Çalışmalarında hareketsiz ve yüzsüz suretleri tercih eden genç Kürt ressam Lawand Attar, “Resimlerimdeki figürler belki yavaş hareket ediyorlar ama ışığa doğru yürüyorlar. Resimlerim yaşama tutkusunu dillendiriyor” şeklinde sanata bakış açısını özetliyor.

Rojavalı Kürt ressam Attar, “Ekinoks: Beyrut’dan Londra’ya” adlı resim sergisiyle, bu kez de, Londra’da sanatseverlerle buluştu. Avrupa’nın birçok kentinde resimleri sergilenen Halep doğumlu Lawand’ın Londra sergisi, 29 Kasım tarihine kadar The Mosaic Rooms adlı galeride görülebilecek. Suriyeli ünlü şair Adonis ve Fransız şair Pascale Petit ile ortaklaşa hazırladıkları sanat kitaplarının da sergilendiği serginin çoğunluğunu, genç ressamın Beyrut’ta yaptığı resimler oluşturuyor. Serginin bundan sonraki durağı ise Belçika’nın Antwerpen ile ABD’nin New York kentleri.
The Mosaic Rooms’da bulunan sergiyi gezerken Lawans ile resimleri, klasik şiire olan bağlılığını ve daha 10 yaşındayken ailesi ile Fransa’ya uzanan göç hikayesini konuştuk.

Resim yapmaya ara vermedi

Genç yaşına rağmen Lawand Attar şu ana dek onlarca serginin ve yüzlerce resmin sahibi…Resimlerini ilk defa Fransa’nın Lille kentinde babasının sergisinde görücüye çıkarmış. Lawand’a göre herkes birer ressam aslında. Lawand, herkesin daha okul sıralarında mutlaka resim yaptığını, ancak kiminin resim yapmaya devam ettiğini kiminin ise bıraktığını söylüyor. Kendisi ise hiç ara vermemiş. Yıllar içerisinde resimlerindeki farklılığı bir değişim değil; bir süreklilik olarak yorumluyor.

Fransa’ya gitmek istemedi

Lawand, 1993’de babasının Fransa’ya göç etmesini siyasetten ziyade tamamen kültürel nedenlere bağlıyor. Lawand annesi ve kardeşleri ile birlikte ancak bir sene sonra babalarının yanına Fransa’ya gidebiliyor. Göç kararını ise Lawand, “Fransa’da yeni bir yaşam kurmak için her şeyimizi sattık. Halep’ten ayrılmayı hiç istemedim. Bilirsiniz biz Kürtlerin çocukken bir sürü annesi vardır. Annem, halalarım, teyzelerim ve ablalarım içerisinde güzel bir çocukluk geçirdim. Hayatımın en güzel yılları Halep’te geçti” şeklinde açıklıyor.

Kürt olmak umut veriyor

Babası Kürt, annesi Arap olan Lawand, kendisini bir Kürt olarak tanımlıyor. Lawand, “Kürt olmak bana umut veriyor. Biz Kürtler, büyük imparatorluklar istemiyoruz. Yeni bir toprak da fethetmek istemiyoruz. Gökyüzümüze, toprağımıza ve suyumuza karışmasınlar yeter” şeklinde konuşuyor.
O, resimle tanışmasını, daha çocuk yaşta müzikle tanışan Michael Jackson’ın hikayesine benzetiyor. Tek fark ise Michael Jackson babası ile çatışırken kendisi hiç çatışmamış. Babası ile resimlerindeki farkı ise, “hayata bakış arasındaki farktan” kaynaklandığını belirtiyor. Babasının resimleri güzellik ve estetik imgeleri üzerine kuruluyken, Lawand kendi sanat tarzını daha realist olduğunu belirtiyor. Babası Şam’da sanat akademisinde okurken, kendisi resim konusunda eğitim almaya karşı çıkmış. Kendi deyişiyle, “Resimlerinin şekillendirilmesine izin vermemek için güzel sanatlar okulunda okumak istememiş”. Resimlerinde mistik ve klasik şiirinin etkilerinden bahseden Lawand, psikoloji üzerine araştırmalar yapmasının kendisine ayrıca çok faydasının dokunduğunu ifade ediyor. Suriyeli ünlü şair Adonis ile tanışmasını da resim sanatında bir dönüm noktası olarak değerlendiriyor.

Savaşın resimlerine yansıması
Resimlerinde yüzsüz başların, boyundan asılmış insanların ve gizlenmiş ellerin ağırlıklı olduğu suretler, zamansız ve mekansız bir boşlukta kalmış gibiler. Hareketten tamamen uzak, bu figürler ya yalnızlar ya da yanlarında sadece bir çocuk var. Resimlerinde tek bir meseleyi işlemeyip evrenseli yakalamaya çalıştığını belirtse de Lawand, Suriye’deki mevcut savaşın ve ıstırabın kendisini ve resimlerini etkilediğini söylüyor.
aşkalarının ıstırabı meselesine ilişkin de, “Resimlerimde kendi ıstırabımdan bahsetmiyorum başkalarınınkini anlatıyorum çünkü mutlaka benden daha çok acı çeken insanlar vardır” diyor. Rojava ve Suriye’deki savaşın lanse edilmek istenilenin tersine dini ve ekonomik nedenlere dayanmadığını aktarıyor. Dış ülkelerin müdahalesini de ,”Her ülkenin Suriye politikasında farklı bir çıkarı var. Kimseye güvenemiyorum” şeklinde yorumluyor. Resimleri hareketsiz ve yüzsüz suretlerle ölümü çağrıştırsa da Lawand resimlerinin kötümser bir tavır içerisinde olduğu yorumlarına karşı çıkıyor. Lanse etmeye çalıştığı pozitivizmi ve iyimserliği ise şöyle açıklıyor: “Resimlerimde az figürün olmasına rağmen ben yalnızlığın ressamı değilim. Her bir figürde bütün insanlığı görüyorum. Resimlerimdeki figürler belki yavaş hareket ediyorlar ama ışığa doğru yürüyorlar. Resimlerim yaşama tutkusunu dillendiriyor. Ölüp küle dönüşsek de küllerimiz bir gün başka bir şeye dönüşecek. Hayat hiç bir zaman son bulmayacak.”
Girişin ücretsiz olduğu sergi, The Mosaic Rooms, 226 Cromwell Road, SW5 0SW adresinde. Salı‘dan Cumartesi’ye kadar saat 11.00-18.00 saatleri arasında 29 Kasım’a kadar gezilebiliyor.


ÖZLEM GALİP/LONDRA