yapmış.
Hani o bütün Kürtlerin tepkisini zirveye çıkaran ve büyük bir serhildanın kıvılcımını çakan konuşmayı.
Erdoğan, Kürt halkının Kobanê’deki direnişe verdiği önemi ve değeri anlamak istemiyor, umursamıyor. Kobanê’nin düşmemesini hala içine sindiremiyor, hala hayıflanıyor. "Kobanê neden bu kadar önemli?" deyip duruyor.
Bu tepkisini o kadar belli ediyor ki, "tam Kobanê düşecekken" diyor, "ama buna rağmen o gece oraya silah indirdiler" diye hayıflanıyor.
Tayyip Erdoğan, ABD’nin Kobanê direnişine silah yardımı yapmasını müttefikliğe aykırı bir tutum görüyor.
Erdoğan açıkça, "Kobanê’ye silah yardımı yapılmamalıydı" diyor.
Erdoğan’a en çok koyan da, Obama’nın "Kobanê iki güne kadar düşecek" sözlerine güvenerek yaptığı açıklamanın boşa düşmesi olmuş.
Sanıyorum Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sındaki bir replikti; "başkalarına ait bir gerçeği tekrarlamaktansa, kendinize ait bir yalan daha iyidir. Birincisinde papağan olursunuz ikincisinde yalancı" diyordu.
Kaderin cilvesi işte…
Tayyip Erdoğan, Kobanê direnişinde ikisini birlikte oldu: Yalancı papağan!
Hala olup biteni anlayamaması, ağzıyla söylediğini kulağıyla duymaması ve dinmeyen öfkesi ondan.