
Aslı Telli AYDEMİR*
Şiir Atışması, (orijinali Poetry Slam) sözlü şairlerin orijinal eserleri okudukları bir yarışmadır. İlk olarak şiir okuma yarışması adı altında 1984’te BuckTown, Chicago’da başladı. İzleyici odaklı düşünmekten çok, dünya hallerini paylaşmak ve gündelik meseleleri çözmek için amatör şairlerin adeta sıraya girip sürdürdüğü bu geleneğin, tarihsel-sosyolojik perspektifine göz atmalı biraz…
Amerikan mikrofon şairlerinden (open-mic) Marc Smith, 19 yaşında şiir yazmaya başladı ve kendini sosyalist olarak tanımlıyordu. İlk olarak akademiden popüler kitleye şiir resitalleri denemesi yapan kişidir. Bir şiir slamındaki performanslar genellikle beş kişilik bir hakem heyeti tarafından değerlendirilir; bu hakem heyeti alışkanlık olarak seyirci arasından seçilir veya bazen değerlendirme izleyici tepkisi ölçülerek de yapılabilir. Hakemler genelde her şiiri 0-10 arasında bir skorla değerlendirir (sıfır en kötü ve on en iyidir). En yüksek ve en düşük puanlar düşürülür ve ortalama üçü tutulur. Bir kişinin alabileceği en yüksek skor 30’dur ve en düşük skor 0’dır.
Şiir sesi ve konuşma sanatı olarak da adlandırılabilecek bu halk yaratıcı evreni, kendi kendini sorgular durur. Düşünsenize, gazete saçmalık yapsa da sadece olumsuz ruh halini, kendi imajını etkileyen şey. Şimdi kaç tane gazete okunduğunu ve okunan herhangi bir gazetenin, hatta her birinin içeriğini düşünün. Çöpten hallice pek bir haber yoktur, değil mi? Peki ilim irfan için elimizden geleni yaptık da ne oldu? Bir şey değişti mi? Peki şu soruya yanıt verin o zaman çabucak: Gazete mi, gezegen mi?
Herkes Şiir Atışması’na katılabilir. Belirli bir zaman sınırı içerisinde şiirler, sözlü metinler, hikayeler veya rap sözleri gibi herhangi bir metin biçiminin orijinali okunabilir. Dil ve ses ile mümkün olan her şeye izin verilir ve uygulanır. Sadece (ağırlıklı olarak) şarkı söylemek yasaktır ve mikrofon yerine süpürgeler kullanılmamalıdır!
90’lı yılların başlarında, Şiir Slam kültürü Amerika Birleşik Devletleri’nden Almanya’ya ithal edildi ve hızla Alman şehirlerinde yayılıyordu. Bugün, Almanca konuşan Şiir Slam sahnesi, ABD’den daha geniş ve daha çeşitli. Şimdilik Şiir Slamı olayları, Almanca konuşulan ülkelerdeki kırsal alanların yanı sıra her büyük ve küçük kentte de gerçekleşir. Seyirci sayıları 50 ila 800 kişi arasında değişmektedir.
Formata biraz daha etraflıca bakarsak; özel edebi performans ve resepsiyon biçimi ile mevcut edebiyat ve kabare kanonunda kendisini “slam-şiir” ve “şiir anlatısı” terimleri altında kuran, kendine has estetiği ile özerk, sanatsal bir form geliştirildi. Geleneksel şiir slam etkinliklerine ve ilgili formatlara ek olarak, gençlerin tanıtımı sahnenin merkezi bir görevi haline geldi. Dil, ses ve beden kullanımı eğitimi verilen okullarda; Şiir Slam atölyeleri giderek popüler hale geliyor. Kimbilir belki de bu kuşaklar arası geçiş, daha önce çoklu medyanın yapamadığı canlı etkileşime ve dolaysız iletişime yol açar.
Özellikle Berlin’de geçen Eylül ayında gerçekleşen, YouTube’dan izlediğim, afişini de metne iliştirdiğim üstün amatör performansları dinledikten sonra ve hatta hemen şimdi;
#WordsUp! #SlamIT! und #RezitiereDas!
Dilerim her gün şiir aksın önünüzden yavaşça…
* Universität Siegen / Locating Media, Misafir Araştırmacı

Hayali kitabın ilk şiiri
Sarah KAY
Kitap ben olsaydım
geldiğinde derhal orda olurdum
Beni izlemek için sayfaları
taramaya başlayın.
Adımı, vücudumun referanslarını,
sırlarımı ve anlarımı paylaştık.
Kendime dair kanıt bulursam
dehşete düşermiş gibi
davranırdım ama gerçekten dua ederdim
Tek bir söz bile bulmak için.
Böyle bir şey yapamazsın.
Umrumda bile olmazsın.
Sen bunu kitap rafına koyabilir ya da daha da kötüsü,
bir yığın kağıt altına saklayabilirsin.
Onu unutabilir veya kenara koyabilirsin.
Sonra gizli bir Noel hediyesi olarak birisine verebilirsin...
asla bilemeyeceğim
Fakat sen benim gibi olursan, hemen
Hâlâ belkemiğimde piyano çalabildiğini düşünüyorsan,
o şekilde uyurken,
Kulaklarıma fısıldıyor,
Ceket ceplerine not atmalarım ve
tüm bu göz kırpmaların
Ne ifade etmediğini merak ediyorsan diye
söyleyeceğim sana:
Burada gölge bulmak için çok uğraşmalıyım.
Parmak izlerin bu sayfalardadır.
Üstelik çok ayak sesi var;
Karda.